Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Dairesi, 3220 gündür tutuklu olan iş insanı ve insan hakları aktivisti Osman Kavala ile ilgili kararını 25 Ağustos’ta açıkladı. AİHM, yaklaşık dokuz yıl önce tutuklanan Kavala’nın mümkün olan en kısa sürede serbest bırakılması gerektiğini belirtti.

Fransa’nın Strazburg kentindeki İnsan Hakları Binası’nda kamuya açık yapılan oturumda Mahkeme Başkanı Mattias Guyomar, Türkiye’nin Kavala hakkındaki önceki kararı uygulamadığına dikkat çekti. Mahkemeye göre Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (AİHS) beş maddesini ihlal etti.

Kavala’nın avukatları ilk kez 7 Haziran 2018’de AİHM’ye başvurdu. Mahkeme bu başvuruda, 10 Aralık 2019’da Kavala’nın özgürlük ve güvenlik hakkının ihlal edildiğine hükmetti. Karara rağmen Kavala tahliye edilmedi. Bunun üzerine avukatlar, ilk AİHM kararından sonraki tutukluluk ve yargılama sürecine ilişkin 18 Ocak 2024’te ikinci kez AİHM’ye başvurdu.

Kavala, Türkiye’de süren yargılama sonucunda 25 Nisan 2022’de Gezi Parkı eylemleriyle bağlantılı olarak “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Yargıtay bu kararı 2023’te onadı. 

Kavala, 18 Ekim 2017’de Gaziantep’te gözaltına alındı. Gözaltı süresi 25 Ekim 2017’de bir hafta uzatıldı; 31 Ekim 2017’de ise İstanbul Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesinde sorgulandı. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Kavala’yı ifadesini almadan tutuklamaya sevk etti. İstanbul 1. Sulh Ceza Hâkimliği; “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” (TCK 309) ve “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” (TCK 312) suçlamalarıyla Kavala hakkında 1 Kasım 2017’de tutuklama kararı verdi. Kavala’nın avukatları, bu karara ilk itirazı 8 Kasım 2017’de aynı hâkimliğe yaptı.

Avukatlar, 29 Aralık 2017’de Anayasa Mahkemesine (AYM) bireysel başvuruda bulundu. AYM, Kavala’nın kişi hürriyeti ve güvenliğinin ihlal edildiğine ilişkin başvuruyu 22 Mayıs 2019’da 5’e karşı 10 oyla reddetti. Karara karşı oy kullanan AYM Başkanı ve Başkanvekili, dosyada Gezi protestolarını Kavala’nın finanse ettiğine veya protestoların hükümeti devirmek amacıyla yapıldığına dair “ikna edici herhangi bir delil” bulunmadığını vurguladı. Avukatlar, tutukluluk hâlinin devam etmesinin hak ihlali olduğu gerekçesiyle AYM’ye 4 Mayıs 2020 ve 9 Haziran 2022 tarihlerinde yeniden başvurdu ancak AYM bu başvuruları da reddetti.

Kavala, 8 Mart 2018’de cezaevi idaresi aracılığıyla dilekçe vererek tahliyesini talep etti fakat mahkeme 19 Mart 2018’de bu talebi reddetti. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, tutuklamadan 476 gün sonra, 19 Şubat 2019’da iddianame düzenledi. Kavala’nın avukatları, 30 Nisan 2019’da İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesinde görülen duruşmaya, 2017’deki tutuklama kararının ardından ilk kez katılabildi.

Kavala hakkında bugüne kadar iki kez re’sen (kendiliğinden) tahliye kararı verildi. İlk olarak 15 Temmuz soruşturması kapsamındaki “anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs” (TCK 309) suçlamasından 11 Ekim 2019’da, ardından aynı suçlama kapsamında 20 Mart 2020’de bir kez daha re’sen tahliyesine karar verildi.

AİHM, 10 Aralık 2019’da Kavala’nın tutukluluğunun AİHS’in 5.1, 5.4 ve 18. maddelerine aykırı olduğuna hükmederek derhal serbest bırakılmasını istedi. Buna karşın İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi, 24 Aralık 2019 ve 28 Ocak 2020 tarihlerindeki değerlendirmelerinde tutukluluğun devamına oy birliğiyle karar verdi. Mahkeme, 18 Şubat 2020’de görülen Gezi Davası’nda ise Kavala’nın beraatine karar verdi. Ancak Başsavcılık, daha önce re’sen tahliye kararı verilen soruşturma kapsamında aynı gün yeni bir gözaltı kararı çıkardı ve Kavala, Silivri Cezaevi’nden çıkamadan yeniden gözaltına alındı.

19 Şubat 2020’de Emniyette ve Savcılıkta sorgulanmadan tutuklama istemiyle adliyeye sevk edilen Kavala hakkında İstanbul 8. Sulh Ceza Hâkimliği, TCK 309 uyarınca yeniden tutuklama kararı verdi. Avukatlar 25 Şubat 2020’de bu karara itiraz etti. İtirazda; soruşturma aşamasındaki azami iki yıllık tutukluluk süresinin dolduğu, AİHM ihlal kararının bu suçlamayı da kapsadığı, Kavala ile Henri Barkey’in görüştüğü iddia edilen tarihlerde farklı şehirlerde olduklarının 2017’deki sorguda sabit olduğu ve kaçma şüphesini destekleyen hiçbir delil bulunmadığı vurgulandı.

İstanbul 10. Sulh Ceza Hâkimliği ise aynı soruşturma dosyasında bu kez TCK’nin 328. maddesindeki “casusluk” suçlamasını gerekçe göstererek Kavala hakkında yeni bir tutuklama kararı verdi. Kavala; emniyet veya savcılıkta ifadesi alınmadan ve adliyeye getirilmeden 9 Mart 2020’de tutuklandı. Adalet Bakanlığı aynı gün AİHM’nin ihlal kararına itiraz etti. Avukatlar ise 13 Mart 2020’de Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesine başvurarak AİHM kararının uygulanmadığını bildirdi; 9 Nisan 2020’de ise Başsavcılıktan casusluk suçlaması yönünden tahliye talep etti.

Hükümetin AİHM kararına yaptığı itiraz 12 Mayıs 2020’de reddedildi. Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi; 3 Eylül, 29 Eylül ve 3 Aralık 2020 tarihlerinde aldığı kararlarla Kavala’nın derhal serbest bırakılmasını ve AYM’nin dosyayı AİHM kararına uygun şekilde öncelikle görüşmesini istedi. Komite ayrıca ihlal prosedürüne dair uyarıda bulundu. Aynı süreçte Başsavcılık, 29 Eylül 2020’de Kavala hakkında TCK 309 ve 328 uyarınca yeni bir iddianame düzenledi.

İstinaf mahkemesinin (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi) 22 Ocak 2021’de Gezi Davası’ndaki beraat kararlarını bozmasının ardından yargılama süreci karmaşıklaştı. 5 Şubat 2021’de İstanbul 36. Ağır Ceza Mahkemesi dosyayı Gezi Davası ile birleştirdi. Daha sonra Çarşı Davası ile Gezi Davası birleştirildi; ancak bu birleştirme kararı 21 Şubat 2022’de kaldırılarak dosyalar yeniden ayrıldı.

Cumhuriyet Savcısı, 4 Mart 2022’de sunduğu mütalaada Kavala’nın TCK 312 uyarınca mahkûmiyetini ve tutuklanmasını istedi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 25 Nisan 2022’de AİHM’nin ihlal kararına rağmen Kavala’yı TCK 312 maddesi kapsamında “hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan oy çokluğuyla ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı ve tutuklanmasına karar verdi. İki yıldır tutuklu kalmasına neden olan casusluk suçlamasından ise beraatine hükmetti.

AİHM, 11 Temmuz 2022’de Türkiye’nin AİHS’in 46. maddesini ihlal ettiğini ve yükümlülüklerini yerine getirmediğini tescilledi. İstinaf mahkemesi 28 Aralık 2022’de mahkûmiyet kararını yerinde buldu; Yargıtay ise 28 Eylül 2023’te cezayı onadı.

Kavala’nın 30 Nisan 2024’teki yargılanmanın yenilenmesi talebi, mahkeme heyetinin 14 Mayıs 2024’te değiştirilmesinin ardından, 15 Mayıs 2024’te oy birliğiyle reddedildi. Son olarak Kavala’nın 18 Ocak 2024 tarihli başvurusuna ilişkin Kavala / Türkiye (no. 2) davasının duruşması 25 Mart 2026’da AİHM Büyük Dairesinde görüldü.

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin