Bir hayvanat bahçesi hiçbir zaman hayvanlara kendi doğaları kadar zengin bir dünya sunamayacak. Gözlemlerimizi yaparken insan toplumunun kapasitesine indirgenmiş yapay ortamları, hayvanın içinde yaşaması gereken gerçek doğa ile karşılaştırıyoruz. Çünkü hayvanat bahçelerinin temel aldığı fikrin yanlış olduğunu görmek ancak bu şekilde mümkün olacaktır. Şu soruyu yöneltebiliriz; neden bir hayvan sırf insanlar eğlensin, öğrensin ve hatta egoları tatmin olsun diye zengin doğası yerine suni bir kapalı bir sistemde insan tahakkümü altında yaşamak zorunda?
Gaziantep ve Atina Hayvanat Bahçesi’nin ardından bu kez Eskişehir Hayvanat Bahçesi’nde esaret altında tutulan hayvanların yaşam koşullarını inceledik.
Eskişehir, her gün çoğu kez yüksek ses şiddetinde askeri jetlerin geçtiği ve Porsuk çayını donduracak sert kışların yaşandığı bir şehirdir. Değerlendirmelerimizi yaparken şehrin içinde olduğu bu koşulları da unutmamalıyız.
Kötü durumdaki nyala ve sosyal olarak ayrılmış zebra
Gözlem süresince zebralarla birlikte yaşam alanı olan nyalalardan birisi uzun süre hiç hareket etmedi, ardından çok yavaş bir şekilde besine kadar yürüdü. Yine yavaş bir şekilde yemek yedi. Yanına zebralar gelince durdu ve sabit kalmaya devam etti. Bir süre sonra tekrar aynı noktayı ziyaret ettiğimizde aynı nyala yine sabit bir şekilde duruyordu. Belirgin bir biçimde sağlık sorunu yaşayan nyalada veteriner incelemesi yapmadan problemin ne olduğunu anlayamayız fakat belirtmemiz gerekir ki ya hayvanda bir sorun olduğu fark edilmemiş ya da bir tedavi sürecinde olan hayvana ziyaretçiden izole olma, gözden uzakta dinlenme şansı verilmemiştir.
Aynı yerde üç zebra yaşıyor fakat yine gözlemlerimiz boyunca bir zebra diğer ikisinden hep ayrı durmuş genel olarak çok az hareket etmiştir. Apatik hareket olup olmadığından emin olmak amacıyla daha uzun gözlem yapmak gerekir fakat şunu söyleyebiliriz ki her zaman bir arada duran iki zebradan sosyal olarak ayrışmıştır. Bu durum zebrayı strese sokacaktır.
Bu bölümde bulunan kapalı kısımların kapılarının gün içinde kapalı tutulduğunu gözlemledik. Hayvanat bahçeleri yönetmeliğine aykırı bu durum maalesef yönetimlerce meşru bir şeymiş gibi uygulanmaktadır aynı sorun ile Antep hayvanat bahçesinde de karşılaşmıştık. Önce yönetmelik maddesini açık ve net bir şekilde belirtelim :
Hayvanların barındırıldıkları yerler ile ilgili genel şartlar
MADDE 11
g) Hayvanların bulunduğu açık alanlarda türün gereksinimlerine uygun gölgelik ve saklanabilecekleri yerler bulundurulur.
Eğer alan içinde hayvanların birbirinden uzaklaşmasını, gölgeli/sakin bölmeye geçmesini, sosyal gerilimden kaçınmasını sağlayacak bölümler varsa ama bunlar kapalı tutuluyorsa, alan varmış gibi görünse bile hayvanların kullanımına açık değildir. Bu düzenleme, hayvanların yalnızca fiziksel olarak sergilenmesini değil, rahatsızlık, hastalık veya sosyal gerilim anlarında dahi görünür kalmaya zorlanmasını beraberinde getiriyor.
Askeri jet geçiş bölgesinde flamingolar korku içinde
Flamingoların yaşamı sığ su, yumuşak taban, çamur ve çamurlu suyla ilişkili beslenme davranışlarıyla çok bağlantılı olmasına rağmen esaret altındaki flamingoların yerinde çamurlu bir bölge göremedik. Su çekmiş çamur- kum alanlar, ‘stamp-feeding’ gibi doğal beslenme davranışlarını teşvik eder.
Eskişehir, yazının başında da belirttiğimiz gibi askeri jetlerin her gün geçtiği ve 80-110 dB ses şiddetine gün boyunca birkaç kez maruz kalan bir bölge. Bu ses aralığı birçok hayvan türünü etkiler, insan dahil. Fakat flamingolarda durum daha da ciddileşiyor çünkü yüksek ses bu türleri aşırı strese sokup kendilerine zarar vermelerine yol açıyor. Kısa süreli kaçış veya yer değiştirme davranışı sebebi ile duvara çarpma gerçekleşebiliyor. Ayrıca hayvanlar sürekli bu sese maruz kaldıklarında kaçış davranışları azalır fakat bu ‘rahatlama’ anlamında değildir. Öğrenilmiş çaresizlik durumudur; beslenme davranışı azalır, grup içi senkronizasyon bozulur, eşleşme davranışında düşme gerçekleşir, yuva terkine yol açar, yavru başarısını düşürür.
Kısaca belirtmek gerekirse flamingoların sakin ve zengin doğasıyla karşılaştırdığımız zaman Eskişehir hayvanat bahçesinde yapay ve huzursuz bir ortam mevcuttur.
Kuş bölümü ve çok sık şekilde kendini temizleyen saki maymunu
Farklı kuş türlerinin barındırıldığı kapalı ve açık alanların nasıl bir sistemle işlediği gözlemlerimize rağmen anlaşılamadı. Bazı kuşların kışlık kısımlarının kapıları kapalıydı, bazıları açık. Bunun sebebini bilmiyoruz. Neden bazı kuşlar küçük kışlıklarda kapalı tutuluyor?
Ayrıca kışlık bölümler büyük kuşlar için çok yetersiz gözüküyor. Yüksek dalda oturan leyleğin başı tavana değiyor. Leylekler genel olarak sulak alanlarda, sığ su bölgelerinde yaşarlar fakat iç mekanda hiç su yok, dış mekanda ise sulak bir alan olup olmadığı gözlemlenemedi (bitkisel perdeleme sebebi ile görememiş olabiliriz). Kuş evinin iç bölümleri insan merkezli bakış açısının getirdiği kolay temizleme kaygısı ile tamamen fayans ile kaplanmış, kuşların doğal ihtiyaçları göz ardı edilmiştir.
Bu bölümde bir maymun türünün de (beyaz süslü saki) barındırıldığını gördük. Üç birey de devamlı tımarlama davranışı yapıyordu. Bir tanesi çok hızlı ve yoğun bir şekilde devamlı kendini tımarlıyordu. Stereotip davranışın işareti olabilir.
Zengin doğadan yapay akvaryuma!
Köpekbalıkları türlerine bağlı olarak günde bir kaç km veya 50-100 km yüzerler. Kapatıldığı yerde sadece bir daire hareketi yapabilen bu köpek balıklarının duyusal ve davranışsal tüm zengin yönleri bu cam vitrinde tekdüze bir dünyaya indirgenmiştir, bu durum hayvana dayatılan ekolojik bir kopuştur.
Doğasında zengin bir habitata sahipken, titreşim ve akıntıyı hissedebiliyor, hareket ve alan seçebiliyorken basit bir yaşam alanında tüm bu özellikler yok olur. Bu nedenle köpekbalığının bulunduğu yerin ne kadar yetersiz olduğundan bahsetmek yerine, hayvanın bir su tankına hapsedilmesinin hiçbir şartta doğru ve etik olmayacağını düşünüyoruz.
Fayans havuza gömülmüş timsah ve tecritteki fok!
Timsah hareketsiz bir şekilde fayans bir havuzda duruyor. Havuz küçük, sığ ve hiç bitki yok. Başka türdeşi olmayan, başka canlılarla ekolojik ilişki kuramayan, bitkisiz ve suni bir sahneye indirgenmiş timsahın zengin doğası. Gözlemlerimize göre, Türkiye’deki hayvanat bahçeleri bazı hataları birbirlerinden kopyalıyor. Gaziantep Hayvanat Bahçesi’nde de timsahı aynı şekilde fayans zemin, beton zemin ve cam malzemelerinden oluşmuş bir hapis hayatı içinde görebilirsiniz.
Hayvanın ekolojik gerçekliği önemsenmiyor, teşhir mimarisi kendini devamlı tekrar ediyor.
Tek başına tutulan fok için de aynı şekilde içinde hiç bir vejetasyon olmayan bir havuz uygun görülmüş. Zengin habitatın tür içi ve türler arası ilişkinin olmadığı bir hapis hayatı yaşıyor eskişehir Hayvanat Bahçesi’nde tek başına tutulan fok.
Hayvanları rahatsız edebilecek havuz sesi ve ‘Isırabilirim’ tabelası
Eskişehir Hayvanat Bahçesi’nin girişinde bir havuz var. İçerisinde gün boyunca su fışkırtan fiskiyeler var. Burada ses ölçtüğümüzde 80dB aralığına kadar yükselen ses şiddeti olduğunu gördük. Bu ses aralığı devamlı maruz kalındığı takdirde hayvanlarda stres yaratır. Hatta yakınında gün boyu çalışan ve sese maruz kalan güvenlik işçilerinde bile stres yaratır. Gürültünün kesilmesi ve fıskiyelerin çalıştırılmamasını tavsiye ediyoruz.
Bazı hayvan barınaklarının önünde ‘ISIRABİLİRİM’ yazılı tabelalar mevcut. Özneyi hayvanın ağzından kuran, onu tek kelimelik bir tehdit figürüne indirgeyen bu tabela dilini çok yanlış bulduk. Güvenlik amacıyla yapılmış olsa da, hayvanı davranış bağlamından koparıp tehdit olarak kodlayan bir dil kullanılıyor bu da özellikle çocuklarda hayvanın savunma davranışını ‘kötücül’ bir özellik olarak algılatabilir. Doğru olan, hayvanı damgalamak yerine ziyaretçinin davranışını düzenleyen, sınır ve saygı temelli bir uyarı dilidir. Bu tabelaların güncellenmesini tavsiye ediyoruz.
Eskişehir konumu ve iklimi sebebiyle farklı türlerin 85 bin metrekarede refah düzeyi yüksek bir şekilde yaşayabileceği bir yer değildir. Yeni bireylerin ve türlerin bahçeye eklenmesini tavsiye etmiyor, tehlike altındaki türlerin koruma projeleri ile bilimsel altyapıya sahip bir şekilde türüne uygun habitatta bakılmasını, mümkün olanların doğaya döndürülme çalışması yapılmasını ve doğaya döndürülmelerini talep ediyoruz. Türkiye coğrafyasında olmayan türler için uluslararası kurumlarla iletişim kurularak rehabilitasyon merkezlerine gönderilmelerini ve hayvanat bahçesinde geriye kalan türlerin birey bazlı bakım ile korunmasını bekliyoruz. Kısacası ülkemizde hayvanların vitrin olarak kullanıldığı, tüm gün ziyaretçiye maruz kaldıkları ve yüzlercesinin aynı bahçeye doluşturulduğu hayvanat bahçelerinin doğru adımları atarak birer koruma merkezine dönüşmesini talep ediyoruz.






Bir Cevap Yazın