Çocuk bekliyorsunuz. Heyecanlısınız. Doğum günü geliyor ve bebeğiniz dünyaya geliyor. Doktorlar ilk muayeneyi yaparken size şunu söylüyorlar: “Bebeğinizin cinsiyet özellikleri tipik kız ya da tipik erkek tanımına tam olarak uymuyor.”

Çocuğunuz interseks ve ne yapacağınızı bilmiyorsunuz çünkü ortalama her 2000 doğumdan 1’i interseks olmasına rağmen bunu size daha önce kimse anlatmadı. Sağlık Bakanlığı’ndan, Aile Bakanlığı’ndan bu konuda bir bilgilendirme görmediniz. Doğum öncesi eğitimlerde anlatılmadı. Televizyonda konuşulmadı. Sanki hiç yokmuş gibi davranıldı.

Hemen araştırmaya başlıyorsunuz. Bu alanda çalışan bir derneğin rehberine ulaşıyorsunuz. Tam “nihayet bilgi” derken erişim engeliyle karşılaşıyorsunuz: “Genel ahlaka aykırı.”

Bir an durup düşünüyorsunuz: “Nasıl yani? Benim bebeğim mi ahlaka aykırı?”

12 Mayıs’ta saat 09:40’da Ankara 74. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülecek bu dava tam olarak bazı ailelerin bunu yaşamasına yol açabilir. 

LGBTİ+ hakları alanında faaliyet yürüten 17 Mayıs Derneği’nin yayımladığı “#BenimİnterseksHikayem” kitabının ve bir sergi kataloğunun “genel ahlaka aykırı”lık gerekçesiyle yargılanmasından bahsediyoruz.

İntersekslerin kendi yaşam deneyimlerini anlattıkları tanıklıklardan oluşan bir derleme olan “#BenimİnterseksHikayem” kitabının “genel ahlaka aykırılık” suçu ile yargılanmasını İnter Dayanışma’nın kurucusu ve interseks aktivisti Belgin Günay ile konuştuk.

Bu kitap genel ahlaka aykırı bir materyal olabilir mi? 

Olamaz çünkü öncelikle interseks olmak doğuştan gelen doğal bir varoluş ve çeşitlilik. Ahlakla yakından uzaktan hiçbir alakası yok. Tamamen biyolojik bir olgu. Kişilerin biyolojik cinsiyet karakteristikleriyle, doğuştan gelen çeşitlilikle alakalı bir şey. 

Bu davadaki iddianame üzerinde konuşacak olursak, kitapta yer alan çocuk çizimlerine ve çocukların hikayelerini anlatması konu edinmiş. Bu çok saçma çünkü kitapta çocuklukta yaşadıkları istismarı anlatan kişilerin tamamı bugün yetişkin insanlar, hiçbiri çocuk değil ve başka çocukların başına gelmesin diye maruz bırakıldıkları istismarları paylaşıyorlar. 

Bugün medyada birçok alanda çocuk istismarına karşı üretilen içerikler var, olması gerekiyor ve elbette bunların hiçbiri yasak değil. Sadece YouTube’ta dahi onlarca kanal bulunuyor, kişilerin çocukken yaşadığı istismarı anlattığı. Bu anlatılan zaten çocukların psikolojisini bozmak için değil tam tersi yetişkinleri bu durumlara karşı uyarmak için hazırlanan içerikler. Yetişkinler çocukları korusun ve önlem alsın diye anlatılıyor bu istismarlar.  

Bu kitap da bu amaçla mı yazıldı?

Evet…Üç bilirkişi raporunun kararına aykırı şekilde dava açılan kitabımız tamamen bu amaçla yazıldı. Yani ‘bakın bir nesil bir dönem bunları yaşadı, gelecek nesil de aynı şeyler tekrarlanmasın’ diye anlatıyoruz. Aslında kitapta pek çok makale de var. Bunlara bakıldığında zaten kitabın amacı çok net bir şekilde görünüyor.

Türkiye’den de bir anlatıcı var kitapta değil mi?

Türkiye’den tek bir anlatı var, diğer anlatıların tamamı Avrupa’nın çeşitli ülkelerindeki insanların maruz bırakıldığı istismara dair. “Genel ahlaka aykırı” olduğu ileri sürülen görsellerdeyse sadece intersekslerin günlük hayatlarından parçalar var. Mesela bir nterseks bir ebeveyn tasvir edilmiş, ne var bunda ahlaka aykırı? Yani interseks doğan kişi çocuk sahibi olamaz mı? Niye olamasın? Son derece sıradan görüntüler bu çizimler, akıl alır gibi değil gerçekten…

Kişi kısa, parlak kızıl saçlı ve çilli bir yüz yapısına sahip. Üzerinde sarı bir tişört var; tişörtün üzerinde büyük harflerle “PROUD INTERSEX PARENT” yazıyor. Yazıda interseks bayrağının renkleri olan sarı ve mor tonlar kullanılmış. Kişi bebeği güvenli bir şekilde kucağında tutuyor ve kameraya doğru sakin, hafif kendinden emin bir ifadeyle bakıyor. Bebek açık renkli bir kıyafet ve mor tonlarında pantolon giymiş. Küçük çorapları da mor-yeşil tonlarda. Bebek rahat bir pozisyonda, yetişkinin kolları arasında desteklenmiş durumda. Arka plan oldukça detaylı: büyük yeşil yapraklar, camlı bir sera yapısı ve doğal ışık hissi veren aydınlatma var. Sağ alt köşede bir kedi uzanmış halde görünüyor. Genel stil gerçekçi ama çizgi roman / dijital illüstrasyon estetiğinde; gölgeler belirgin, renkler doygun ve kontrast yüksek. Görsel, ebeveynlik, kimlik ve görünürlük temalarını vurgulayan güçlü ve temsili bir kompozisyona sahip. İllüstrasyon: Ins A Kromminga, #BenimİnterseksHikayem

İntersekslerin karşı karşıya kalabileceği istismar örnekleri anlatılıyor kitapta, bunun kamu spotu gibi kamu kurumları tarafından duyurulması, vatandaşalara yol gösterilmesi gerekmez mi?

Elbette bu bilgilendirmeyi yapması gereken devlet… Ufak bir örnek vereyim. Finlandiya Sağlık Bakanlığı sitesine girdiğinizde ana sayfada, yan sekmede yeni interseks çocuk sahibi olan ebeveynler için bilgilendirme linki var ve o ülkedeki örgütün sitesine yönlendiriyor sizi. 

Bu ahlaksızlık mı şimdi? Ailelerin çocuklarını koruması için yapılan bir yönlendirme bu. Türkiye’de de bunun yapılması gerekiyor, aile bakanlığı, sağlık bakanlığı interseks çocuklar için doğru yönlendirmeler yapmalı ama yapmıyor, sivil toplum yaptığında da dava açıyor. 

Oysa ne meslek etiğine ne bilimsel sürece uymayan ayrıca reklam yasağını çiğneyen istismarcı “doktorların” reklamları yasaklanmıyor, 2026 yılı Türkiye’sinde bunu sosyal medyada dahi görebiliyorsunuz. Bu kişiler çıplak çocuk fotoğrafları paylaşıyor ve “çocuğunuz böyleyse bir an önce bize getirin, ameliyat edelim” gibi paylaşımlar yapıyor. Hangisine dava açıldı, hangisi engellendi? 

Bu davayı da LGBTİ+’ları hedef alan “Aile Yılı” politikalarının bir sonucu olarak okuyabiliriz herhalde. Bu konuda ne düşünüyorsunuz?

Aileden, aile ilişkilerinden bahsediyorsak, onu bu kadar kutsuyorsak, bu kadar önem veriyorsak, ailedeki bireyler arasındaki iletişimin de şeffaf, sevgi ve şefkat dolu olması gerektiğini savunmamız lazım. Ama ne yazık ki böyle değil. 

“Aile Yılı” politikaları tam tersine sebep oluyor, ailelerin kendi LGBTİ+ çocuklarına, interseks çocuklarına kötü davranması gerektiği söyleniyor. Hasta olmadıkları halde bilimsel olmayan “terapilere” götürmelerini, suçlu olmadıkları halde suçlamalarını istiyorlar. Bu ailenin sıcaklığı, güvenirliğine tamamen ters, insan haklarına ters. Burada gerçekten büyük bir ikiyüzlülük olduğunu düşünüyorum. 

Aile yılında aileden bahsediyorsak, öncelikle hem LGBTİ+ çocuk sahibi ailelerin hem interseks çocuk sahibi ailelerin çocuklarıyla bunları konuşabildikleri, birbirleriyle şeffaf ve güven ilişkisi kurabildikleri fonksiyonel aileler yaratabilmekten söz etmemiz gerekiyordu. 

Akran danışmanlığı da veriyorum ve şu an o kadar çok genç var ki ailesi reddettiği için barınma gibi en temel haklardan yoksun, işsiz, eğitimini sürdüremiyor. Nefret söylemlerinden etkilenen ailelerinden destek göremediği için cebinde bir kuruş olmadan orada burada arkadaşlarında intersekslerle konuşuyorum, ahlaka aykırı olan bu durum değil mi?

Bir yanıt yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin