Dünya Kadın Yürüyüşü’nün 6. Uluslararası Eylem Yılı Kapsamında, Dünya Kadın Yürüyüşü Türkiye Koordinasyonu, Antakya Kadınlar Birlikte Güçlü ve Yurttaş Birlikteliği 12-13 Temmuz 2025’te Antakya’da; Orta Doğu’daki işgallere, emperyalist saldırılara, savaşlara ve kadın bedenine yönelik saldırılara karşı panel, forum ve eylemden oluşan bir dizi etkinlik gerçekleştirdi.
Etkinliklere Dünya Kadın Yürüyüşü’nün Orta Doğu ve Kuzey Afrika bölgesinde yer alan ülkelerden, Cezayir, Fas, Filistin, Irak, Ürdün, Tunus’tan ve ayrıca Brezilya’dan kadınlar da katıldı.
12 Temmuz Cumartesi günü Defne’de, Serbest Muhasebeci Mali Müşavirciler Odası Salonu’nda “Orta Doğu’da Savaş Koşullarında Kadın Olmak” isimli panel düzenlendi.
Araştırmacı yazar ve gazeteci Hamide Rencüs Suriye’de yaşanan Alevi kadınlara yönelik katliam, sistematik kaçırma, köleleştirme ve tecavüzler konusundaki araştırmalarını ve bilgilerini paylaştı.
Panel konuşmacıları Filistin’den Ruba Odeh, Cezayir’den Aouicha Bekhti, Fas’tan Samira Bouhia, Ürdün’den gelen Filistin’li Nervana I. M. Abdullah, Tunus’tan Raja Ben Abderrahmane, Irak’tan Tiba Saad Abdulkareem, Sosyo Politik Saha Araştırmaları Merkezi Koordinatörü Yüksel Genç bu coğrafyada geçmişte yaşanan ya da hala yaşanmakta olan savaş ortamlarına dair deneyimlerini paylaştı, barış taleplerini vurguladı ve özellikle Suriyeli, Filistinli, Yemenli kadınlar olmak üzere Ortadoğu’daki kadınlarla dayanışmayı büyütme çağrısı yaptı. 6 Şubat 2023’te yaşanan depremin etkisinin en büyük olduğu illerden olan Antakya’da depremden etkilenen kadınların acılarını paylaştı.
Panel sonrası Dünya Kadın Yürüyüşü eylemlerinin geleneği olan mistikada Antakya’nın toprağı ve Ortadoğu’dan gelen kadınların kendi coğrafyalarından getirdikleri toprakları buluşturarak Antakya’nın da simgesi olan üç ağacın, mersin/murt, defne ve zeytin fidelerini dikti.
“İlk fidanımız mersin. Temizliğin, arınmanın ve koruyucu gücün simgesi. Alevi inancında ocakları tütsüleyen, kötü olanı uzaklaştıran kadim bir bitki. Onu bu toprağa; barışa, direnişe ve arınmaya niyetle dikiyoruz. İkinci fidanımız defne. Bilgeliğin, onurun ve ölümsüzlüğün sembolü. Bu coğrafyanın hafızası gibi… Onu geçmişi unutmayalım, umudu yaşatalım diye dikiyoruz. Üçüncü fidanımız zeytin. Barışın, bereketin ve yaşamın kutsalı. Kökü derin, gövdesi dirençli. Onu kardeşliğe, barışa ve dayanışmaya niyetle dikiyoruz.”





















Mistikanın ardından gerçekleşen forumda katılımcı kadınlar, yaşanan katliamlara ve şiddete karşı dayanışmayı örgütlemek için söz alarak sorun tespitinde bulundu, çözüm önerilerinde bulundu. Katılan tüm kadınların görüşlerine yer alacağı, yapılan öneriler ile son haline getirileceği bilgisi verilerek, sonuç bildirgesi taslağının okunması ile etkinlik sona erdi.
13 Temmuz Pazar günü de Samandağ’da kadınlar özellikle Suriye’de ve Filistin’de yaşanan savaşlar, katliamlar ve şiddet başta olmak üzere tüm Ortadoğu coğrafyasına barış gelmesi talebi ile yürüyüş yaptı ve insan zinciri oluşturdu. Hızır Türbesi’nden başlayan yürüyüş Evvel Temmuz Festival alanında son buldu. Kadınlar Lazkiye ile sınırı oluşturan Keldağ’a yüzlerini dönerek insan zinciri oluşturdu. Arapça, Kürtçe ve Türkçe sloganların, şarkıların eşliğinde kadına karşı şiddete, savaşa karşı ses çıkardılar, yaşam, özgürlük ve barış çağrısında bulundular. Eylemin sonunda sonuç bildirgesi taslağı basın açıklaması olarak okundu.
Kadınların okuduğu basın açıklamasıysa şöyle:
“Orta Doğu’da emperyalist saldırganlığa, yayılmacılığa son verin!
Suriye’de katliamları durdurun!
Cihadist, selefi akımları sesteklemekten vazgeçin!
Kadınlar emperyalizmin kölesi, cihadizmin cariyesi olmayacak!
Kaçırılan kadınları bırakılsın!
Emperyalist ülkeler, Orta Doğu’da yürüttükleri vekalet savaşlarıyla dün Irak’ta, Libya’da olduğu gibi, bugün ve yıllardır Lübnan, Filistin, Yemen ve Suriye’de, halkları kendilerine tabi olma ya da yok olma ikilemine mahkum etmek istiyor!
ABD, İngiltere, Fransa, Almanya, Rusya ve temsil ettikleri ülke blokları ekonomik, stratejik ve hegemonik çıkarları doğrultusunda, Orta Doğu’yu parçalama ve bölüşme, ülkelerde kendilerine bağımlı yönetimler ve sistemler kurma sürecini yürütüyorlar.
Bu savaş ve şiddet ortamlarında; milyonlarca insanın çoluk çocuk, genç yaşlı öldürülmesi, kentlerin alt ve üst yapılarıyla yok edilmesi, yaşam ortamlarının yakılması, insanların göçe zorlanması, açlık ve hastalıkla boğuşması, kadınların sistematik şekilde taciz ve tecavüzlere, kaçırmalara uğraması, “topyekûn savaş” anlayışını sürdüren jeopolitik savunucuları için bir anlam taşımıyor.
Kendi halklarını ve dünya toplumunu, her tür siyasal iletişim aracını, medyayı kullanarak, savaşta haklı olduklarına, haklı savaş olabileceğine inandırmaya, ve bu algıyı sürdürmeye çalışıyor!
Filistin’de Suriye’de öldürülenlerin kendi kurdukları güvenlik – tehdit dengesinde bırakıyorlar. Özellikle Arap Alevilere karşı mezhepsel bir aidiyet ile eski rejim artıkları özdeşimiyle, öldürülebileceği, yaşadıkları sürgün ve işkencelerin meşru olduğu yönünde bir görüş ve anlayışı yayıyor!
Bu insani, hukuki ve ahlaki iflası, bizler ve dünya halkları artık görüyor!
Artık ‘mızrak çuvala sığmıyor!’
Bu propaganda ve emperyal yalanlara o ülke halkları da inanmıyor!
Tüm halklar, bu yalanları her platformda ifşa etmeye ve hakikatı bağırmaya başlıyor! Biz bu ifşa ve hakikat arayışımızı dayanışmayla daha güçlü hale getireceğiz.
Tüm dünya halkları bilmektedir ki,
Suriye’de Arap Aleviler; “Eski Rejimin Artığı” değil!
Kadınları, çocukları savaş ganimeti değil!
Cihatçı selefizmin mezhepsel güdülerle, şiddet hazını uzerinde deneyeceklerı bir kitle değil ve olmayacak!
Tarih unutmaz! Halklar Unutmaz! Bu tarihi zalimler değil çocuklar kadınlar ve emekçiler yazacak. Özgürlüğü biz kuracak barışı kendi eklerimizle ilmek ilmek öreceğiz.
Suriye Arap Alevi halkına, Filistin Halkına yapılanları unutmayacak affetmeyeceğiz.
Biz dünya kadınları yaşamı dirençle var eden ve sürdüren koşulları yaratan emekleriyle bu mücadelenin taşıyıcıları ve örgütleyicileriyiz. Savaş ve katliam tehditleri karşısında susmayacak birlikte direneceğiz.
Bizler; Dünya Kadın Yürüyüşü Türkiye Koordinasyonu, Antakya Kadınlar Birlikte Güçlü Platformu ve Yurttaş Birlikteliği Platformu bileşenleri olarak, savaş koşullarında öldürülen ve farklı şiddet biçimlerinin mağduru olan kadınlarla bölgesel kadın dayanışmasını ortaklaştırma ve özellikle Suriye’de yaşanan Alevi kadınlara yönelik katliam, sistematik kaçırma, köleleştirme ve tecavüzler karşısında sergilenen sessizlik ve duyarsızlığa karşı, sınırların ötesinden yükselen kadın seslerini buluşturarak mücadeleyi büyütme iradesini ortaya koyuyoruz.
Suriye’de Alevilere yönelik katliam ve soykırımı durdurun.
Suriye’de kadınların kaçırılmasına, istismara uğramasına engel olun.
Saldırgan cihatçı, selefi çeteler kadınları ganimet ve bedenini bir işgal alanı olarak görüyor, bunu durdurun.
Suriye’de emperyalistlerin değil, birlikte yaşayacak halkların kurduğu bir yaşamı destekliyoruz.
Suriye’deki katliamları ve sistematik ve kapsamlı şiddeti incelemek üzere Uluslararası Bağımsız Gözlem Heyeti Oluşturulması için mücadelemizi ortaklaştıracağız.
Suriye’deki halklara, kadınlara, çocuklara yönelik hak ihlallerini durdurun.
Orta Doğu’da işgallerin ve savaşların son bulmasını istiyor, halkların toprağını, yaşamını, maddi ve manevi varlığını koruma iradesine sahip çıkıyoruz.
Emperyalistlerin Suriye’de yönetime getirdiğini mezhepçi, tekfirci vahabi zihniyet yerine Suriye’de halkların iradelerinin temsil edildiği demokratik bir yönetim oluşturulması için gerekli baskıyı yapmayı ve bu doğrultuda önlemler alınmasını kendimize görev sayıyoruz
İşsiz bırakılarak, mallarına zorla el konularak, üretmeleri engellenerek yokluğa ve ölüme mahkum edilen Alevi toplumunun güvenliğini sağlayın ve temel ihtiyaçlarını karşılanması ve Dünya halklarının sağlamak istediği desteğin güvenli şekilde ulaşması için mücadeleyi yükselteceğiz.
Dünyadaki tüm kadınları savaş bölgelerinde, işgal altındaki ülkelerde her türlü hakkı gasp edilen kadınlara sahip çıkmaya, kadınları koruyan Uluslararası sözleşmeleri bu amaçla kullanmaya davet ediyoruz.
Emperyalistlerin Ortadoğu’daki ortaklarıyla birlikte işgal ettiği Filistin topraklarından çekilmesini, Filistin halkının güvenli bir şekilde yaşamalarının koşullarını oluşturulmasını istiyor, bunun için mücadeleyi büyütüyoruz.
Son olarak dün Irak’ta bugün Suriye’ye, Filistin, Lübnan ve Yemen’de sürdürülen işgaller ve savaşları, halkların ve topraklarının emperyalistler tarafından sömürülmesine yönelik tüm ayrımcılık, katliam ve savaşları kınıyor, lanetliyoruz.”






Bir Cevap Yazın