Özgürlük İstiyoruz kampanyası, “Ailem Güvende” operasyonlarına karşı İstanbul’da İnsan Hakları Derneğinde (İHD)  basın açıklaması düzenledi. 

6 şehirde düzenlenen açıklamalarda, “Bizi yok saymak, silmek ve yalnızlaştırmak isteyenlere inat, varoluşumuzu kutluyor ve hep bir ağızdan haykırıyoruz: Vardık, varız, var olacağız!” ifadeleri kullanıldı.

Operasyonların 12 Eylül’ün yıl dönümünde gerçekleştiğini hatırlatan LGBTİ+ aktivistleri, açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“İçine hapsedilmeye çalışıldığımız bu karanlığa, artan sansüre ve baskılara her gün yenileri ekleniyor. 12 Eylül’ün karanlık yıldönümünde sahnelenen “Ailem Güvende” operasyonu, LGBTİ+’lara yönelik devlet şiddeti ve düşmanlaştırma politikalarının en açık göstergesi oldu.”

“Asılsız korkuların aksine bir kez daha hatırlatıyoruz”

Operasyonların ardından ağır hak ihlalleri yaşandığına dikkat çekilen açıklamada, toplum için asıl tehdidin LGBTİ+’lar olmadığı vurgulandı:

“Bu operasyon sonucu yaşanan ağır hak ihlalleri, hedef göstermeler ve hukuksuz tutuklamalarla en temel insan haklarımız ayaklar altına alınıyor. Topluma dayatılan asılsız korkuların aksine bir kez daha hatırlatıyoruz: LGBTİ+’lar ne toplum için ne de ailelerimiz için bir tehdit; LGBTİ+’lar hayatın ve toplumun bir parçasıdır. Asıl tehdit; LGBTİ+’ları ötekileştiren, hapse atan, yaşamdan koparan ve intihara sürükleyen, siyasi çıkarları uğruna insan hayatını hiçe sayan bu faşist zihniyettir. Nitekim LGBTİ+’lara yönelik saldırıya gelen tepkiler de aileyi tehdit edenin kadın cinayetleri, MESEM’ler, çocuk istismarı, yoksulluk olduğunu ortaya koymuş, iktidarın hedef şaşırtma amaçlı söylem ve operasyonlarının başarıya ulaşmadığını göstermiştir. Önceki aile bakanının halkın cebinden sıfırını sayamadığımız kadar çok çaldığı Türkiye’de aileye tehdit oluşturanın LGBTİ+’lar olduğu iddiası iktidarın LGBTİ+’lara karşı açtığı savaştan beklentisinin ne olduğunu ifşa etmektedir.”

“Kayıtsız şartsız özgürlük istiyoruz”

Operasyonlar kapsamında tutuklanan LGBTİ+’ların derhal serbest bırakılması çağrısında bulunulan açıklamada, son olarak şu ifadelere yer verildi:

“Bugün sırf varoluşları ve eşitlik mücadeleleri yüzünden haksız yere alıkonulan, özgürlükleri ellerinden alınan tüm tutsak LGBTİ+’lar için de sesimizi yükseltiyoruz. Hayatlarımızı kriminalize etmeye çalışan, yaşam alanlarımızı daraltan bu siyasi baskılar ve nefret operasyonları derhal son bulmalıdır. Adaletsizce esir edilen, hukuksuzca yargılanan, işkence ve hak ihlalleriyle tutsaklıkları devam eden tüm arkadaşlarımız için derhal, kayıtsız şartsız özgürlük istiyoruz.”

Basın açıklamasına katılan Ameda ve Yusuf, 12 Eylül sonrası artan siyasi baskıyı ve mevcut tabloyu Muzir.org’a anlattı.

“Bir darbe girişimi olduğunun çok net farkındayız”

Hevi LGBTİ+ Derneği üyesi Ameda 12 Eylül ile başlayan sürecin LGBTİ+ örgütlenmesine yönelik bir darbe olduğunu belirtti. Bu tarihten itibaren yaşanan gözaltıların, ev ve dernek aramalarının yanı sıra seks işçilerine, trans kadınlara ve HIV derneklerine yönelik tüm baskıların hukuksuz olduğunu vurgulayan Ameda, sürece ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“Bir darbe girişimi olduğunu çok net farkındayız. Fakat şunu da söylemek lazım ki, bugün tutuklanan çoğu arkadaşımız, dernekler üzerinden tutuklanan çoğu arkadaşımızın kurucu üyeleri olduğunun bilincindeyiz ve bunun tam da sebebini de şeye bağlıyoruz. Bugün devlet unutmaz sopasını bizlere göstermeye çalışıyor ve diyor ki, siz bugün bir LGBTİ+ derneğinde ya da LGBTİ+ hareketinde örgütlenirseniz, devlet gelir sizi yine bulur.”

“HIV’le yaşayan tutsakların birçoğu şu anda tecrit altında”

Trans aktivist Yusuf Aydaş ise bu süreçte translara dönük baskıların sistematik bir tecrit politikasına dönüştüğünü ve HIV ile yaşayan tutsakların sağlık hakkına erişemediğini belirtti. Baskınlara ve tecride dikkat çeken Aydaş, yaşananları şu sözlerle aktardı:

“Yine aynı şekilde İzmir’de de tutuklananların birçoğu, hatta çoğunluğu trans kadınlardı. Yine aynı şekilde daha geçtiğimiz günlerde birçok trans kadın Beyoğlu’nda evlerine baskın yapılarak gözaltına alındı. Ertesi gün serbest bırakıldı bu arkadaşlarımız. Bu saldırıdan bir diğer hedefi de HIV alanında çalışan dernekler oldu. LGBTİ+ dernekleri ve LGBTİ+ hak savunucuları dışında. Tutuklanan LGBTİ+ aktivistleri ve HIV’le yaşayan tutsakların birçoğu şu anda tecrit altında. İlaçlarına erişime engelleniyor.”

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin