“Hadi, bugün bir karar verelim. Hiçbir hayvanın,  gözünde yaş, bedeninde acı, kalbinde sızı olmayalım. Zulümsüz, sömürüsüz, adil bir dünya; gökten zembille inmeyecek; ancak  biz değiştirsek, gerçekleşecek!” Nihal Memiş Dizdar yazdı.

Müslümanların büyük kısmı hayvanların kurban edilmesini; hali vakti yerinde olanlar için dinin önemli bir şartı sanır. Ve farz olmayan bu inanış adına can alır. 

Hayvanları, ‘bayram’ adı altında kesmenin, yaşam hakkı ihlali olduğunu söyleyenleri de, İslam düşmanlığı ile suçlayarak faillikerini aklamaya çalışır: “Dinimize, saygı gösterin; hayvanlar, insanlar için yaratıldı”!

Oysa kurban geleneği, İslam’a mahsus değil, tek tanrılı dinlerin tarihine dek uzanır. 

Bu gelenek, günümüze kadar sorgulanmadan geldi. Kapitalist düzense kuzuları, danaları ‘kırmızı et’, tavukları, balıkları ‘beyaz et’ olarak kategorize ederek, banka kredileriyle ya da karta taksitlerle hayvanların boğazlarının kesilmesinin önünü açtı. 

Dolayısıyla, hayvanların ceset parçalarını yemek, sıradanlaşınca; öldürmenin etik ve adil olup olmadığı sorgulanma ihtiyacı bile hissedilmeden, katliamlar normalleşti. 

Oysa, bazı hayatların daha az değerli olduğu düşüncesi, dünyadaki bütün kötülüklerin kaynağı… 

Hayvanlar, soframızda yemek, ayağımızda ayakkabı, başımızın altında yastık olmak için hayatta değiller. Bizler gibi, kendi hayatlarının hak öznesi olmak için varlar. 

Damak tadı uğruna, gelenekler uğruna, alışkanlıklar uğruna, dini bayram geleneği altında katledilmelerinin suç ortağı olmayı hemen, şimdi, bugün bırakmalıyız.

Ayaklarından asılıp, boğazı kesilen; annesini, emmeye devam eden  kuzucuğun, yürek burkan videosunu izleyin bugün ve türcülüğünüzle yüzleşin.  Faili olduğumuz cinayetleri, acıyı, zulmü yok sayarak; hayattan huzur, mutluluk bekleyemeyiz. Hadi, bugün bir karar verelim. 

Hiçbir hayvanın,  gözünde yaş, bedeninde acı, kalbinde sızı olmayalım. 

Kurban bayramında; kibrimizi, egomuzu,  gösterişimizi feda; türcü inanışlarımızı, sömürüye dayalı alışkanlıklarımızı kurban edelim. İlla, sırtımızı yaslayacak dini bir emre ihtiyacımız varsa; bütün dinlerin ön şartının; ‘öldürmemek’ olduğunu hatırlayalım. 

Çünkü, kurban adı altında hayvanları kesmediğimizde; günaha girmeyeceğimizi bile bile, can almaya devam etmek; farz olmayan bir geleneği sürdürmekte ısrarcı olmak; kişisel olarak kötülüğü beslemeyi tercih etmektir. Bugün, bu tarihi yanlıştan dönmenin günü olsun. 

Zulümsüz, sömürüsüz, adil bir dünya; gökten zembille inmeyecek; ancak  biz değiştirsek, gerçekleşecek! 

Bugün, eylemlerimizi içtenlikle sorgulama ve  samimiyetle değiştirme günü olsun! 

Yoksullarla yardımlaşmak için elimizi kana, tabağımızı zulme boğmayalım. Derin dondurucuları, hayvanların beden parçalarıyla doldurmak yerine; borç batağında intiharın eşiğinde olan yurttaşların borçlarına destek olalım. 

Hasta hayvanların/insanların tedavilerine yardımcı olalım. Yoksul çocukların eğitimine katkı sağlayalım ki, hayat gerçekten bayram olsun. 

Ve evrenle ahenk içinde yaşamanın ve yaşatmanın asgari şartını yerine getirip, vegan olalım. Sömürü ve şiddet içeren geleneklerin yerine, birlikte barışçıl şefkatli yeni gelenekler inşa etmek için çabalayalım.. 

Hayvanları yaşamdan; kendimizi adil ve tutarlı olmaktan mahrum etmeyelim.

Hadi bugün, bize çocukluğumuzdan bu yana, körü körüne aşılanan yanlış fikirlerden kopma, ezberleri bozma günü olsun. 

Bugün sevdiklerimizle, kana, şiddete, zulme yer olmayan sofralar kurma günü olsun. 

Bugün, hiçbir hayvanın günahına girmemenin onuru, hafifliği ruhumuza dokunsun. 

Her daim yaşamı, her daim yaşatmayı seçenlere selam olsun. 

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin