1854 Kırım Savaşı’yla başlayan dış borçlanma süreci, 1870’lerin başında Osmanlı maliyesini iflasın eşiğine getirdi. 1875 tarihli Ramazan Kararnamesi ile iç ve dış borçların faiz ve anapara ödemelerinde tek taraflı indirime giderek borçların ödenemeyeceği ilan edildi. Paranın değer kaybetmesi İstanbul’da doğrudan hayat pahalılığına yol açtı. Tüketim malları ve gıda açısından dışa bağımlı olan başkentte temel ihtiyaç maddelerinin fiyatları hızla arttı, tersane işçilerinden memurlara kadar geniş bir kesim aylarca maaş alamadı.
Aynı dönemde Avrupa’dan gelen ucuz mamül mallar geleneksel lonca yapısını dağıttı. Kendi tezgahında çalışan bağımsız zanaatkârlar, atölyelerde düşük yevmiyeli ücretli işçilere dönüştü. Emeğin değer kaybetmesi, geçim sıkıntısını doğrudan bir çatışma zeminine taşıdı.
Sirkeci hamalları yük taşımayı durdurdu
Bu dönemde ilk büyük iş bırakma eylemi Sirkeci rıhtımında yaşandı. Liman ve gümrük hattında çalışan sırt hamalları ile mavnacılar, devletin belirlediği sabit taşıma tarifelerine bağlıydı. Enflasyon karşısında hamaliye ücretlerinin erimesi üzerine hamallar, 1872 yılında taşıma tarifelerinin artırılması talebiyle yük taşımayı durdurdu.
Mekanik vinçlerin ve modern rıhtımların bulunmadığı dönemin İstanbul’unda ticari malların tahliyesi tamamen kol gücüne dayanıyordu. Sirkeci’de işin durması, gümrükteki ve depolardaki mal akışını kilitledi. Resmi bir sendika olmasa da hamallar, geleneksel kahyalık düzeni ve lonca bölükleri arasındaki disiplin sayesinde fire vermeden ortak hareket etti.
Mevzuatta grev hakkı tanımlı değildi; Babıâli eylemi asayiş meselesi sayarak zabıtayı devreye soktu ve “elebaşıları” tespit etmeye çalıştı. Ancak limandaki işi devralabilecek alternatif bir işgücü bulunmadığı için yönetim, tüccarlar ile hamallar arasında arabuluculuk yapmak ve tarafları uzlaştırmak zorunda kaldı. Sirkeci’deki bu eylem tek kalmadı; aynı yıl Beyoğlu Telgrafhanesi çalışanları, Yarımburgaz ve İzmit demiryolu inşaat işçileri, ardından 1873’te aylardır maaş alamayan Hasköy Tersane işçileri ve 1875’te Taksim inşaat işçileri peş peşe iş bıraktı.
1880 Tatavla grevi başarıyla sonuçlandı
II. Abdülhamid’in 1876’da tahta çıkmasının ve 1878’de Meclis-i Mebusan’ın tatil edilmesinin ardından siyasal denetim ve basın üzerindeki baskılar yoğunlaştı.
Bu denetimin en ağır hissedildiği alan ise matbuat oldu. Matbuat İdaresi üzerinden yürütülen sansür dalgasıyla, kamuoyunda infial yaratabilecek her türlü toplumsal hareketlilik sıkı bir abluka altına alındı. Gazetelerde “grev” kelimesinin kullanımı tamamen yasaklanırken, Avrupa’daki amele hareketlerini veya sosyalist kıpırdanışları aktaran yayınlar kapatma cezalarıyla karşılaştı. Hak arayışlarının haberleştirilmesinin dahi rejim ve asayiş tehdidi sayıldığı bu yoğun sansür ikliminde, başkentin en özgün üretim merkezlerinden biri olan Tatavla’daki ayakkabı işçileri tezgahlarını bıraktı.
Tarihçi Hammer’in aktardığına göre temelleri Kanuni döneminde Barbaros Hayreddin Paşa’nın Ege adalarından getirdiği tutsak gemicilerin ve ardından Piyale Paşa’nın Sakızlı Rum denizcilerinin Kasımpaşa sırtlarına yerleştirilmesiyle atılan Tatavla, zamanla kentin farklı yerlerinden gelen Rumlarla büyümüştü. 18. yüzyıl sonunda 20 bin kişilik nüfusa ulaşan ve 1793 fermanıyla idari özerklik kazanan semt, 19. yüzyılın ortalarından itibaren zenginleşen nüfusuyla birlikte aynı zamanda kundura ve ayakkabı imalatının da merkezi haline gelmişti.
İthal malların piyasayı zorlaması, düşen yevmiyeler ve ağır çalışma koşulları karşısında Tatavla ayakkabı atölyelerindeki Rum kalfalar ve işçiler, 12/13 Ekim 1880’de (bazı belgelerde 1882) iş bıraktı. Kunduracıların eylemini Sirkeci hamallarından ayıran temel fark, arkalarında kurumsal bir lonca veya kahyalık yapısının bulunmamasıydı. İşçiler doğrudan atölyeler arasında fiilî bir dayanışma ağı kurarak ücret zammı ve insanca çalışma şartları talep etti. Dönemin ağır sansür ve zabıta baskısına rağmen birliklerini koruyan kunduracılar, atölye sahiplerini masaya oturmaya zorladı ve taleplerini bütünüyle kabul ettirdi.
Sansüre ve denetime rağmen grevler sürdü
1880–1890 arasındaki on yıllık dönemde İstanbul’da gerçekleşen yaklaşık beş işçi hareketinden biri olan Tatavla grevi, sansür ve denetim koşullarına rağmen sonuç alınabildiğini gösterdi. Bu eylemin ardından 1884’te Azapkapı vapur tamir işçileri, 1885’te Odunkapı odun biçme işçileri, 1888’de Tersane-i Âmire çalışanları ve 1890’da Hasköy fırınlarındaki Ermeni hamurcuları ile Foça tuz işçileri hak talebiyle iş bıraktı.
19. yüzyılın son çeyreğinde başkentte yaşanan bu eylemler, 1904 Selanik-Manastır direnişlerine ve 1908 sonrası kurulan Selanik Kunduracı Kalfalar Cemiyeti’ne uzanan emek hareketinin ilk somut deneyimleri oldu.
Kaynakça
Aslan, Taner. (2009). “II. Meşrutiyet Dönemi İşçi Hareketleri ve Bu Hareketlerin Meydana Getirdiği Sorunlar Üzerine Bir Deneme”, OTAM (Ankara Üniversitesi Osmanlı Tarihi Araştırma ve Uygulama Merkezi Dergisi), Sayı 25, ss. 33-65.
Gülmez, Mesut (1985). “Tanzimat’tan Sonra İşçi Örgütlenmesi ve Çalışma Koşulları 1839-1919”, Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türkiye Ansiklopedisi, Cilt: 3, İstanbul: İletişim Yayınları, ss. 792-803.
Güzel, Şehmus (1985). “Tanzimat’tan Cumhuriyet’e İşçi Hareketi ve Grevler”, Tanzimat’tan Cumhuriyet’e Türkiye Ansiklopedisi, Cilt: 3, İstanbul: İletişim Yayınları, ss. 803-829.
Karakışla, Yavuz Selim (1998). “Osmanlı İmparatorluğu’nda 1908 Grevleri”, Toplum ve Bilim, Sayı: 78, ss. 188-209.
Karakutu Derneği (2022). Semtlerle Şehrin Hafıza Katmanları: Şişli, Ed. Yavuz Türk, Haz. Umut Azak, Seval Gülen, Hazal Sıla Şahin, İstanbul: Karakutu Derneği Yayınları. (İçinde: Hüseyin Irmak, “Tatavla’dan Kurtuluş’a”; Naz Vardar, “Dönüşen Şehrin Dönüşen Eğlencesi: Osmanlı’dan Günümüze İstanbul’da Karnavallar”; Şükrü Aslan, “Şişli’de Sanayi, Gecekondular ve Toplumsal Mücadeleler”; Sevan Değirmenciyan, “Yeni Kentin Sakinleri: Şişli’de Ermeniler”).
Koç, Yıldırım (2003). Türkiye İşçi Sınıfı Ve Sendikacılık Tarihi, İstanbul: Kaynak Yayınları.
Makal, Ahmet. (1997). Osmanlı İmparatorluğu’nda Çalışma İlişkileri 1850-1920. Ankara: İmge Kitabevi.
Sencer, Oya (1969). Türkiye’de İşçi Sınıfı Doğuşu Ve Yapısı, İstanbul: Habora Kitabevi Yayınları.
Toprak, Zafer (1981). “1909 Tatil-i Eşgal Kanunu Üzerine”, Toplum ve Bilim, Sayı: 13, ss. 140-145.
Toprak, Zafer (2016). “Modernite ve Türkiye’de İşçi Sınıfının Doğuşu”, Toplumsal Tarih, Sayı: 275, ss. 50-53.
Yaşar, Samet. (2014). Mütareke Döneminde İstanbul’da İşçi Hareketleri (1919-1922). (Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi), İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Anabilim Dalı, İstanbul.
Yıldırım, Kadir. (2012). “Balkan Savaşları’nın Osmanlı’da İşçi Hareketleri Üzerindeki Etkileri”, Türk Dünyası İncelemeleri Dergisi / Journal of Turkish World Studies, Cilt 12, Sayı 2, ss. 213-234.
Yıldırım, Kadir (2017). Osmanlı’da İşçiler 1870-1922: Çalışma Hayatı, Örgütler, Grevler, 3. Baskı, İstanbul: İletişim Yayınları
Zengin, Fatih (2021). “Osmanlı Devleti’nde Emekçiler, Grevler ve Emekçi Örgütleri”, Iğdır Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Dergisi, Sayı: 5, ss. 1-22.
Quataert, Donald (1983). Social Disintegration and Popular Resistance in the Ottoman Empire, 1881-1908: Reactions to European Economic Penetration, New York & London: New York University Press.
Quataert, Donald ve Zürcher, Erik Jan (Der.) (2017). Osmanlı’dan Cumhuriyet Türkiye’sine İşçiler 1839-1950, İstanbul: İletişim Yayınları.





Bir yanıt yazın