Davanın avukatları, suçlama konusu olan bilirkişi heyetinin keşfinin hukuken geçerliliğini ve bilirkişilerin yasal olarak görevlendirilip görevlendirilmediğini öğrenmek için teşhis ve tahkikat talep etti.

Hakim, avukatların bu talebini reddetti, savcı Işık’ın en ağır şekilde cezalandırılması yönündeki talebini yineledi.

Av. Cangı: “Esra’nın yargılanması değil, ödüllendirilmesi gerekir”

Işık’ın avukatı Arif Ali Cangı, duruşmada savunmanın savunma hakkına yönelik bir müdahale olduğunu aktardı. “Aslında Esra Işık’ın yargılanması değil, takdir edilmesi, ödüllendirilmesi gerekir” dedi. 

Cangı, Işık’ı savunmayı sürdüreceklerini ve sağlıklı bir çevrede yaşama hakkının kamu düzeni ve yararına ilişkin bir hak olduğunu belirtti. “Esra’nın bir suçlu değil, ödüllendirilmesi gereken bir yaşam savunucusu olduğunu anlatacağız” ifadelerini kullandı. Yurttaşlara, davaya ve Işık’a destek olmaları için çağrı yaptı:

“Esra’yı bir şekilde kurtaracağız, buna eminiz. Sahip çıkarsanız, sahip çıkarsak mahkemelerden olumlu kararlar alırız.” 

198 parsel için yürütmeyi durdurma kararına değindi. Kalan parseller için acele kamulaştırma kararını uygulamaya çalıştıklarını aktardı. Milas’ın 7 köyünü kapsayan, 679 parselin yaklaşık 659’unun güvencesiz durumda olduğunu dile getirdi.

Av. Akkaya: “Esra’yı sadece Esra için savunmuyoruz” 

Davanın avukatlarından Ramazan Akkaya, yalnızca Işık’ı savunmadklarını şöyle vurguladı: “Esra’yı sadece Esra için savunmuyoruz. Esra’yı savunmak demek, çevreyi savunmak demek. Esra’yı savunmak demek, çocuklarımızın geleceğini savunmak demek. Gelecek kuşakların sağlıklı bir çevrede yaşaması için savunma yapıyoruz.”

Prof. Demirbaş’tan TCK’daki zorunluluk hâli hatırlatması

Ceza hukukçusu Prof. Dr. Timur Demirbaş ve öğrencileri de Esra Işık’ı savundu. 

Prof. Demirbaş, “Esra’nın tutuklanması yerine Türkiye’de çevre hareketinin önde gelen isimlerinden biri olarak ödüllendirilmesi gerekir” dedi. Türk Ceza Kanunu’nun (TCK) 25 maddesinin 2. fıkrasında yer alan “zorunluluk hâlini” hatırlattı. Danıştay’ın acele kamulaştırma kararını iptal kararından söz etti. “Demek ki kamulaştırma hukuksuz oluyor ve Esra’nın toprağını savunmak amacıyla yaptığı hareket, cezalandırılamayan bir hareket niteliğini alıyor” diye konuştu. Işık’ın, İsveçli aktivist Greta Thunberg’in Türkiye örneği olduğunu kaydetti. Mahkeme heyetine “Esra’ya ceza vermemek suretiyle hukuk tarihine geçeceksiniz” dediğini aktardı.

Güneşli bir havada, adliye girişinde bir grup toplanmış. Solda merdivenli, Türk bayraklı büyük bir yapı; sağda ise kapısı önünde insanların sıraya girdiği ya da beklediği daha küçük bir giriş görünüyor. İnsanlar kapıya doğru yönelmiş, bazıları sohbet ediyor, bazıları bekliyor. Ortamda yoğunluk ve hareketlilik var.

Şirketlere karşı nasırlı ellerin mücadelesi

Esra Işık, memleketi için mücadele ettiğini vurguladı. “Memleketini savunmak suç mu?” diyerek, dedesi Necati Ova’nın ellerini gösterdi. “Sadece kendi toprağıma değil bu nasırlı ellere sahip çıktım” dedi. Dedesinin yıllarca zeytin ağaçlarını binbir zorlukla yetiştirdiğini anlattı. “Bu kadar kolay mı?” diye seslendi: “Bu nasırlı ellerimizin, bu çektiğimiz çilenin hepsini bir anda, bir şirkete peşkeş çekmek kolay mı?” On gün önce bir asırlık çınar ağacını kaybettiklerini söyledi. “Köyümüzün, zeytinliklerımizin pek çoğunun talan edilen hâlini görerek gitti. Toprağın bağrına dedemin bu nasırlı elleriyle koyduk” dedi.

Madencilik faaliyetleri ile Türkiye’nin değil şirketlerin kalkındığına dikkat çekti:

“Eğer buna karşı çıkmak suçsa, evet, suç işledim. Eğer şirketlerin karşısına dikilmek suçsa, şirketlerin kârına çomak sokmak suçsa, evet, suç işledim. Ama bu suç değil, toprağını savunmak suç değil. Emeğini savunmak, geleceğini savunmak, bu nasırlı elleri savunmak suç değil. Bunu haykırmaya devam edeceğiz.”

Parası olmadığı için dava açamayan köylülerin topraklarına el konulduğundan bahsetti. “Bu işlemin hukuksuz olduğu görüldüğünde onların toprağına el koymak hukuka uygun mu?” diye sordu.

Mücadelesine destek olan ve sahip çıkan herkese teşekkür etti. Mücadelenin sürdüğünü hatırlatarak, dayanışma çağrısı yaptı:

“Danıştay, yürütmeyi durdurma kararı verdi ama mücadele bitmedi. Mücadelemize sahip çıkın. Bu şirket elini bizim onurumuzun, bizim emeğimizin, bizim evimizin, bizim evimizin barkımızın, üzerinden çekene kadar biz mücadele etmeye devam edeceğiz. Biz haklı bir isyandayız, hakkımızı savunuyoruz; başka hiç kimseyle derdimiz yok. Bizim derdimiz, bizim emeğimize çöken bu şirketle.”

Kapalı bir mekânda, adliye koridoruna benzeyen bir alanda kalabalık bir grup görülüyor. Duvardaki tabelada “Ağır Ceza Mahkemesi” ve “Duruşma Salonu” ifadeleri seçiliyor. İnsanlar küçük gruplar halinde konuşuyor, bekliyor ya da kapı çevresinde toplanmış. Sağ tarafta cübbeli avukatlar dikkat çekiyor. Ortam daha sıkışık, ciddi ve bekleyiş ağırlıklı görünüyor.

İzmir Barosu Başkanı’ndan yurttaşlara dayanışma çağrısı

İzmir Barosu Başkanı Sefa Yılmaz, duruşmaya katıldı. Yılmaz, davada usül açısından birçok eksikliğin olduğuna işaret etti. Yaşam savunucularının dayanışma içinde olmalarının önemini vurguladı. Yurttaşların hukuksuzluklara karşı çıkmalarının anayasal bir hak olduğunun altını çizdi. Mahkeme heyeti, geçen celsede Esra Işık’a yurt dışına çıkış yasağı değil de köyden çıkmama yasağı ya da ev hapsiyle adlî kontrol karar verseydi şirket tahliye için gelmezdi” dedi.

Işık’ın 2025’te aldığı Türkiye Barolar Birliği Noyan Özkan Çevre ve Ekoloji Ödülü’nü anımsattı.

Meclis’teki toprak kanunlarına tepki

DEM Parti İzmir Milletvekili İbrahim Akın da duruşmayı takip etti. Esra Işık için birlikte hareket etmenin “tarihsel bir önemi” olduğunu söyledi. 12 Eylül Anayasası’ndaki hakları savunmak zorunda kaldıklarına dikkat çekti: “Şu anda onu bile savunmak, yaşamımızı, toprağımızı, havamızı ve suyumuzu savunmak bakımından değerli gözüküyor. Ne yazık ki hem siyasal hem de toplumsal anlamda bunları da ortadan kaldırmaya çalışan bir rejimle karşı karşıyayız.” 

Meclis’ten geçen toprak kanunlarını hatırlattı. Bu kanunlardan 5.sinin çıkacağını söyledi. “Bu da geçerse haklarımızın daha fazla kaybedilmesiyle karşı karşıya kalacağız” dedi.

Ankara, İstanbul, Aydın ve çevre illerden yaşam hakkı savunucuları Işık’a destek olmak için Milas Adliyesi’ne gitti. Yurttaşlar, “Esra Işık, yalnız değildir”, “Esra’ya adalet, herkese adalet” sloganlarını attı.

Karar duruşması, 22 Haziran’da saat 10:00’da görülecek.

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin