
Görsel Betimleme: Siyah perdelerle kaplı bir tiyatro sahnesinde geçen bir oyun anı. Sahne üzerinde, ince siyah direklerin ucuna yerleştirilmiş, içi halka şeklinde ışıklandırılmış toplam dört adet yuvarlak, minimalist aydınlatma dekoru yer alıyor. Sahne odağında iki oyuncu bulunmakta. Solda, gri bir kutunun/sandığın üzerine oturmuş, bordo gömlekli ve kot pantolonlu bir erkek oyuncu yer alır; ellerini savunma veya durdurma jestiyle öne doğru uzatmış, endişeli bir ifadeyle sağındaki kadına bakmaktadır. Sağda ise beyaz tişört üzerine gri yelek ve koyu renk pantolon giymiş, uzun saçlı bir kadın oyuncu ayakta durmakta ve adeta erkek oyuncuyla konuşmakta veya ona doğru hamle yapmaktadır.
İki insanın davranışları ve karakterlerinin günlük yaşamlarındaki seçimlerine yansımaları maksimum kaç farklı varyasyon ile anlatılabilir? Takımyıldızları oyununda Nick Payne, bu versiyonlardan bazılarını bizlere anlatmaya çalışmış.
Özge Erdem ve Kemal Kayaoğlu’nun oyunculuğunu üstlendiği bu “tek ilişki, sonsuz olasılık” denkleminde, karakterler, senaryolar ve tepkiler o kadar yumuşak ve hızlı bir şekilde değişiyor ki, kaç farklı versiyon olduğunu saymakta zorlandım ki hala da sayıdan emin değilim.
Bir partide tanışan iki insanın paralel evrenlerdeki alternatif yaşamlarını anlatan oyun, çiftin hayatta yaptığı veya yapmadığı her seçimi, aldıkları veya almadıkları her kararı aynı anda bizlere gösteriyor.
Fizik ve uzay bilimi ile ilgilenen kadın karakter, erkek karakter ile tanışma sahnesinde büyük bir heyecanla ona uzay biliminden, alternatif evrenlerden, izafiyet teorisinden bahsederken, seçimlerimizi “belirleyen” iki temel matematik denkleminin, her çözümde aynı sonucu verdiğini anlatıyor. Buna göre, iki denklemde de aynı sonuca varılmasının sözel ifadesini “Yaptığımız her seçimin sonucu önceden belirlidir” şeklinde yapıyor.
Tanışma sahnesinin başından beri kadının anlattıklarını yeterince dinlemeyen, hormonları zirvede adam ise bu determinist yorumu duyunca bir anda ilgisini çekiyor ve “Nasıl yani, seçimlerimizin sonucu önceden belliyse seçim yapmanın ne anlamı var?” diyor. Kadının bu soruya karşılık kahkaha atıp “İşin eğlencesi orada ya” demesi “nasıl yani, seçimlerimizin sonuçlarının önceden belli olmasının neresi eğlenceli olabilir?” dedirtiyor insana.
Çok basit bir örnek ile hayatı “sonsuz koşu” oyununa benzettiğimizde, seçtiğimiz her yolda önümüze çıkacak engeller bellidir. Bu seçimleri karakterimiz, davranışlarımız, o anki jest mimiklerimiz duygu durumumuz doğrudan etkiler. Oyunda bize söylediği de bu.

Görsel Betimleme: Fotoğrafı çeken kişinin eli ön plandadır ve parmağında ince bir yüzük bulunmakta. Elinde, üzerinde büyük, köşeli ve stilize harflerle “TAKIMYILDIZLARI” yazan siyah bir oyun broşürü veya kitapçığı tutmaktadır. Sağ üst köşesinde küçük harflerle “KAOS” ibaresi yer alır. Bir önceki görseldeki tiyatro sahnesinin, oyun öncesi veya sırasındaki genel görünümüdür. Tüm sahne yoğun ve loş bir mavi ışıkla (blacklight/neon havasında) aydınlatılmıştır. Arka planda yine halka şeklinde parlayan yuvarlak aydınlatma dekorları ve ortada ışık saçan küp şeklinde şeffaf bir nesne görünmektedir.
Hayatın içinden gelen birkaç problem ana öge olarak belirlenmiş; tanışma, ilişki, aldatma, hastalık, ölüm.
Nick Payne’in yaratıcı zekası ve oyuncuların üstün performansları bize 70 dakikalık harika bir deneyim yaşattı. Özge ve Kemal, oyunculuklarıyla bizi hem güldürdü hem de hayatı sorgulattı. Üst üste farklı duyguların yansıtıldığı bir performans sergilemek epey zordur diye tahmin ediyorum. Yazının sonuna gelirken, sahne dekoru ile bizi gerçekten başka bir evrene ışınlayan sahne tasarım ekibine ve arka planda çalışan herkese sonsuz teşekkürler. Oyunun sahnelendiği Minoa Pera’nın kitabevi ve bar kısmında vakit geçirmek insanı ayrıca nostaljik bir havaya sokuyor, self-date için ideal bir mekan diyebiliriz.
İstanbul, Beyoğlu Minoa Pera’da 30 Mayıs’ta tekrardan sergilenecek oyunu imkanı olan herkese tavsiye eder, gideceklere şimdiden keyifli dakikalar dilerim.






Bir Cevap Yazın