KuirFest, teaser videosu ile birlikte yaptığı açıklamada, “Bugün ağzımızdan çıkan şey süslü ya da doğru politik bir cümle değil. Bize dayatılan eril aklın, tahakkümün ve sürekli bastırılmanın yarattığı bir sıkışmanın sesi” ifadelerine yer verdi. Festivalin teması, Nazan Öncel’in Demir Leblebi albümünde yer alan aynı isimli şarkıdan alındı.

OHAL’den bu yana sistematik biçimde engellenen Pembe Hayat KuirFest, 7–8 yıl sonra ilk kez Ankara’da yasaklanmadan gerçekleşti. Festivalin gönüllülerinden Eylem Esen, “Biz de tüm hazırlıklarımızı yine yasaklanacakmış gibi yapmıştık” dedi. 

20’den fazla ülkeden 42 film

Bu yıl üç gün süren festival, 20’den fazla ülkeden, farklı diller ve kültürlerden 42 filmden oluşan zengin bir seçkiyle izleyici karşısına çıktı. Kuir sinemanın güncel üretimlerini bir araya getiren festival, katılımcılara hem estetik hem de politik bir karşılaşma alanı sundu.

Zeliş Deniz Kuir Sinema Ödülü Sezer ve Esmeray’a

Festival kapsamında bu yıl 7’ncisi düzenlenen Zeliş Deniz Kuir Sinema Ödülü, Bulut Sezer ve Esmeray’a verildi.

Bulut Sezer ödülünü, “Her akşam ağlayarak hayal kuran çocukluğuma ve tüm trans çocuklara armağan ediyorum” sözleriyle alırken, Esmeray ise ödülünü, “Rojavalı kadın savaşçılara armağan ediyorum” dedi.

“Festival hazırlıkları Haziran’da başlıyor”

Festivalde konuştuğumuz Pembe Hayat LGBTİ+ Dayanışma Derneği Medya ve İletişim Koordinatörü Eylem Esen, KuirFest’in aylar süren kolektif bir emeğin ürünü olduğunu vurguladı: “Festival her yıl Ocak ayında yapılıyor ama hazırlıklar aslında Haziran’da başlıyor. Dünya çapında film çağrısına çıkıyoruz, Eylül’e kadar filmler bize ulaşıyor. Ardından küratör ekibimiz seçkiyi oluşturuyor.”

Bu yılki küratör ekibinde Gizem Bayıksel, Bulut Sezer, Furkan Yurt, Hilal Başak, Demir Baş, Saadat ve Kaan Akın yer aldı. Festival boyunca 20’den fazla ülkeden 42 film izleyiciyle buluştu.

“Gönüllüler Festival’in bel kemiği”

KuirFest’in yıllardır gönüllü emeğiyle ayakta kaldığını söyleyen Eylem, süreci şöyle anlattı: “Her sene gönüllü çağrısına çıkıyoruz. Benim KuirFest’le yolum da gönüllülükle kesişti. Güvenlik gerekçeleriyle başvurular form üzerinden alınıyor, ardından küçük bir eleme yapılıyor. Festival yaklaştıkça gönüllülerle bir araya gelip süreci birlikte örüyoruz.”

Bu yıl Eylem, gönüllü koordinasyonunda da aktif rol aldı.

“Bu sene yasaklanmadık”

Festivalin en dikkat çekici başlığı ise yasaklanmaması oldu. Eylem bu durumu şu sözlerle anlattı: “Bu sene yasaklanmadık. Bunu özellikle söylemek istiyorum. KuirFest, OHAL’den bu yana 7–8 yıldır yasaklanan bir festivaldi. Biz de tüm hazırlıklarımızı yine yasaklanacakmış gibi yapmıştık. 23’ünde yasak gelmedi, 24’ünde de gelmedi. Bugün 25’i ve festival bitiyor. 8 yıl sonra ilk kez Ankara’da yasaklanmadan gerçekleşiyor.”

Bu durumun ekipte şaşkınlık yarattığını söyleyen Eylem, yasaklara alışmış olmanın yarattığı garip hissi de dile getirdi: “O kadar yasaklara alıştık ki, yasak gelmeyince ‘niye yasaklanmadık?’ diye düşündük. Yasaklar içinde var olmaya, onları delmeye, planlar yapmaya alışmıştık.”

“#SokarımPolitikana bir öfkenin sesi”

Festivalin bu yılki teması #SokarımPolitikana, Nazan Öncel’in Demir Leblebi albümündeki aynı adlı şarkıdan alındı. Eylem, temanın arkasındaki politik motivasyonu şöyle anlattı: “Bu tema biraz çekinerek belirlendi. Çünkü ‘sokarım’ ifadesi eril tahakkümün diliyle ilişkilendiriliyor. Ama biz tam da bu baskıya karşı bunu sahiplenmek istedik. Lubunya hareketinin öfkesi, inadı ve artık tahammülsüzlüğü var bu temanın arkasında.”

KuirFest Nadas’a giriyor

Eylem, festivalin bir süre Nadas’a gireceğini de açıkladı: “Bu festivalin bitmesi değil. Ama biraz durup güçlenmek istiyoruz. Sivil toplumun bu kadar daraltıldığı bir yerde ücretsiz gösterimler yapmaya çalışıyoruz. Bunun ciddi bir maddi ve duygusal emeği var.  Nadas sürecinde daha donanımlı, daha güçlü bir KuirFest için çalışacağız.”

“Bu Festival bir umut kaynağı”

Özgür Renkler Derneği’nden Çağrı, Türkiye’de artan nefret politikalarına dikkat çekerek festivalin önemini şu sözlerle anlattı:“Festival, bu güncel konjüktürde olayların çok negatif bir yönde ilerlediği bir dönemde, umut ve dayanışmayı yeniden görünür kılabilecek bir alan oldu. Bu beni hem güçlendirdi hem de mutlu etti. İzlediğim filmler çok içtendi, yer yer insanın içine dokunuyordu. Aslında yalnız olmadığımı hissettim. Buradan güçlenmiş ve daha pozitif bir yerden döneceğimi hissediyorum.”

Gönüllüler anlatıyor: ‘Yorgunduk ama çok mutluyduk’

Festival gönüllülerinden Eslen ise süreci hem duygusal hem de kolektif bir deneyim olarak tarif etti: “Hazırlık aşaması yorucuydu ama aynı zamanda çok eğlendik. Kimseyi tanımıyordum, sadece eylemden tanışıklığım vardı. Buna rağmen ilk günden bir samimiyet ve bağ kurduk. İlk gün özellikle çok yorulduk ama akşam lubunyaları mutlu görmek bütün yorgunluğumu aldı.”

Eslen, sağlık sorunları nedeniyle film gösterimlerine katılamadığını ancak izleyicilerle yapılan röportajların güçlü bir etki yarattığını belirterek, “Çıkanlar çok mutluydu, ağlayarak çıkanlar vardı. Kendi yaşamından parçalar bulanlar vardı. Filmlerin büyük bir özenle seçildiği çok belliydi” dedi. 

Festivalin kendisinde bıraktığı hissi ise şöyle anlattı: “Herkesin kalbinin burada olduğunu biliyorum. Belki odasında yalnız başına festivali takip eden, online oturumlara katılanlar… Bu çok güçlü bir his. Herkesi çok seviyorum ve herkes çok değerli.”

Yasak döngüsü kırıldı: KuirFest Ankara’da engellenmedi

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin