Sırf bizim türümüzden değil diye bir hayvanın nefesini kesme hakkı, onu kandırma, bir yerlere kapatma, hapsetme hakkımız nasıl olabilir? Güliz Gündüz yazdı.

“Hayatım o sırada, denizin ortasında bir kayık. Ağacın kurtlu meyvesi. Kuruyan bir yağmur tanesi. Lunaparkta bir kör. Kıpırdamayan göz. Kıpırdamayan ağız. Köksüz bir ağaç. Rüyasız bir uyku gibiydi.” BERKAY ATEŞ

Bir köpeğin yeni ölmüş bedenine bakıyorum. Tüyleri ışıl, ışıl, gözleri kapalı, kilolu, ölmeden önce yemeğini yemiş… Aç gitmemiş diye düşünüyorum. Sonra, güvenerek insanların yanına nasıl yaklaştığını düşünüyorum, kuyruğunu nasıl salladığını, kafasını sağa sola nasıl çevirdiğini… Ve en beklemediği anda etine saplanan iğneyi… Vücudunu kontrol edemeden sağa sola yalpalayışını, koşmak isteyip koşamamasını… Her zaman yattığı ağaca uzaktan bakıp, o ağacın dibine ulaşmak isteyip masumiyetinden vuruluşunu…

Dünyaya son kez bakarken, ona yıllardır bakan, yoldaşlık eden kadınların çığlıklarını duyuşunu, gücünü toplayıp kalkmak isteyip bedenini kontrol edemeyişini…  “Ben buradayım, korkma! Ne olduğunu anlamadım ama seni bırakmayacağım” diye düşünürken hayatının kayıp gidişini…

Ne için? 

Eve geldim. Belediye Tobby’i öldürmüş, polis bizi darp etmişti. Sol kolum morarmış, belimde bir ağrı eve geldim… 

“Ne için” dedim. “Ne için öldürdüler Tobby’i?” Sokaklar güvenli olsun diye mi? Daha huzurlu mutlu yaşamak için mi? Adaleti sağlamak için mi? Ne için öldürdüler Tobby’i?

Sırf bizim türümüzden değil diye bir hayvanın nefesini kesme hakkı, onu kandırma, bir yerlere kapatma, hapsetme hakkımız nasıl olabilir? Dünyanın bütün dengesini alt üst eden bir tür nasıl bu kadar kendini üstün görüp istediği canlıya istediğini yapma hakkını kendinde nasıl bulabilir? 

Aynı günün akşamı faşistler üniversiteli gençlere saldırdılar. Ablukaya alınan gençler direndi, faşistleri püskürttü. 

Tobby ve yüzlerce hayvanın öldürülmesi bu şiddet sarmalını güçlendirmek içindi. Ne sokakları güvenli hale getirmekti dertleri ne de adaleti sağlamak. Şiddeti meşru kılıp hepimizin üzerine kabus gibi çökmenin yolunu hayvanları öldürmekle sağlayacaklardı. İnsanlar alışacak, duyarsızlaşacaktı. 

Koca bir karanlık kapladı içimi… Bununla nasıl baş edeceğimi bilemeden evin içinde hiçbir yere sığamadan oradan oraya dolandım durdum. Nereye gitsem Vibko peşimden geliyordu. Vibko, barınaktan çıkartılmış, ölümlerden dönmüş evimizi, yemeğimizi paylaştığımız köpek arkadaşım, dostum, oğlum… Durdum, gözlerimin içine içine baktı. Kaldır, dedi ‘o karanlığı yüreğinden. Öldürülen her bir hayvana sözün var, sen bu umutsuzluğa düşemezsin.’

Derin bir nefes aldım. Gözlerimi sildim. Ne köksüz bir ağaç ne kuruyan bir yağmur tanesiydik. Tobby’nin ve öldürülen bütün hayvanların yasını kalbime saklayıp Vibko’nun gözlerinin içine baktım: “Hepinizi kurtaramayacağız belki ama kalanlar için adaleti sağlamanın bir yolunu bulacağız!”

Bize yas süresi bile tanımayan bütün belediyeler bilsinler ki buradayız! Bütün cinayetlerinizi teker teker herkese göstereceğiz, kalanları yaşatmak için ne gerekiyorsa yapacağız. 

Öldürdüğünüz bütün hayvanların kocaman bir ailesi vardı. Sadece kendi türünü aile sananlar bunu anlayamaz! Anlatacağız!  

Bir yanıt yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin