Türkiye’de protesto hakkı her geçen gün daha fazla baskı altına alınırken, polis ve yargı adeta bir “ceza mekanizması” gibi işletiliyor.
19 Mart 2025 operasyonunun ardından binlerce kişinin gözaltına alınması, yüzlercesinin tutuklanması ve çocukların dahi ters kelepçe ve işkenceye maruz kalması, bu baskının ne kadar sistematik hale geldiğini gösteriyor.
Bu süreçte barışçıl eylemler “kanunsuz” ilan edilirken, toplumsal muhalefet tutuklama, ev hapsi, adli kontrol ve yasaklarla susturulmaya çalışılıyor.
Türkiye 2026’da, hukukun bir adalet aracı değil, bir sopa gibi kullanıldığı bir ülkeye dönüştü.
Ama tüm baskıya rağmen mücadele sürüyor.
23 Ocak’ta DGD-SEN öncülüğünde başlayan Migros Depo işçilerinin direnişi, gözaltılara ve yıldırma politikalarına rağmen 22 günün sonunda bir işçi zaferine dönüştü.
Anayasa, herkese izin almadan barışçıl gösteri yapma hakkı tanıyor.
Biz de bu videoyla, hakların suç haline getirildiği bir dönemde adaletsizliğe karşı yükselen sesleri hatırlatıyoruz.
Müberra Ünsal’ın haberi.






Bir Cevap Yazın