Türkiye’nin hayvan sömürü haritasını çıkaran hayvan foto muhabiri Havva Zorlu: Hayvanlar öldürülürken hızlanan nefes alış verişimden vizörümün buğulandığı anlar oluyor.

İnsanlar her yıl yaklaşık 80 milyar kara hayvanını öldürüyor. Deniz canlılarına dair yaklaşık bir sayı dahi yok çünkü onlara dair istatistikler tonlar üzerinden toplanıyor bir başka deyişle bedenlerinin tekil değeri yok.

İnsanın, insan dışı hayvanlara karşı sürdürdüğü bu isimsiz savaşın diğer tüm savaşlar gibi kazananı yok çünkü dokunduğu her şeyi “altına” çevirmekle lanetlenen insan; içinde yaşadığı dünyayı hızla yok ediyor.

Fotoğraf: Havva Zorlu Edirne Kapıkule Sınır Kapısı, Canlı Hayvan Pazarı çekiminde, 2023, Lukas Vincour

Susan Sontag “Başkalarının Acısına Bakmak” eserinde “Başlarından savaş deneyimi geçmemiş insanların savaşı kavrayış biçimleri, şimdilerde esasen bu görüntülerin etkisiyle belirlenir” derken savaş fotoğraflarının kitleler üzerindeki etkisine dikkat çekiyordu. Konuyu hayvan sömürüsünün fotoğraflanması açısından ele alırsak, çoğu insanın “savaş” olarak tanımlamadığı bir sahadan gelen görüntülerin insan dışı hayvanlara dair mevcut yargıları güçlü bir şekilde sarsabileceğini söylemek mümkün.

Son projesinde Türkiye’nin çeşitli kentlerindeki hayvan sömürüsünü görüntüleyen Havva Zorlu tam olarak bu amaçla fotoğraf makinesine sarılıyor. Zorlu, işini Jo-Anne McArthur’un kazandırdığı bir terimle tanımlıyor: “Hayvan foto muhabiri”.

Çoğu zaman hayvanların öldürüldüğü ana tanıklık eden ve onu görüntüleyen Zorlu’ya bu çalışmanın kendisine nasıl hissettirdiğini soruyoruz. Zorlu, “Kolay değil. Öldürülürken fotoğrafladığım hayvanların yerine yenileri gelmesin diye devam edebiliyorum” diyor.

Fotoğraflarla değişen yasalar

Hayvan foto muhabirliğine nasıl başladınız?

Dokuz Eylül Fotoğraf Bölümü’nde okurken aklımda hayvan sömürüsünü belgelemek vardı. Ancak süt çiftliğine, mezbahanelere nasıl girebileceğimi henüz öğrenmemiştim. Hayvanların esir tutulduğu “hayvanat bahçeleri”ndeki esareti görüntüleyerek başlamak istedim. Bu süreçteHayvan Hakları İzleme Komitesi’yle iletişime geçtim ve onlardan hem vegan aktivizmin nasıl yapılabileceğini öğrendim hem de ilk görüntülerimi bir “hayvanat bahçesinde” çektim.

Daha sonra bu alanı araştırdıkça Vegan Derneği Türkiye’nin 2020’de düzenlediği Vegan Festival’de We Animals Media‘nın (WAM) kurucusu Jo-Anne McArthur’un dinledim.  Çok etkileyici bir konuşmaydı, McArthur’un ve We Animals Media ekibinin hayvan sömürüsünü fotoğraflayarak değiştirdiği yasa ve uygulamaları öğrendim. Bu değişim umudu çalışmalarımı sürdürmem için en büyük motivasyon oldu.

İlk projeniz “Süt”. Buradaki çalışmalar nasıl ortaya çıktı?

Üniversite son yılında hayvan foto muhabirliği üzerine çalışmak istediğime karar verdim. Lewis Hine nasıl dönemin işçi ve göçmenlerini fotoğraflıyor ve eşitsizliği ortaya çıkarıyorsa benzerini hayvanlar için yapmak istedim ve 2022 Haziran ayında bitirdiğim lisans tezim için mezbaha ve süt çiftliklerine girdim.

Çalışma sırasında ziyaret ettiğim bu süt çiftliklerinde, hayvanların doğumdan mezbahaya süren yaşamlarının acılarına tanık oldum. Çekim yaptığım mezbaha görece küçük ölçekli işletmeydi, buralar da dahi ne kadar çok sömürü olduğunu gördüm.

Ardından bu proje için çektiğim fotoğraflar önce Dokuz Eylül Üniversitesi’nde sergilendi. Daha sonra bu fotoğraflar ve süreçteki deneyimlerimle İstanbul Vegfest’te (2022), Didim Vegfest’te (2023) ve Ankara Barosunun düzenlediği bir panelde “Hayvan foto muhabirliği ve Türkiye’den Süt Çiftliği Gerçekleri” başlıklı bir sunum yaptım.

Yine 2023 yılında, Kıraathane İstanbul Edebiyat Evi’ndeki “Animal Gaze/Hayvan Bakışı” sergisinde, Look Again/Tekrar Bak isimli bir video kolaj çalışmamla yer aldım.

Türkiye’nin hayvan sömürü haritası

Son projenizde We Animals Media’yla (WAM)çalıştınız. Yolunuz nasıl kesişti?

2021 yılında çektiğim hayvan sömürüsüne dair ilk fotoğraflarımla, WAM’ın o yıl başlayan ve her sene sürmesi hedeflenen Fellowship programına başvurdum. İlk başvurumda kabul edilmedim ancak bu alanda daha fazla tecrübe kazanırsam yaklaşan Kurban Bayramı’nda çekim yapmam için görevlendirilebileceğimi söylediler. İlk iletişimimiz böyle kuruldu.

O dönem lisans tezimi hazırlıyordum. Tezim için süt çiftlikleri ve mezbahada yaptığım çekimleri We Animals Media’yla paylaştım. Ardından Kurban Bayramı’nda çekim yapmak üzere görevlendirildim.

Son projeniz ne hakkında?

Türkiye’nin hayvan sömürü haritasını oluşturmak istedim. Bu amaçla Türkiye’nin çeşitli bölgelerindeki hayvan sömürüsünü kültürel bütünleşme içinde göstermeye çalıştım.

Tüm sömürüyü tek bir çalışmayla anlatmak elbette mümkün değil belki de yıllarca devam edecek bir proje bu.

Hangi bölgelerdeki sömürüyü fotoğraflayabildiniz?

Kars’ta kaz üreticiliği, Antalya’da eşek sütü çiftliği, Mardin’in dar sokaklarında çöp toplatılan eşekler, Aydın’da deve sütü sömürüsü, İstanbul ve Edirne’de canlı hayvan ticareti, Konya’da yumurta üretimi, Batman’da arıcılık, Trabzon’da balıkçılık…

“Hayvanlar öldürülürken hızlanan nefesim vizörü buğulandırıyor”

Bunca deneyimin ardından hayvanların sömürüsünün normalleştirilmesine dair ne düşünüyorsunuz?

Öncelikle şunu söyleyeyim, hayvan sömürüsünü sürdüren insanlar hayvanların yaşadıkları acının farkında. Mesela eşek yavrusuyla bir araya gelmeden süt vermiyor, sütü almak için eşeği yavrusundan on beş gün sonra ayırıyorlar. Anne eşeğin gözünden yaşlar akıyor, diyorlar ki “yavrusundan ayırdığımız için ağlıyor”. Benzer şekilde tavukların kümesten çıkmaya, kaçmaya çalıştıklarının da farkındalar ya da Kurban’da kesim öncesi hayvanın gözlerini kapatmalarının sebepleri de bu.

Farkında olarak bu sömürüyü sürdürüyorlar.

Bir canlının öldürüldüğü anlara tanıklık etmek ve göstermek sizi nasıl etkiliyor?

Çekim yapmak teknik kısmı, bu o kadar zor değil, araya bir fotoğraf makinesi koyuyorsun. O benimle yaşanan arasında bir kalkan görevi görüyor. Ancak travma sonrası stres bozukluğu yaşıyorum ve elbette her zaman güçlü kalamıyorum. Hayvanlar öldürülürken hızlanan nefes alış verişimden vizörümün buğulandığı anlar oluyor.

Dehşet görüntülerinin insanlarda bilinçlenmeden ziyade yaşananı normalleştirmeye yol açtığı düşüncesi hakkında ne düşünüyorsunuz?

Bu düşünceyi aklımdan çıkarmıyorum. Amacım acının pornografisi değil, amacım öldürülme anını teşhir ederken insanlarda acıma duygusu yaratmak da değil. İnsanlar sebep olduğu gerçeği görsün istiyorum.

Pelin Esmer’in “İşe Yarar Bir Şey” filmi çok sık aklıma geliyor bunları düşünürken. Ben bu fotoğraflarla işe yarar bir şey yapmak istiyorum. Elimde bu fotoğrafların insanları değiştireceği umudundan başka bir şey yok. Diğer yandan bu konuda çok büyük umutlarım yok ama bir yanıyla yıllarca benim de sömürüsüne ortak olduğum hayvanlara karşı bitmeyecek bir borcu ödüyormuşum gibi düşünüyorum. Özetle hiçbir şey değişmeyecekse bile göstereceğim, bu benim “elimden geleni yapıyorum” deme biçimim.

Görüşmemizde eskiden savaş muhabiri olmak istediğini anlatan Havva Zorlu, hayvan foto muhabirliğiyle bir başka savaşın yıkımını bize göstermeye devam ediyor.

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin