Toplumsal cinsiyet eşitsizliği, yoksulluk ve bakım yükü kesişiminde en kırılgan gruplardan biri olan yalnız anneler, hayatın birçok alanında adeta görünmez oluyor.
Yiyecekten barınmaya, istihdamdan psikolojik desteğe kadar pek çok alanda çok boyutlu yoksullukla mücadele eden bu kadınlar, hem kadın oldukları için hem de bakım yükünü tek başlarına taşıdıkları için ağır bir yükün altında kalıyorlar.
Derin Yoksulluk Ağı kurucusu ve Açık Alan Derneği Danışmanı Hacer Foggo ile yalnız kadın yoksulluğunu, dünyadan örnekleri ve Türkiye’de atılması gereken adımları konuştuk.
Yalnız annelerin yoksulluğuna dair politikalar nasıl olmalı?
Yıllarca şiddet gören ama sığınacak bir kapı bulamayan kadınlara, okulu terk edip çalışan çocuklara, bebek bezi yerine poşet bağlayan annelere, bebek maması yerine hazır çorba yedirenlere, 11 yaşında uyuşturucu kullanan çocuklara ve evi yıkıldıktan sonra yaşlılar evinde sessizce ölenlere tanık oldum.
Bu yüzden yoksulluk bir tür erişememe hali, sadece yiyecek, giyecek ve barınma gibi temel ihtiyaçlara erişememe değil yoksulluğu önlemesi gereken politikalara ve politikacılara/siyasetçilere/sivil toplum örgütlerine de erişememe hali.
Bu nedenle yoksulluk bir eşitsizlikten kaynaklanan sistem sorunu elbette ama aynı zamanda bu eşitsizliği yok edemeyen bizlerin birinci sorunu. Derin yoksulluk yaşayan yalnız annelerle ilgili yapılacak her sosyal politika modelinde toplumsal cinsiyet eşitsizliği ile yoksulluk arasında kesişimsel bir ilişki görmek zorundayız. Yalnız anneler, hem kadın oldukları için hem de bakım yükünü tek başlarına taşıdıkları için derin yoksulluğun en kırılgan gruplarından. Bu nedenle yalnız annelerin çok boyutlu yoksullukla mücadelede haklara erişimini önceleyen bir eşitlik vizyonuna ihtiyacımız var.
Neler yaşıyor yalnız anneler? Ekonomik olarak, mental dünyalarında ve sosyal hayatlarında ne gibi zorluklarla karşılaşıyorlar?
Yalnız ve derin yoksulluk koşullarında yaşayan anneler, sadece düşük gelirli bireyler değil; aynı zamanda bakım yükünü tek başına üstlenmiş, sosyal destekten dışlanmış, görünmeyen emekleriyle toplumun en yoksun gruplarından. Bu nedenle bu gruba yönelik çözümler yalnızca ekonomik değil, aynı zamanda sosyal, psikolojik, kültürel ve yapısal boyutları içermeli.
Çok boyutlu yoksulluk, yalnızca “ne kadar geliri var” sorusuna değil, “hayatında neye erişemiyor” sorusuna yanıt arar. Bir yalnız anne; aynı anda geliri yetersiz, sosyal hizmetlerden kopuk, çocuk bakım yüküyle yalnız, psikolojik destekten yoksun ve mahallesinde dışlanmış olabilir. Tek boyutlu destekler bu tabloya çözüm üretmez.
Çocuğunun bakımını üstlenen babalar da yalnız anneler ile aynı zorlukları yaşıyorlar mı?
Yalnız babalar da çok zorlanıyor özellikle sosyal güvencesi olmayan günlük güvencesiz işlerde çalışıyorlarsa. Ağır engelli bir çocuğuna bakmaya çalışan bir babanın kızı için nasıl mücadele ettiğini biliyorum. Dolaşmadığı kamu kurumu kalmamış yüzüne kapanmayan kapı da kalmamıştı.
Derin Yoksulluk Ağı olarak “Yalnız kadın yoksulluğu: yalnız anneler” bilgi notundan hareketle, dünyada bu konuda nasıl çalışmalar var?
Hem Avrupa hem de OECD ülkelerinde yalnız annelerin yoksulluğunun daha derin olduğu özellikle gıda güvencesizliği yaşadığına dair veriler var. “Make Mothers Matter” girişimi küresel düzeyde yalnız anne istatistikleri topluyor; dünyada yaklaşık 101 milyon yalnız annenin olduğu ve bunların çoğunun sosyal sistemlerde görünmez hale geldiğini vurguluyor.
Yine İsveç, Norveç, Danimarka da kapsamlı ebeveyn izni, ücretsiz/erişilebilir çocuk bakım hizmetleri ve cinsiyet eşitliği politikaları ile yalnız annelerin iş gücüne katılımı ile ilgili politikalar var. Çünkü yalnız anneler, küresel olarak en yüksek yoksulluk riskine maruz kalan gruplardan biri.
Türkiye’de yalnız anneler maddi-manevi nasıl desteklenebilir? Bu konuda Türkiye’de örnek teşkil edebilecek çalışmalar var mı?
Bu yoksulluk krizine, gündelik hayatın içinde her gün tanık oluyorum. Daha geçtiğimiz hafta kağıt toplayıcısı yalnız bir anne çöpten alıp pişirdiği ve çocukları ile birlikte yediği yumurtadan zehirlendi.
Artık yoksulluk aç ve korunmasız olma haline karşı durabilme mücadelesine dönüştü. Özellikle güvencesiz çalışan yalnız anneler, sağlıklı gıdaya, barınmaya ve çocukları için eğitime erişmekte zorluk çekiyor, hatta ulaşamıyor.
Yalnız annenin yoksulluğunun önemli nedenlerinden biri iş gücüne katılım oranının düşük olması, çocuğunu bırakacak kreşin olmaması. Kadın istihdamının artması ve istihdamda sürekliliği sağlamak için kreş, gündüz bakım evi ve kadın sığınma evinden ayrılan kadınların istihdamda yer almalarını sağlayıcı hizmet modellerinin geliştirilmesi gerekir. Özellikle engelli, boşanmış, çevresi tarafından dışlanmış gibi özel durumları olan kadınlara öncelik verilmeli, ek olarak kadınlar için eğitim, güçlendirme ve mesleki eğitim kurslarına da ihtiyaç var. En önemlisi, eğitim sisteminden başlayarak okul öncesi ve ilköğretimden itibaren kız çocuklarının eğitime başlaması ve bölgesel eşitsizlik dikkate alınarak kız çocukları okullaştırılmalı.
Kadın yoksulluğu özellikle yalnız anne yoksulluğunun sadece gelir yetersizliği değil, aynı zamanda sokakta, evde geçimi durmadan “idare” etmekle geçirdiğini, buna ömrünü verdiğini ve ruhlarının her gün nasıl örselendiğine daha da tanık oluyoruz. Çöpten yumurta alıp pişiren ve zehirlenen yalnız anne gibi. Özellikle gıda yoksulluğunun derinleştiği bu dönemlerde kadınlar yoktan var etmeye çalışıyor ve her sabah bunun için uyanıyorlar. Bu da kriz uzadıkça, fiziken ve ruhen hızlıca tükenmelerine neden oluyor.
Yoksulluğun, özellikle kadın yoksulluğunun önlenmesi için insan hakları temelinde bütüncül politikalar oluşturulması gerekiyor. Kamu kurumlarının bu anlamda yeniden yapılanması ve çok boyutlu yoksullukla mücadele eden bir sisteme ihtiyaç var.
Kreş bir kadının özgürlüğü için en önemli adımlardan biri, kamusal alanlarda öyle, çocuklar için oyun alanı, kadınlar için buluşma yeri gibi. Eşit istihdama, güvenli konuta, aydınlık sokağa, sağlıklı gıdaya erişilebilir eğitime ihtiyaç var.
Bu nedenle Derin Yoksulluk Ağı olarak, yalnız annelerin hem toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle mücadele eden özne olarak tanınmaları, hem de çok boyutlu yoksulluk döngüsünden çıkmaları için bütüncül, hak temelli bir destek ağıyla güçlendirilmelerini hedefliyoruz.






Bir Cevap Yazın