11 Ekim Dünya Kız Çocukları Günü, küresel ölçekte kız çocuklarının karşılaştığı yapısal eşitsizlikleri ve çözüm yollarını gündeme taşıyan önemli bir tarih. Bu yılın küresel teması “Çocuk evliliklerine son verin ve kız çocuklarının haklarına yatırım yapın” ekseninde şekillenirken, sahada gözlemlediğimiz tablo çok daha karmaşık ve katmanlı.
Eşitsizlik yalnızca çocuk yaşta evlendirmelerle sınırlı değil. Mülteci, yerinden edilmiş, afet ve çatışmalardan etkilenmiş, mevsimlik tarımda çalışan hanelerdeki kız çocukları, bu tablodaki en ağır ve en görünmez yükü taşıyor. UNICEF verilerine göre kriz ve çatışmadan etkilenen kırılgan bağlamlarda kız çocuklarının ortaöğretimin dışında kalma olasılığı, istikrarlı bağlamlara kıyasla yaklaşık yüzde 90 daha fazla. Kesişimsellik kavramı bize tam da bunu söylüyor: Cinsiyet, yoksulluk, mültecilik ve zorla yerinden edilme ile yaş bir arada işlediğinde kız çocukları üzerindeki baskılar iç içe geçerek derinleşiyor. Kız çocuklarına ev içinde temizlik ve bakım işleri dayatılırken tarlada veya kayıt dışı tekstil atölyelerinde ise ucuz ve ‘uysal’ işgücü olarak konumlandırılıyorlar. Aileler çoğu zaman çocuk yaşta erken ve zorla evlendirmeler (ÇYEZE) ile çocuk işçiliğinden birini seçmek zorunda kalıyor; oysa ikisi de aynı yapısal baskının ürünü. Bu baskıyı yaratan koşulları ortadan kaldırmak için harekete geçmek gerekiyor.
Rakamlar ve eğitim politikaları bu yapısal sorunları ve derinleşen eşitsizliği doğruluyor. UNICEF’e göre dünyada her 5 kız çocuğundan 1’i 18 yaşından önce evlendiriliyor; bu, her yıl 12 milyondan fazla, yani yaklaşık her 3 saniyede bir kız çocuğu demek. Bugün yaşayan yaklaşık 650 milyon kadın ve kız çocuğu çocuk yaşta evlendirilmiş .² Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) 2025 yılı eğitim verilerinde ulusal ortalamalar kızlar lehine görünse de bazı illerde kadınların eğitim süresi hâlâ ortaokul düzeyinin altında. Türkiye’de tam 30 ilde kız çocukları/kadınlar ortaokul mezunu bile olamamış. Bu illerdeki kız çocuklarının/kadınların ortalama eğitim süresi 7,5 yılda kalıyor. Eğitimden kopuş onların geleceğini doğrudan etkiliyor; çocuk yaşta erken ve zorla evlendirmelerin hem sebebi hem de sonucu olabiliyor. Yine TÜİK verilerine göre Türkiye’de 2025 yılında 16-17 yaş grubunda resmi olarak evlenen kız çocuğu sayısı 8068. Dinî nikahla gerçekleşen ve kayıt dışı kalan vakalar bu sayının çok ötesinde.

ÇYEZE’nin en temel nedenleri arasında ekonomik zorluklar, güvenlik endişeleri, hukuki boşluklar ve toplumsal normlar yer alıyor; bu riskler özellikle yoksulluğun yoğunlaştığı mahallelerde ve barınma merkezlerinde yaşayanlar için daha da büyüyor. Krizler tabloyu ağırlaştırıyor: Afet sonrası okulların kapanması, yerinden edilme ve geçici barınma koşulları, kız çocuklarını bakım yüküne itiyor. Bu hak ihlalleri ruh sağlığını da derinden sarsıyor: ÇYEZE, sosyal izolasyon, kaygı ve duygusal sıkıntı riskini artırıyor. Küresel ölçekte intihar dahil kendine zarar verme ise 15-19 yaş arası ergen kız çocukları arasındaki başlıca ölüm nedenlerinden biri.
Regl yoksulluğu da bu tablonun ayrılmaz bir parçası. Okullarda, tarla ve atölyelerde, afetten etkilenmiş bölgelerde, yoksulluğun yoğunlaştığı mahallelerde, barınma merkezlerinde regl ürünlerine erişim, mahremiyet ve hijyen ciddi bir sorun olmaya devam ediyor. Üstelik regl hâlâ utanç, gizlenme ve ‘ayıp’ algısıyla kuşatılmış durumda. Regl mitleri, kültürel normlar ve yoksulluk kız çocuklarının regl döneminde okula gitmemesinin başlıca nedenleri arasında. Halbuki kız çocuklarının beden hakları yalnızca tıbbi bir mesele değil; onurlu bir çocukluğun, eğitime devamın ve özgüvenin doğrudan koşulu.
Ağır koşullara rağmen kız çocukları umutlarını, meraklarını ve taleplerini koruyorlar. Eğitimden kopan, evlendirilen, tarladan ya da atölyeden çıkan bu çocuklar, parka gitmek, şeker almak, oyun oynamak, okula dönmek istiyor. Bu arzuyu canlı tutmak ve ona gerçek bir zemin hazırlamak bizim sorumluluğumuz.
Hayata Destek olarak bu döngüyü kırmak için sahadayız. ‘Kız Çocukları için Güçlenme Programı’mız kapsamında 9-17 yaş grubundaki kız çocuklarıyla toplumsal cinsiyet eşitliği, beden hakları, üreme sağlığı, yaşam becerileri ve özgüven atölyeleri yürütüyor; ebeveynleri de bu sürece dahil ediyoruz. Amacımız, kız çocuklarının kendi sesini, fikrini ve gücünü ortaya koyabilmelerine katkı sağlamak. Çünkü kız çocukları yalnızca korunmaya değil; kendi kararlarına katılabildikleri, seçenekler üretebildikleri ve birbirinden güç aldıkları dayanışma ağlarına ihtiyaç duyuyor. Sahada yarattığımız etkiyle şunu çok net görüyoruz: Kız çocuklarının güçlenmesine ve haklarına yapılan her yatırım, barışa, umuda ve eşit bir geleceğe dönüşüyor.
Eşit bir dünya için 11 Ekim’de ve her gün kız çocuklarının yanındayız. Siz de bu değişimin parçası olmak için bize katılabilirsiniz: hayatadestek.org/bagis





Bir yanıt yazın