“Kısırlaştırma harcamaları hayvanların onuru ve nüfus artışlarının tetiklediği sorunları dengelemek için yaşamsal bir gider.” Yılmaz Ruhi Demir’in çeviri haberi.

Türkiye, Ağustos 2024’te yürürlüğe giren Katliam Kanunu’yla, sokakta yaşayan hayvanların nüfusunu kontrol etmedeki bilimsel ve işe yarar tek yöntem olan “Kısırlaştır, aşılat, yerinde yaşat” ilkesini terk etti.
2004 yılında yürürlüğe giren 5199 Sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nu yıllarca uygulamayan yerel yönetimler hayvanlar aleyhine değişen kanunun “hapset, öldür” yöntemini hızla uyguluyor.
“Kısırlaştır, aşılat, yerinde yaşat”a Fransa’dan bir örnek. Yılmaz Ruhi Demir, Francetinfo’da çıkan Marie Lorillec ve Gwenaëlle Louis’in haberini çevirdi:
“Sokak kedilerinin nüfusunu düzenleme görevleri kapsamında, belediye zabıtaları kedilerin yakalandığı kafesleri denetliyorlar. Örneğin Isigny-sur-mer’de 200-300 kedi yaşıyor.
“Zabıta bu Salı günü gidip kedi kafeslerini denetlemeye gitti. Yağmurlu havadan olsa gerek, dışarda tek bir kedi bile bulamadılar. Fakat yine de Isıgny-sur-mer bir kedi kolonisine ev sahipliği yapıyor, 200 ile 300 arasında bir nüfus. Zabıta bunları, özellikle de daha insancıl olanları nazik bir şekilde yakalamak üzere, içinde biraz mama olan kapanlar kurdu. Öyle ya da böyle, bu zorlu bir iş, bir kediyi yakalamak epey uzun sürebilir.
“Cyrill Jaspierre Isigny-sur-mer Zabıta Amiri olarak şöyle diyor: ‘Kediler hayli şüpheci hayvanlar, o yüzden kapanın dışına biraz mama koyup, oraya alışmalarını sağladıktan sonra daha fazla mamayı kapanın içine koyup yakalamak gibi bir teknik uyguluyoruz.’
Mahallelere göre kısırlaştırma kampanyaları
“Bu takip işlemi mahalle mahalle yürütülüyor ve birkaç hafta sürebiliyor, bazen sadece 3-5 kedi toplamak için iki aya kadar gidebiliyor. Jaspierre şöyle devam ediyor, ‘3 yılda 50 kadar kedi toplayıp bıraktık, yılda 16-20 kadar’
“Hayvanlar yakalandıklarında veterinerlerce kısırlaştırılıp yakalandıkları yere geri bırakılıyorlar. Bu kediler sahiplenilmemiş olarak değerlendiriliyorlar ve böylece de ilçenin “hür kedileri” olarak tarif ediliyorlar.
Isigny-sur-mer’in çevreden sorumlu belediye başkan yardımcısı Laurent Aubry de durumu şu sözlerle ifade ediyor, ‘Bir kedi yakalandığı zaman ilk önce bunun vahşi mi evcil mi olduğunu anlamaya çalışıyoruz. RFID çiplerini okutabildiğimiz ekipmanlarımız var. Ardından bu sokak kedisini karantinaya alıyoruz, bazen belediye binasında bazen de yakalama sürecinde bize eşlik eden kişilerin evlerinde. Ardından anlaşmalı veterinerlere götürülüyorlar. Burada tedavi ve kısırlaştırma işlemi yapılıyor. İyileşme süreci de tamamlanınca, yakalandıkları noktalara götürülüp salınıyorlar.’
“Her yıl 16-20 kadar kedi veterinerden geçiyor. Bu operasyon sokak hayvanlarının denetlenmesi mevzuatına uygunluk sağlanmasına değil ayrıca bunların refahlarının sağlanmasına da yarıyor. Aubry şöyle devam ediyor, ‘Bu hayvanlar çok hızlı ürüyorlar. Yetersiz beslenme ve hastalıklara açık durumdalar, bilhassa da kış aylarında. O nedenle bu nüfusu idare etmek şart.’
Belediye için hatırı sayılır bir gider
“Bu kısırlaştırma kampanyaları, her ne kadar işlevli de olsa, yılda neredeyse 5 bin Euro’ya yakın bir tutara dönüşüyor. Bu da hayvanların onuru ve nüfus artışlarının tetiklediği sorunları dengelemek için yaşamsal bir gider. “





Bir yanıt yazın