04 Aralık 2025, Perşembe

Görsel betimleme: Atölye Bia ekibi ve atölye katılımcıları yan yana dizilmiş 14 kişi.

Atölyede Gazeteci Kemal Özmen, İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Kardelen Ateşci, Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nden Psikolog Nurgül Öz, İstanbul Barosu Sağlık Hukuku Merkezi’nden Avukat Süreyya Kardelen Yarlı ve bianet’in Çocuk Editörü Nalin Öztekin, haberlerde çocuğun nasıl görünür olabileceğini, hangi dilin çocukların üstün yararını koruduğunu ve medyanın sorumluluklarını detaylı biçimde değerlendirdi.

Atölyenin ilk bölümünde, “çocuk odaklı habercilik” kavramının çerçevesi çizildi. Katılımcılar; çocukların haberde özne olarak nasıl yer alabileceği, hangi durumlarda görünmez hale geldikleri ve medyada temsil edilirken hangi etik kuralların gözetilmesi gerektiği üzerine yoğunlaştı. Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin gazetecilere yüklediği sorumluluklar da tartışmanın merkezinde yer aldı.

Özmen: “Çocuğu eksik olarak gören anlayış, pratiklere de yansıyor”

bianet’in ilk çocuk editörlerinden gazeteci Kemal Özmen, sunumunda çocukluk algısının habercilik üzerindeki etkilerini ele aldı.

Özmen, gazetecilerin çoğu zaman iyi niyetli olduklarını ancak gerekli bilgiye sahip olmadıklarında çocuklara farkında olmadan zarar veren bir dil kullandıklarını vurguladı. Çocuğu “eksik birey” olarak gören anlayışın haber diline ve toplumsal pratiklere güçlü biçimde yansıdığını belirtti.

Ateşçi: “Haberi bu şekilde yayımlamak, çocukların üstün yararını koruyor mu?”

İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Kardelen Ateşci, çocukların yasalar karşısındaki konumunu ve medyanın bu çerçevedeki sorumluluğunu anlattı. Sözleşmelerin yalnızca devletleri değil, çocuklarla temas eden tüm yetişkinleri bağladığını hatırlatan Ateşci, haber yazarken ilk sorulması gereken şeyi şöyle özetledi: “Haberi bu şekilde yayımlamak, çocukların üstün yararını koruyor mu?”

Fotoğraf: Avukat Kardelen Ateşci

Ateşci, özellikle damgalayıcı ifadelerin çocukların hayatını olumsuz etkilediğini, bu nedenle “fail çocuk” yerine “suça sürüklenen çocuk” gibi hak temelli kavramların kullanılmasının zorunlu olduğunu vurguladı.

Öz: Basit, gündelik davranışlar dahi sınır ihlali olabilir

Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nden psikolog Nurgül Öz, çocukların beden hakları ve medyada temsil biçimleri üzerine konuştu.
Öz, çocukların rızaları olmadan fotoğraflarının çekilmesi, istemedikleri fiziksel temasa maruz bırakılmaları veya odalarına habersiz girilmesi gibi gündelik davranışların dahi sınır ihlali olduğunu aktardı.

Fotoğraf: Psikolog Nurgül Öz

Çocukların görsel olarak “idealize edilmiş” kalıplarla temsil edilmesinin eşitsizliğe yol açtığını aktaran Öz, özellikle ergen çocukların haberlerde yetişkin gibi gösterilmesinin istismar algısını çarpıttığını ifade etti.

Öz, istismarın yalnızca cinsel şiddetten ibaret olmadığını vurgulayarak duygusal, ekonomik ve dijital istismar türlerinin de haber diline dahil edilmesi gerektiğini vurguladı. “Sınır ihlali”, “hak ihlali” ve “sömürü” gibi kavramların daha sık kullanılmasının hem okuyucuların hem de ailelerin bilinç düzeyini yükselteceğini belirtti.

Yarlı: “Terminolojiyi yanlış kullanmak, halkın zihninde bu kavramların içini boşaltıyor”

İstanbul Barosu Sağlık Hukuku Merkezi Yürütme Kurulu Üyesi Avukat Süreyya Kardelen Yarlı, dijital mecralarda çocuk haberciliğinin hukuki hassasiyetlerine odaklandı.
Çocukların adli dosyalarına ait detayların yayınlanmasının hem etik hem hukuki açıdan ciddi sorunlar yaratabileceğini belirten Yarlı, şiddetin tüm detaylarıyla betimlendiği haberlerin “şiddet pornografisi”ne dönüştüğünü söyledi.

Fotoğraf: Avukat Kardelen Yarlı

Ayrıca haberlerde kullanılan hukuki terimlerin çoğu zaman yanlış aktarıldığını, bunun da kavramların anlamını bulanıklaştırdığını ifade ederek terminolojinin doğru kullanımının önemine vurgu yaptı. Yarlı, “Terminolojiyi yanlış kullanmak, halkın zihninde bu kavramların içini boşaltıyor” dedi.

Nalin Öztekin ile Uygulamalı Çocuk Haberciliği

Atölyenin son bölümünde bianet Çocuk Editörü Nalin Öztekin, çocuk odaklı haberin nasıl yazılabileceğine dair örnekler üzerinden uygulamalı bir çalışma yaptı. 

Fotoğraf: Nalin Öztekin

Atölyenin ortak paydası: “Çocuk her zaman çocuktur”

Tüm konuşmacılar, çocukların haberlerde yalnızca olayın bir “parçası” değil, hakları olan bireyler olarak konumlandırılması gerektiği konusunda birleşti.
Atölye, medyanın çocuğa bakışını dönüştürmenin ancak etik, hukuki ve psikolojik boyutları birlikte ele almakla mümkün olduğu vurgusuyla sona erdi.

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin