Muzır Alfabe’ye hoş geldiniz.
Bu çalışma, harfleri “masum” yerlerinden söküp onların üzerine yapışan bütün “terbiye”, “uygunluk” ve “makbul” etiketlerini lime lime etmek için yola çıktı.

Her ay bir harfi seçiyoruz; o harfe yapıştırılmış yasakları, tabuları, korkuları, ahlak öğütlerini ters yüz ediyoruz. İktidarların sevmediği kelimeleri, toplumun halı altına süpürdüğü kavramları, “ayıp” ilan edilen duyguları ışığa çıkarıyoruz.

Muzır Alfabe, düzenin “sus” dediği yere “ses”, “gözünü indir” dediği yere “bak”, “böyle ol” dediği yere “neden?” diyen bir iş. Her harf bir kazı; her kelime bir itaatsizlik; her çizim bir taşma. Çünkü kelimeler bizim olduğunda, anlam da bizim olur.

Alfabenin ilk harfini “Ahlak”la açtık. Sıradaki harflerde ne çıkacağını biz de bilmiyoruz, ama bildiğimiz bir şey var: Bu alfabe kimseye ders vermek için değil; kimsenin dersini ezberlemek için hiç değil. Bu alfabe, yoldan çıkmak için.

Görsel betimleme: Resimde soyutlanan bir “A” harfi yer alıyor, kompozisyonun merkezinde iki büyük el yer alıyor; sanki yukarıdan veya önden bakıyormuşuz gibi, avuç içleri birbirine dönük, parmaklar hafifçe bükülmüş halde. Eller, tek parça değilmiş gibi, dikey çizgilerle dokulu, neredeyse yumuşak bir kumaştan oyulmuş hissi veriyor. Arkadaki zemin koyu mor; ışık vuruşları altın ve pastel tonlarda dolanıyor, sanki loş bir sahnede dramatik bir aydınlatma varmış gibi. Ellerin bilek kısımları, insan yüzleriyle dolu iki blok üzerinde duruyor. Bu bloklar heykelsi bir görünümde: sıkışmış, üst üste binmiş, çarpışmış gibi duran çok sayıda yüz var. Yüzlerin ifadeleri karışık, kimi öfkeli, kimi şaşkın, kimi acı çekiyor, kimi korku ya da utanç taşıyor. Birkaç yüz çığlık atar gibi, bazıları gözlerini kısmış, bazıları ağlamaklı. Sol ve sağ bloklardaki yüzler aynı yoğunlukta, birbirine bakmıyor ama aynı kaderi paylaşıyormuş gibi konumlanmış. Blokların ortasında, ellerin altında, iki tarafı birleştiren düz bir köprü benzeri bir parça var. Bu parça düz ve sert; yüzlerin karmaşasının tam tersine ifadesiz ve mekanik. Genel atmosfer, baskı, toplu suskunluk veya sıkışma duygusu taşıyor. Yüzlerin çığlıkları sessiz; eller ise sanki bir şeyi tutmaya, bastırmaya ya da kapamaya hazırlanıyor gibi. Renksel olarak soğuk bir dünya; tek sıcaklık ışığın altın yansımalarından geliyor.

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin