1839 Tanzimat süreciyle birlikte İstanbul, Selanik ve İzmir gibi sanayi merkezlerinde şekillenen kent işçisi, II. Meşrutiyet ve Mütareke döneminde sol çevrelerle temasını hızlandırdı. Anadolu’da Milli Mücadele sürerken, İstanbul’da kurulan Türkiye İşçi ve Köylü Partisi ile İstanbul Umum Amele Birliği gibi yapılar bağımsızlıktan yana saf tuttu; işçiler taleplerini 1923 İzmir İktisat Kongresi’nde doğrudan kayda geçirdi.

Amele Teali Cemiyeti: Farklı iş kollarını birleştiren işçi örgütü

Kurtuluş Savaşı ve İzmir İktisat Kongresi sürecinde taleplerini duyuran Türkiye Umum Amele Birliği, merkezi kontrolü aşan kitlesel şubeleşmesi ve grev dalgaları nedeniyle 1909 Cemiyetler Kanunu’na aykırı bulunarak 1924 baharında kapatıldı. Bu tasfiyenin hemen ardından, işçileri tek çatı altında toplamak amacıyla Ağustos 1924’te Amele Teali Cemiyeti kuruldu.

Türkiye Umum Amele Birliği’nin Aralık 1923’te dağılmasının ardından; İstanbul’un matbaa, liman, tütün ve demiryolu gibi kilit sektörlerindeki önde gelen işçi cemiyetlerinin* bir araya gelmesiyle Amele Teali Cemiyeti kuruldu. Başkanlığına CHF İstanbul Mutemedi Refik İsmail Bey’in, Genel Sekreterliğine ise Mühendis Abdi Recep Bey’in getirildiği cemiyet, kısa sürede yerel bir meslek birliğini aşarak fiilî bir sendikalar konfederasyonuna dönüştü. Galata Kalafatyeri’ndeki genel merkezinde farklı iş kollarından emekçileri tek bir çatıda birleştiren bu yapı; yalnızca ekonomik hak mücadelesi yürütmekle kalmadı, kurduğu tiyatro, yayın organı, işçi çocuklarına yönelik okullar ve yardımlaşma sandıklarıyla güçlü bir kültürel ve sınıfsal dayanışma ağı ördü.

Görselde, sararmış eski bir gazete sayfasından kesilmiş iki ayrı kupür parçası yer almaktadır. Sol taraftaki geniş ana parçanın üst kısmında büyük puntolu Osmanlıca manşetler ve alt başlıklar, altında ise iki dikey sütuna ayrılmış detaylı bir haber metni bulunmaktadır. Sağ tarafta ise ana haberin devamı niteliğindeki daha dar ve uzun tek bir metin sütunu görülmektedir. Tüm metinler siyah matbaa mürekkebiyle, Arap harfli Türkçe olarak dizilmiş olup erken Cumhuriyet dönemi basın tipografisinin karakteristik özelliklerini yansıtmaktadır.
İkdam, 18 Haziran 1927
Gazete haberinde, Amele Teali Cemiyeti’nin işçileri seçim süreçleri ve güncel fikirler konusunda bilinçlendirmek amacıyla Kazlıçeşme Şubesi’ni törenle açtığından bahsedilmektedir. Haberde aktarıldığına göre, açılışta konuşan cemiyet temsilcileri Sabri ve Hakkı Arkadaşlar; örgütlenmenin anarşi amacı taşımadığını, kanunlar dairesinde memleketin iktisadi ve toplumsal kalkınmasına hizmet edeceğini vurgulamış, ayrıca işçi çocuklarına okul açılması ile yardımlaşma sandıkları kurulması konuları görüşülmüştür. Öte yandan haberde, cemiyetin yaklaşan TBMM seçimleri için Cumhuriyet Halk Fırkası’na başvurma kararı aldığı; çalışma hayatına hâkim üç kişinin aday gösterilmesini rica etmek üzere bir heyet oluşturup parti başkanlığına sunulacak raporun hazırlıklarına başladığı belirtilmektedir.

İşçiler yalnızca talep etmiyor

Hükümetin çalışma hayatına dair hazırladığı adımları işçi hakları bakımından yetersiz bulan Amele Teali Cemiyeti, dönemin en kapsamlı alternatif yasa taslaklarını üreten temel merkez haline geldi. Cemiyet, ilk olarak TBMM gündemindeki 1925 Mesai Kanunu Tasarısı’na karşı Bâbıâli’deki merkezinde 19 kişilik bir amele encümeni kurdu ve 1923 İzmir İktisat Kongresi kararlarını referans alan gerekçeli bir işçi raporu hazırlayarak Meclis’e sundu. Bu kurumsal muhalefet, 1927’de İş Kanunu yeniden gündeme geldiğinde çok daha geniş bir taban kazandı. Cemiyet çatısı altında toplanan 14’ü aşkın işçi cemiyetinin temsilcisi, karşı-yasa kaleme aldı. (Mürettibin Cemiyeti, Bahriye Millî Sanatkârân Cemiyeti, Tahmil ve Tahliye Maden Kömürü Amelesi Cemiyeti, Emval-i Ticariyye Tahmil ve Tahliye Cemiyeti, Cibali Tütün Amelesi Cemiyeti, Şark Şömendöferleri Müstahdemin Teavün Cemiyeti, Balat Un Fabrikaları Amelesi, Seyrüsefain Fabrikaları Amelesi, Şirket-i Hayriye Amele Cemiyeti, Şirket-i Hayriye Memurîn Cemiyeti, Perukâr Esnafı Cemiyeti, Hasköy Değirmen Amelesi, İnşaat İrgat ve Rençber Amelesi Cemiyeti, Kaptan ve Makinist ve Müntesibîn-i Bahriye Cemiyeti, Anadolu Bağdat Şömendöferleri Cemiyeti, Şark Şömendöferleri Edirne Cemiyeti, Kazancı Amelesi, Makriköy Fabrikaları Amelesi, Tramvay İşçileri Ameleri Cemiyeti, Kalafatyeri Fabrikaları Amelesi, İstinye Dok Şirketi Amelesi.)

Görselde, sararmış eski bir gazete kağıdından kesilmiş, Osmanlı Türkçesi (Arap harfli) ile yazılmış kısa bir haber kupürü yer almaktadır. En üstte, altında ince bir çizgi ve iki nokta bulunan, görece daha büyük puntolu tek satırlık bir başlık yer almaktadır. Başlığın altında ise siyah matbaa mürekkebiyle dizilmiş, sağa dayalı yedi satırlık kısa bir haber metni bulunmaktadır. Tipik bir erken Cumhuriyet dönemi süreli yayın sayfası dokusuna sahip olan kupürün genelinde hafif renk solmaları ve kağıt lekeleri görülmektedir.
İkdam, 18 Haziran 1927
Amele Teali Cemiyeti’nin en faal kollarından biri olan Divanyolu Kundura İşçileri Şubesi, üyelerine çağrıda bulunarak; aidatların ödenmesi, karşılıklı yardım sandığı (teavün) hesaplarının kapatılması ve şube toplantısı için üyelerin belirlenen günde şube merkezine gelmelerini istemektedir.

Hazırlanan bu alternatif metin; işçi ve çıraklık tanımlarından çalışma saatlerine, sendikal haklardan işçi sağlığına kadar çalışma yaşamını bütünüyle yeniden kurguluyordu. Tasarı; 8 saatlik iş günü ilkesini, asgari ücret standardını, çıraklık yaş sınırını, gece vardiyaları ile kadın işçilerin çalışma koşullarını koruyucu yasal hükümlere bağlamayı zorunlu kılıyordu. Bununla da yetinmeyip iş sözleşmelerinin devlet güvencesine alınmasını, sendikal örgütlenme serbestisini ve grev hakkının kanunen tanınmasını talep ederek emeğin pazarlık gücünü yasal zemine taşımak istedi.

Metnin en ileri boyutunu ise sosyal haklar ve iş güvenliği oluşturuyordu. Atölye ve fabrikalarda hijyen ile kaza önleyici tedbirleri zorunlu kılan tasarı; iş kazaları ve meslek hastalıklarında tazminat ödenmesini, işçilere hayat sigortası yapılmasını, hastalık izinlerini ve kuralları çiğneyen işverenlere cezai yaptırımlar uygulanmasını öngörüyordu. Cemiyetin bu hamlesi, işçi sınıfının yalnızca talep eden değil, kendi anayasasını bizzat yazabilen bilinçli bir özneye dönüştüğünü kanıtlayan en somut yasal girişim oldu.

1 Mayıs yasakları başlıyor

1920’lerin başındaki işçi hareketi, yalnızca resmi tüzükler ve Ankara’ya çekilen bağlılık telgraflarından ibaret değildi; sokakta, atölyelerde ve grev boylarında mayalanan radikal bir sınıf hafızasına dayanıyordu. Bu taban dinamizminin en çarpıcı simgesi ise Amele Cemiyeti üyesi yoksul işçi kadın Yaşar Nezihe’ydi. Kırlardan ot toplayıp satarak ve dikiş dikerek yaşayan Nezihe, Mayıs 1923’te Aydınlık kapağında basılan “1 Mayıs İçin” şiiriyle Türkiye tarihindeki ilk Türkçe 1 Mayıs marşını kaleme almış; “Boynundan esaret bağını parçala, kes, at! / Kuvvettedir hak, hakkını haksızlara anlat”dizeleriyle emekçilerin hak arayışına doğrudan proleter bir ses kazandırmıştı.

Görsel, yan yana getirilmiş iki kısımdan oluşmaktadır: sol tarafta siyah-beyaz bir portre fotoğrafı, sağ tarafta ise sararmış bir dergi kapağı yer almaktadır. Sol kısımdaki fotoğrafta, sol elini yanağına dayayarak düşünceli bir bakışla uzaklara bakan, sağ eliyle ise masadaki kâğıda yazı yazan genç bir kadın görülmektedir. Sağ kısımdaki dergi sayfasının en üstünde büyük ve süslü hatla Osmanlıca "Aydınlık" başlığı, hemen altında ise "1 Mayıs İçün" başlıklı şiir veya yazı metni süslemeli bir çerçeve içine yerleştirilmiştir. Hem fotoğrafın yüzeyinde hafif çatlak ve kat izleri, hem de dergi kapağında dönemin matbaa tipografisine özgü yıpranmış ve otantik bir görünüm mevcuttur.
Tüstav Süreli Yayınlar Arşivi Aydınlık Dergisi, Sayı 15
Görsel: Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı

Ancak tabandaki bu uyanış ve Amele Teali Cemiyeti’nin bağımsız kitleselleşme potansiyeli, genç cumhuriyetin tek merkezli denetim politikasıyla hızla çatıştı. Cemiyet yönetimi Mustafa Kemal Paşa ve İsmet Paşa’ya bağlılık telgraflarıyla yasal zeminde kalmaya çalışsa da, 1925 1 Mayıs’ı için planlanan açık hava mitingi ve kitlesel yürüyüş İstanbul Valiliği’nce yasaklandı. Gösteriye izin verilmeyince kutlamalar; cemiyet salonunda kırmızı örtüler, örs-çekiç sembolleri ve “8 Saat İş, 8 Saat İstirahat, 8 Saat Uyku” afişleri eşliğinde kapalı devre bir bayramlaşmaya dönüştü.

Bu görsel, iki sayfadan oluşan, eski Türkçe (Osmanlıca) el yazısıyla ve daktiloyla hazırlanmış, yıpranmış sarımsı kağıtlar üzerindeki tarihî bir resmî evrakı göstermektedir. Sayfaların üst kısımlarında "T.C. BAŞBAKANLIK CUMHURİYET ARŞİVİ" kaşeleri ile kırmızı renkli arşiv kayıt numaraları bulunmakta ve sağ sayfada "Dâhiliye Vekâleti" (İçişleri Bakanlığı) anteti göze çarpmaktadır. Sol sayfada, daktiloyla yazılmış beş maddelik uzun bir metin yer alırken, sağ sayfada daha kısa bir resmî yazı, bürokratik imzalar ve "Dâhiliye Vekili" (İçişleri Bakanı) unvanı görülmektedir. Sayfaların alt kenarlarında ise arşiv tasnif ve dijitalleştirme işlemlerine ait referans numaralarını içeren küçük kutucuklar yer almaktadır.
Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı, Cumhuriyet Arşivi Belge No: 30-10-0-0_166_158_5_1.10.2026 13-14-23
İçişleri Bakanı Cemil Uybadın ve İstanbul Valisi Süleyman Bey imzalı 5 Mayıs 1925 tarihli Cumhuriyet Arşivi raporu, Takrir-i Sükûn Kanunu gölgesinde İstanbul’daki 1 Mayıs kutlamalarının nasıl sıkı bir güvenlik takibatına alındığını belgelemektedir. Rapora göre şehirde açık hava gösterilerine izin verilmemiş, toplu ulaşım aksamamış ve tramvay işçilerinin Kâğıthane’deki toplu piknik talebi reddedilerek yalnızca aileleriyle münferit gidişlere göz yumulmuştur. En dikkat çekici gelişme ise Amele Teali Cemiyeti’nin Bâbıâli’deki merkezinde yaşanmış; Gazi Mustafa Kemal ile Karl Marx’ın portrelerinin yan yana asıldığı, 8 saatlik iş günü ve teşkilatlanma vurgularının yapıldığı salonda işçi temsilcileri tek tek gelerek olaysız biçimde bayramlaşmıştır. Belgenin son bölümünde ise Şirket-i Hayriye vapuruyla Büyükdere elçilik bahçesine geçen Sovyet çevrelerinin etkinliğindeki konuşmaların zapta geçirildiği ve davete katılan Türk çalışanların (Çoban Mehmed, Ahmed, Osman, Paşabahçeli Fuad ve Tahsin) tek tek fişlendiği aktarılmaktadır.

Bu zorunlu geri çekilme dahi cemiyeti hedef olmaktan kurtaramadı. Salonda Şefik Hüsnü imzalı “Mayıs 1 Nedir?” broşürünün dağıtılması gerekçe gösterilerek başlatılan operasyonda, Genel Sekreter Mühendis Abdi Recep Bey tutuklanıp Ankara İstiklal Mahkemesi’nce 10 yıl hapse mahkûm edildi. Nezihe’nin dizelerinde somutlaşan proleter ruh ile Amele Teali Cemiyeti’nin konfederatif gücü, 4 Mart 1925 tarihli Takrir-i Sükûn Kanunu’nun getirdiği olağanüstü rejim koşullarında polis ve yargı kıskacına alınarak nihai tasfiye sürecine sürüklendi.

Hızlı örgütlenme

Amele Teali Cemiyeti, işkollarının yoğunlaştığı bölgelerde şubeler açarak hızla örgütlendi. Babıali’deki genel merkezin yanı sıra Şirket-i Hayriye işçileri için Kürkçüler Kapısı’nda, Gaz Şirketi emekçileri için Dolmabahçe’de, kunduracılar için ise Divanyolu’nda şubeler kuruldu. Yedikule-Kazlıçeşme Şubesi ise bine yakın debbağ (deri) işçisinin katılımıyla faaliyete geçti.

Görselde, sararmış bir gazete sayfasına basılmış, üst kısmında büyük puntolu Osmanlıca manşetler, ortasında siyah-beyaz bir topluluk fotoğrafı ve altında sütunlara bölünmüş bir haber metni yer almaktadır. İnce siyah bir çerçeve içindeki fotoğrafta, bir bina önünde yan yana ve arka arkaya sıralanarak objektife poz veren, takım elbiseli, paltolu ve şapkalı ya da föz şapkalı kalabalık bir erkek grubu görülmektedir. Fotoğrafın hemen üzerinde üç satır hâlinde, dikkat çekici büyüklükte dizilmiş haber başlıkları bulunmaktadır. Alt kısımda ise dikey bir çizgiyle iki sütuna ayrılmış, haberin detaylarını aktaran Osmanlı Türkçesi matbaa yazısı yer almaktadır.
Milliyet, 2 Mayıs 1927
Dün 1 Mayıs işçi bayramı dolayısıyla Şark Demiryolları, tramvay ve tütün işçileri temsilcileri Bâbıâli’de bulunan Amele Teali Cemiyeti binası önünde toplanarak birbirlerinin bayramını kutlamışlardır. Bu vesileyle cemiyet binası içinde tütün ve demiryolu işçileri delegeleri hazır bulunmuş; işçilerin bugünkü durumu üzerine sohbet edilmiş ve cemiyet temsilcileri tarafından işçilere intizam ve asayiş sınırları içinde hareket etmeleri tavsiye edilmiştir. İşçiler öğleden sonra dağılmıştır.

Cemiyet, bu merkezlerin yanı sıra Bayezid, Aksaray, Haliç ve Beşiktaş’ta da teşkilatlandı. 1927 Mayıs’ını kutlayan örgüt, kurduğu bu geniş şube ağıyla çalışmalarını 1927 sonbaharına kadar kesintisiz sürdürdü.

1927 polis baskını

1927 yılının Ekim ayında polis, usulsüzlük iddialarını gerekçe göstererek cemiyet merkezinin yanı sıra Beyazıt, Aksaray, Yedikule, Haliç ve Beşiktaş şubelerini mühürleyip evraklara el koydu. Bu operasyon, Dr. Şefik Hüsnü önderliğindeki gizli komünist örgütlenmesine yönelik takibatla eş zamanlı yürütüldü. Aramalarda yasa dışı hiçbir evrak bulunamamasına rağmen cemiyet, yalnızca “komünist fikirlerin odağı olabileceği” şüphesiyle kapatıldı ve Cemiyet Reisi Sabri Efendi tutuklanarak 57 sanıklı davaya dahil edildi.

Ocak 1928’deki Ağır Ceza yargılamasında Sabri Bey, “kendisinin sade bir amele olduğunu, rüyasında bile sadece işçi sorunlarıyla uğraştığını” söyleyerek komünist olmadığını belirtti. 23 Ocak 1928’de Şefik Hüsnü ve Vedat Nedim mahkum edilirken Sabri Bey beraat etti.

Eş zamanlı yürütülen diğer soruşturmalar da çöktü. Cemiyetin kanun dışı kurulduğu iddiası ve üyelerin “kırmızı mürekkep, kırmızı kalem ve kırmızı kitap” kullandığı suçlamalarında savcılık suç unsuru bulamayarak “men-i muhakeme” (yargılamaya gerek olmadığı) kararı verdi. Adana Grevi’ne çekilen dayanışma telgrafının da cemiyet nizamnamesine uygun olduğu onaylandı.

Beraat kararlarının ardından Sabri Bey, 6 Şubat 1928’de cemiyetin yeniden açılması için Vilayete başvurduklarını duyurdu ve resmi dilekçe verildi. Uzayan dava süreçleri, tutuklamaların getirdiği kadro kaybı ve siyasi baskılar nedeniyle toparlanamayan Amele Teali Cemiyeti, 1928 sonlarına doğru fiilen kapandı.

*Mürettibin Cemiyeti, İstanbul Umum Deniz ve Maden Kömürü Tahmil ve Tahliye İşçileri Cemiyeti, Cibali Tütün Fabrikası Amele İttihadı Cemiyeti, Şark Şömendöferleri Müstahdemin Teavün Cemiyeti, Anadolu Bağdat Şömendöferciler Cemiyeti, İstanbul Tramvay Amelesi Cemiyeti ve Haliç Şirketi Amele Cemiyeti gibi kentin önde gelen işçi kuruluşlarının bir araya gelmesiyle Amele Teali Cemiyeti kuruldu.

Kaynakça

AHMAD, Feroz, “Cumhuriyet Türkiye’sinde Sınıf Bilincinin Oluşması, 1923-1945”, Osmanlı’dan Cumhuriyet Türkiyesi’ne İşçiler 1839-1950, Der.:Donald Quataert-Erik Jan Zürcher, İletişim Yayınları, İstanbul, 2011.

ALKAN, Mehmet Ö., “1923 Amele Birliği”, Tarih ve Toplum, S 72/1989,

s.61-64.

Malkoç, Eminalp Erken Cumhuriyet Döneminde İşçi Sınıfına “Resmî” Bir Bakış Açısı: Cumhuriyet Gazetesinin Gözünden Amele Teali Cemiyeti, Atatürk Araştırma Merkezi Dergisi, Cilt: XXXI, Sayı: 91 (Bahar 2015), s. 29-67

Malkoç, Eminalp, Amele Teali Cemiyeti, Atatürk Araştırma Merkezi, Atatürk Ansiklopedisi Atatürk Ansiklopedisi (Erişim tarihi 1 Ekim 2026)

Toprak, Zafer, Tek Parti Döneminde Çalışma Yaşamı ve Amele Teali Cemiyeti, Düşün (Toplum, Ekonomi, Sanat Dergisi – Tarih Vakfı), Haziran 1986, Sayı: 27, s. 20-23

TUNÇAY, Mete, Türkiye’de Sol Akımlar 1925-1936, C 2, İletişim Yayınları, İstanbul, 2009.

YILDIRIM, Kadir, Osmanlı’da İşçiler (1870-1922), Çalışma Hayatı, Örgütler, Grevler, İletişim Yay., İstanbul, 2013.

Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri

Tüstav Süreli Yayınlar Arşivi

Kadın Eserleri Kütüphanesi ve Bilgi Merkezi Vakfı

Milliyet Gazetesi

Tanin Gazetesi

Bir yanıt yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin