1 Ekim 2025, Çarşamba

Arya Zencefil bu ay soruyor: İptal kültürü bitti mi?

İptal kültürü bitti mi? Cancel culture cancellandı mı? Yoksa el mi değiştirdi?

Linç Kültürü olarak da bilinen Cancel Culture aslında bir çeşit boykot hareketiydi, 2010’ların sonuna doğru özellikle sosyal adalet ve feminizm konularında öne çıkan Cancel Culture, sosyal medya üzerinde kişilerin, kurumların ya da şirketin yaptığı şaibeli ya da sıkıntılı şeylerin ifşası üzerinden bir maddi manevi boykot çağrısı olarak hayatımıza girdi. Genellikle bu tür boykot çağrılarına, kişilerin çalıştığı kurum veya şirketlerin eylem alması beklentisi de dahildi. Bunun en ünlü örneği 2017’de başlayan #MeToo hareketiydi. Geçenlerde ülkemizde de kadınların benzer şekilde yaşadıkları cinsel şiddet karşısında faillerini ifşaladıkları benzer bir durum da yaşandı.

Fakat #metoo bunun tek örneği değildi, benzer şekilde GamerGate adı verilen, oyun muhabirliği alanında yapılan şaibeli iş pratiklerini de ifşalayan ama sonrasında oyun alanında sosyal adalet değerlerini benimseyen kişileri hedef alan bir hareket de başlamıştı. Yani politik spektrumun iki tarafından da kimselerin içinde bulunduğu bir internet kültürü diyebiliriz İptal Kültürü için.

Özellikle de sosyal medya platformlarının Amerikan sağına yaranma çabası ve Elon Musk’ın X’i satın almasıyla beraber, dünya çapında yeni çıkan kişisel veri koruma kanunları gibi gelişmelerle aslında Linç Kültürü bitti… gibi oldu. Ama aslında bitmedi, el değiştirdi.

Linç kültürü aslında sessiz kalan, adalet bulamayan ve çaresiz kimselerin sesini duyurması ve kamuoyu desteği bulmak için ifşalar yapmasıyken, bir anda kendi politik görüşünde olmayan, ayrı düşünen, kutuplaşmış her kesimin birbirine karşı bir silah olarak kullandığı bir yönteme dönüştü. Bu noktada özellikle sağcı hükümetler tarafından da hedef gösterme üzerinden özgür ifade hakkına bir saldırı aracına dönüştü.

İptal kültürü ilk başladığında kamuoyu ve serbest piyasa tarafından benimsenen bir boykot kültürüydü aslında. Fakat günümüzde örnekleri içerisinde Amerika’da düşünce özgürlüğüne dair devlet eliyle bir sansüre dönüştüğü aşikar. Dünya’da çeşitli ülkelerde ifade özgürlüğü yasaları, bir kişiyi ifadesini kamuoyu tepkisi, boykot gibi toplumsal tepkilere karşı değil, duygu düşünce ve sanatsal ifadesinden dolayı devlet tarafından hedef gösterilmesini veya yargılanmasına karşı korur. Fakat ülkemizde ne yazık ki önce sosyal medyada linç edilip, hedef gösterilip sonra da devlet tarafından soruşturulma açılmak üzere ifade özgürlüğü hedef alınan kimseler mevcut. Bunların içerisinde yüksek profilli sanatçılardan tutun, yanlış yer ve zamanda gönderi atan vatandaşlar da mevcut.


Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin