Yeni e-dergimiz #Haftalık, her hafta bir gazeteci ve bir karikatüristin ortak çalışmasıyla gündemin nabzını tutuyor. Basın Evi Destek Projesi (BEDA) desteğiyle hayata geçen bu çalışma, tam 19 hafta boyunca her pazartesi muzir.org adresinde yayınlanacak. Haftanın en çarpıcı gelişmelerini hem kalemden hem de çizgiden okumak için üçüncü sayımızı inceleyebilirsiniz. Hazırlayanlar: Gazeteci Ebru Apalak ve Karikatürist Cihan Kılıç. Bu yayının içeriği tamamen yazarlar, çizer ve editörün sorumluluğundadır ve Avrupa Birliği’nin görüşlerini yansıtmayabilir.
Direnişten gözaltına, gözaltından açlığa
Yıldızlar SSS Holding’e bağlı Doruk Madencilik’te çalışan 32 işçi, aylardır alamadıkları ücret ve kıdem tazminatları için Bağımsız Maden-İş Sendikası’nın öncülüğünde Eskişehir’den Ankara’ya yürüdü. Sekiz gün süren yürüyüşün ardından toplam 18 kilometre kat eden işçiler, başkentte polis müdahalesiyle karşılaştı. Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı yetkilileriyle görüşmek isteyen işçiler ile birlikte Bağımsız Maden-İş Genel Başkanı Gökay Çakır ve sendikanın örgütlenme uzmanı Başaran Aksu 20 Nisan’da gözaltına alındı. Serbest bırakılan işçiler, aynı gün Bakanlığın önünde açlık grevine başladı. Ancak 22 Nisan’da, 110 maden işçisi yeniden gözaltına alındı. İşçiler 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Yasası’na muhalefet etmekle suçlandılar. İşçilerin anayasal hakkı olan barışçıl yürüyüş düzenleme hakkı göz ardı edildi. Yaklaşık 50 işçi, şirket yetkilileriyle görüşmek için 23 Nisan’da Yıldızlar SSS Holding’in önüne gitti, ancak işçiler yetkililerle görüşemedi. İşçiler, 12 gündür direniyor. 20 Nisan’dan beri, 81 işçi ve 4 sendika yetkilisi açlık grevini sürdürüyor.

Doruk Madencilik’e 2016’da Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu (TMSF) el koydu, TMSF 2022’de Yıldızlar SSS Holding’e devretti. İşçiler, TMSF dönemi öncesi ve sonrasına ait kıdem ve ihbar tazminatlarını, ücretsiz izin dayatmasının sona ermesini, işçi sağlığı ve iş güvenliği kurallarına uygun çalışma koşullarının sağlanmasını, sendikal faaliyetleri nedeniyle işten çıkarılan işçilerin işlerine dönmelerini ve madenin kamulaştırılarak iş güvencesinin sağlanmasını istiyorlar.
Kurtuluş Parkı’nda açlık grevini sürdüren işçileri, polis ablukaya aldı. Türkiye İşçi Partisi Genel Başkanı Erkan Baş da Ankara’ya giderek işçilere destek amacıyla açlık grevine başladı.
Çakır, 24 Nisan’da Bakanlık yetkilileriyle görüştü. İşçilerin 2,5 aylık maaşlarının ödenmeye başlandığı öğrenildi.
Grev yapan iki işçi ise hastaneye kaldırıldı.
Devletin zirvesine uzanan dosya: Eski vali, demir parmaklıklar ardında
Gülistan Doku soruşturmasında dönemin Tunceli Valisi Tuncay Sonel, “suç delillerini yok etme, gizleme veya değiştirme”, “bilişim sistemindeki verileri bozma, yok etme, erişilmez kılma, sisteme veri yerleştirme”, “kişisel verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme”, “resmî belgeyi bozmak, yok etmek veya gizlemek” suçlamalarıyla 21 Nisan’da Erzurum’da tutuklandı. Böylece soruşturma kapsamında tutuklananların sayısı 12’ye yükseldi. Tuncay Sonel’e kelepçe takılmaması tartışma yarattı.
Valinin oğlu Mustafa Türkay Sonel’in, uzun namlulu silahlarla çektirdiği fotoğraflar ortaya çıktı.

Koçpınar Mahallesi’nde yapılan yeraltı taramasında mezar şeklinde bir boşluk belirlendi. Taramada ceset ya da kemik bulunmadı. Ancak hazırlanan raporda boşluğa bir kişinin gömülüp sonradan çıkarılmış olabileceği üzerinde duruldu.
Doku ailesinin Avukatı Ali Çimen, 22 Nisan’da Eski Vali’nin eşi Handan Sonel hakkında gözaltı ve tutuklama talebi ile suç duyurusunda bulundu. Handan Sonel’in olaydan haberdar olmamasının mümkün olmadığını ifade etti.
Soruşturmada adı geçtiği öğrenilen, daha önce Tunceli İŞKUR Müdürü olan ve Ankara’da daire başkanı olarak görev yapan Özdemir Aktaş da görevden alındı. Gülistan Doku’nun ablası Aygül Doku, Aktaş’ın kardeşinin eski erkek arkadaşı Zeinal Abakarov ve ailesiyle yakınlığı olduğunu sosyal medyada paylaşmıştı.
Avukat Çimen, faillerin dönemin kolluk amirlerini suçladıklarını, onların da dosyaya dahil edilmeleri gerektiğini belirtti:
“İkinci dalga operasyonu bekliyoruz çünkü dosyada gerçekten de tutulan tutanakların tamamı düzmeceydi. Bu yönüyle dosyada görev almış Tunceli Cumhuriyet Başsavcısı Ebru Hanım’ın dönemi hariç, diğer dönemde görev yapmış tüm soruşturmacılar şu an şüphe altındadırlar. Yargılanıp aklanmaları gerekir.”
Bir ölüm, iki anlatı: “intihar” mı, “politik cinayet” mi?
Karadeniz Teknik Üniversitesi öğrencisi İlayda Zorlu (18), vizelerin ardından ailesinin yaşadığı Hatay’ın Kırıkhan ilçesine gitti. Polis babasının beylik tabancasından çıkan kurşunla 17 Nisan’da yaşamını yitirdi.
Eylemlere katıldığı gerekçesiyle ailesinin evinin aranmasından kısa bir süre sonra ölen Zorlu ile ilgili soruşturma açıldı. Ancak dosyada herhangi bir şüphelinin bulunmadığı ortaya çıktı. Zorlu’nun otopsi işlemleri, swap ve telefon incelemeleri devam ediyor. Dosyada sadece Zorlu’nun kardeşi tanık olarak yer alıyor. Zorlu’nun arkadaşları, Zorlu’nun ölümünden önce zorla tutulduğuna dair mesaj kayıtlarını dosyaya sunarak tanıklık yapmak istiyor.

İddiaya göre, polis Zorlu’nın babasını arayarak “Kızınız yasadışı eylemlere katılıyor, terör örgütüne üye, iki güne dağa kaçırırlar” dedi. Zorlu’nun ölümü önce “intihar” olarak basına yansıdı. Ancak Zorlu’nun arkadaşları “intihar” değil “politik bir cinayet” olduğunu öne sürüyor.
Hacettepe Üniversitesi öğrencileri ise Beytepe Kampüsü’ndeki Mor Duvar’a Zorlu’nun silüetini çizdi. Öğrenciler Zorlu’nun silüetini yaşamları uğruna mücadele ettiği kadınların arasına işlediklerini ifade etti.
Zorlu için Ankara, İstanbul ve İzmir’de eylemler düzenlendi. İstanbul Kadıköy’de 19 Nisan’da yapılan eylemde 79 genç gözaltına alındı. 57’si serbest bırakıldı, 5’i adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı. İki genç tutuklandı. Tutuklananlardan Safa Eren Bektaş, eylem sırasında polislerin uyarısını duyduğunu alandan çıkmak istemesine rağmen polislerin kendisine izin vermediğini ve hiç kimseye fiziki bir saldırıda bulunmadığını belirtti.





Bir Cevap Yazın