Gizem Karagöz illüstrasyonula 90. sayımız 8 Kasım Dünya Şehircilik Günü’nde sorduğumuz bir soruyla yayımda.

Her yerde bir inşaat, bitmeyen gürültü, toz, yıkım tabelaları… Yıkıntılar arasından yeniden kentler kuruyoruz; ama neyin üzerine, kimin için?
Depremde kaybettiğimiz yüzbinlerce canın ardından bile, betonun hızı doğanın nabzını bastırıyor.

Dahası iktidarın yalnızca rant için plansız şekilde sürdürdüğü her yeni yol çalışması, her “kalkınma” projesi, bir yaban yaşam alanının, doğanın yok edilmesi anlamına geliyor…

Şehirler hâlâ yalnızca insanlar için tasarlanıyor; ama o “insan” da beton ve asfalt arasında sıkışmış bir tür artık. Ne kuşların göçüne yer var, ne toprağın nefesine. Köpekleri öldürerek “temizledikleri” kentlere, ormanları işgal ettiğimiz için aç kalan domuzlar, tilkiler, kurtlar iniyor. Onları da öldürmenin bir çözüm olduğunu söylüyorlar… Değil, yalnızca daha büyük bir krizin parçası.

Oysa kent dediğimiz şey, sadece binaların değil, birlikte yaşamanın biçimiydi.

Dünya şehircilik gününde sorumuz şu: Birlikte yaşamayı unutmuş bir şehir, hâlâ şehir midir? İnsana uygun bir yaşam alanı mıdır?

Görsellerin betimlenmesi: Soldaki görsel pastel tonlarda, elle çizilmiş bir şehir illüstrasyonu. Kırmızı, sarı, mavi ve gri renklerde farklı biçimlerde binalar; aralarda ağaçlar, arabalar ve küçük insan figürleri var. Üstte güneş ve birkaç bulutla, sıcak ama yapay bir gündüz atmosferi hissediliyor. Görselin ortasında “muzir.org” logosu ve “Kent kimin evi?” başlığı dikkat çekiyor. Alt kısımda “Gizem Karagöz çizdi.” ve “Kasım 2025” ibareleri yer alıyor. Genel izlenim: Çocuk kitabı naifliğinde bir şehir resmi, ama dikkatle bakıldığında yalnızca insan ve yapı var — hayvan ya da başka canlı yok. Bu yokluk, metindeki eleştiriyi destekleyen bir görsel sessizlik yaratıyor. Sağdaki görsel aynı tarzda, yine renkli pastel binalardan oluşan bir kent dokusu. Binalar üst üste binmiş gibi; yollar gri şeritlerle ayrılmış, aralarda yeşil ağaçlar yer alıyor. Küçük arabalar ve yürüyen insan figürleri dışında hiçbir canlıya rastlanmıyor. Gökyüzü açık, güneş parlıyor — ama doğa bu şehirde yalnızca dekor gibi. Kompozisyonun geneli düzenli görünüyor; fakat yollar labirent gibi, sanki kent hem planlıymış gibi davranıyor hem de içinden çıkılmaz bir karmaşa taşıyor.

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin