CultureCIVIC: Kültür Sanat Destek Programı kapsamında Avrupa Birliği tarafından desteklenen ve muzir.org tarafından yürütülen “Muzır Tefrika: Çeşitliliğin Dijital Öyküleri” projesi, edebiyat ile illüstrasyonu bir araya getiren dijital öykü serileri üretmeye devam ediyor. Toplumsal cinsiyet eşitliği, kültürel çoğulculuk ve ifade özgürlüğü temalarını odağına alan projede sekiz yazar ve çizerin dijital öyküleri, illüstrasyonları ve sesli içerikleri okurlarla buluşuyor.
Serinin yedinci öyküsü olan “Cevher”, Pelin Buzluk tarafından kaleme alındı ve Murat Başol tarafından resmedildi. Dört tefrikalık öykünün yayımlanmasının ardından düzenlenen yeni okur buluşması, 1 Haziran Pazartesi günü saat 20.00’de çevrimiçi olarak gerçekleşti.
Buluşmada yazar Pelin Buzluk ve çizer Murat Başol, okurlarla bir araya gelerek öykünün yazım ve çizim süreçlerine, karakterlerin dünyasına ve anlatının açtığı toplumsal tartışmalara dair kapsamlı bir sohbet gerçekleştirdi.
Toplantıda özellikle öykünün baş karakterinin trans erkek kimliği ve anlatının merkezine yerleşen “cevher” metaforu üzerinde duruldu. Katılımcılar, karakterin kendi içindeki cevheri bir maden ocağında çıkarma deneyiminin, hem kişisel dönüşüm hem de toplumsal baskılar karşısında var olma mücadelesi olarak okunabileceğini belirtti. Öyküdeki maden imgesi; karanlık, emek, derinlik ve saklı olanı ortaya çıkarma çağrışımlarıyla, karakterin kendi hakikatine ulaşma sürecini güçlü biçimde destekleyen bir anlatı unsuru olarak değerlendirildi.
Sohbette öne çıkan başlıklardan biri de trans+ insanların Türkiye’de yalnızca yaşarken değil, öldükten sonra da maruz kalabildiği ayrımcılıklar oldu. Katılımcılar, bazı durumlarda gassalların cenazeyi yıkamayı, imamların ise cenaze namazını kıldırmayı reddedebildiğine dikkat çekerek, öykünün bu sert toplumsal gerçekliği edebiyatın imkânlarıyla görünür kıldığını ifade etti. “Cevher”in bu yönüyle yalnızca bireysel bir hikâye anlatmadığı; aynı zamanda beden, kimlik, yas, inanç ve toplumsal dışlanma üzerine de düşünmeye alan açtığı vurgulandı.
Buluşmada öykünün biçimsel yapısı da konuşulan konular arasındaydı. “Cevher”in zamanlar arası geçişleri, yer yer paralel evrenleri çağrıştıran kurgusu ve gerçeklikle düşsel olan arasında kurduğu geçirgen yapı, okurlar tarafından dikkat çekici bulundu. Öyküde zamanın düz bir çizgi hâlinde ilerlememesi; geçmiş, şimdi ve olasılıklar arasında gidip gelen anlatı yapısı, karakterin içsel kırılmalarıyla birlikte değerlendirildi.
Murat Başol’un illüstrasyonları da bu zaman kayması hissini güçlendiren önemli bir katman olarak ele alındı. Başol’un özellikle öne çıkarıp resmettiği sahnelerin, okuru tam da bu belirsiz eşikte bıraktığı; anlatının gerçeklik, hafıza ve alternatif ihtimaller arasında salınan atmosferini görsel olarak derinleştirdiği konuşuldu. Çizimlerin, metni yalnızca tamamlayan değil, onunla birlikte yeni anlam alanları açan bağımsız bir anlatı dili kurduğu ifade edildi.
Okur buluşması, “Cevher”in hem edebi hem de politik katmanlarını birlikte düşünmeye imkân tanıyan verimli bir sohbetle sona erdi. Katılımcılar, öykünün trans+ varoluşlara, toplumsal ayrımcılığa, yas pratiklerine ve kendilik arayışına dair açtığı soruların, Muzır Tefrika’nın çeşitlilik ve ifade özgürlüğü odağıyla güçlü biçimde örtüştüğünü dile getirdi.






Bir Cevap Yazın