“Bu haber dosyası bile dayanışmayla örüldü. Suriyeli ve Türkiyeli kadınların ortak emeği, siyasal sınırların ötesine uzanan bir dayanışmanın mümkün olduğunu gösteriyor.” Suriyeli ressam Sara Khayat resmetti ve yazdı.

Esad’ın düşüşü bizim için uzun zamandır beklenen bir hayaldi; adil, demokratik ve sivil bir devletin kapısını açacaktı. Ancak bugün, Suriyeli kadınların yaşadığı acı gerçeklik yüzünden beklediğimiz o değişim umudu, derin bir hüzünle gölgelenmiş durumda.
Suriyeli kadınlar, devrimin ilk gününden bu yana en önde mücade etti. Aktivistlerdi, direnişçilerdi, topluluk örgütleyicileriydi-hala da öyleler-; siyasal ve sivil olarak liderlik ettiler. Bunca yıllık mücadeleden sonra dahi kadınların seslerinin duyulması, tanınması ve değer görülmesi yerine bastırıldığını, geri plana itildiğini görüyoruz.
Ne yazık ki kadınlar bu dönemde dışlanmaktan ve marjinalleştirilmekten(!) başka hiçbir şey kazanmadı. Kadınların yıllar boyu süren emeği ve fedakârlığı sanki yokmuş gibi davranılıyor. Rejimin düşüşünün üzerinden bir yıl geçmiş olmasına rağmen, kadınları koruyan, ayrımcılığı yasaklayan ya da nefret söylemiyle mücadele eden gerçek bir yasanın, regülasyonun sahada uygulanmaya başladığını dahi göremedik. Dahası, kadınlara yönelik kaçırılma vakaları, korku ortamı ve kadınlar için her düzeyde güvenlik eksikliği giderek artamaya devam ediyor.
Tüm bunlar bizleri beklemediğimiz bir gerçekle yüz yüze bıraktı: derin bir hayal kırıklığı ve sarsıntı… Adaletin başlangıcının değişim olacağına inanmıştık; fakat gördük ki, özellikle kadınların karar alma süreçlerinde hak ettikleri yeri alabilmesi ve haklarının gerçekten korunması için yolumuz hâlâ çok uzun.
Yine de bu uzun yolları bilerek yürümeye devam ediyoruz; çünkü kadınlar arasındaki dayanışma Suriye’de, Türkiye’de ve dünyanın her yerinde. Umut ve direncin en güçlü kaynağı dayanışmamız olmaya devam ediyor. Bu haber dosyası bile dayanışmayla örüldü. Suriyeli ve Türkiyeli kadınların ortak emeği, siyasal sınırların ötesine uzanan bir dayanışmanın mümkün olduğunu gösteriyor.
كان سقوط الأسد بالنسبة لنا حلماً طال انتظاره—نافذة لبداية بناء دولة مدنية عادلة. لكن اليوم، يطغى على ذلك الأمل شعور عميق بالحزن بسبب الواقع المؤلم الذي تعيشه النساء السوريات.
فالنساء السوريات كنّ في طليعة الثورة منذ يومها الأول. كنّ ناشطات ومناضلات ومنظّمات مجتمع، وقائدات في العملين السياسي والمدني. ومع ذلك، وبعد كل هذه السنوات من النضال، نشهد اليوم كيف يتم إسكات أصوات النساء وتهميشهن بدلاً من الاعتراف بدورهن وقيمته.
للأسف، لم تحصد النساء في هذه المرحلة سوى الإقصاء والتهميش. وكأن سنوات التضحية والعمل الشاق تم تجاهلها بالكامل. وحتى بعد مرور عام كامل على سقوط النظام، لم نرَ أي قوانين حقيقية تُطبّق على أرض الواقع لحماية النساء، أو لضمان عدم التمييز، أو لمواجهة خطاب الكراهية. بالإضافة إلى ذلك، تتزايد حالات الخطف والخوف وانعدام شعور النساء بالأمان على كل المستويات.
كل هذا خلّف لدينا خيبة أمل كبيرة وصدمة من واقع لم نكن نتوقعه. كنا نؤمن أن التغيير سيكون بداية للعدالة، لكن للأسف اكتشفنا أن الطريق ما يزال طويلاً—خاصة فيما يتعلق بضمان حصول النساء على مكانهن الطبيعي والمستحق في صناعة القرار وحماية حقوقهن فعلياً.
ومع ذلك، نحن نتابع السير في هذا الطريق الطويل لأن التضامن بين النساء، في سوريا، وفي تركيا، وفي كل مكان، ما يزال أقوى مصادر الأمل والصمود لدينا. حتى هذا الملف الإخباري نفسه نُسج من خلال هذا التضامن. إن العمل المشترك بين النساء السوريات والتركيات يبيّن أن شكلاً من أشكال الترابط العابر للحدود ليس ممكناً فحسب، بل هو يحدث فعلاً الآن.






Bir Cevap Yazın