Merkez Bankası ve iktidar, enflasyonu kredi kartı kullanımındaki artışa bağlıyor. Ancak tam tersi yaşamanın maliyetiyle elde edilen gelir arasındaki uçurum bu artışın sebebi. Ilgın Çavlan yazdı.

Görsel: Yapay zeka / Canva
Yıl sonu yaklaşırken 2025 yılı için olası asgari ücret zammı üzerinden başlayan tartışmalar devam ediyor. Tartışmanın taraflarından Merkez Bankası (MB), ona destek veren uluslararası kurum ve kuruluşlar ve iktidar partisi, asgari ücret zammı için yıl sonu gerçekleşmesi beklenen yüzde 44 enflasyon oranı yerine 2025 yılı için tahmin edilen yüzde 21’in baz alınmasını istiyorlar. Yıllardır MB’nin kendi açıkladığı beklenti/tahmini enflasyon değerine bir türlü ulaşamaması bir yana yıl sonunda gerçekleşmesi planlanan enflasyon oranının da gerçeği yansıtmadığı, TUİK’in bilinçli olarak verilere müdahale ederek oranların düşük gelmesine sebep olduğu bilinen bir gerçek. Tartışmanın diğer tarafı sendikalar ve muhalefet partileri ise patronları ürkütmeyecek, işçilerinse kendilerinden uzaklaşmasını engelleyecek bir çözüm arayışı içindeler.
Enflasyon, döviz kuru ve buna bağlı olarak fiyat artışlarının gündelik hayatı bütünüyle belirlediği bir dönemde bir tek ücretler bu değerlemenin dışında kaldı. İşçi ücretleri hem nicel hem de alım gücünü ifade eden nitel değere bir türlü ulaşamadı. Önceki yıldan farklı olarak yıl ortasında zam yapılmazken hem enflasyon hem döviz kurundaki artış göz önünde bulundurulduğunda işçi ücretlerinin alım gücü düşmeye devam etti. İçinde bulunduğumuz yılın başında OECD verilerine göre Türkiye brüt asgari ücret ile 26 Avrupa Birliği ülkesi içinde son sıralarda yerini koruyor. Bu sıralamanın yıl sonuna kadar daha da kötüye gideceği kimse için sır değil.
Zam oranı üzerinden yapılan tahminler bir yana toplumun gideri ve geliri arasındaki makas, pandemiden bu yana hiç olmadığı kadar açıldı. İnsanlar bu açığı büyük ölçüde kredi ve kredi kartları ile kapatmaya çalışıyor. Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK) verileri bu gerçeği bütün çıplağıyla gösteriyor.

Pandemi sonrası değerlere baktığımızda kredi kartı kullanımındaki artış neredeyse 8 kata ulaşmış. 2021 yılında tüketici kredileri, kredi kartlarının neredeyse 4 katıyken 2024 Eylül ayında bu tutarlar nerdeyse birbirine yaklaştı. Yıl sonunda büyük ihtimalle kredi kartı bakiyesi, tüketici kredilerini geçecek.
Merkez Bankası ve iktidar, enflasyonu kredi kartı kullanımındaki artışa bağlıyor. Ancak tam tersi yaşamanın maliyetiyle elde edilen gelir arasındaki uçurum bu artışın sebebi.
BDDK ve MB regülasyonlarıyla ucuz, uzun vadeli tüketici kredisine ulaşamayan insanlar, kısa vadede yüklü ödeme performansı bekleyen kredi kartlarında çözüm aradılar. Bu durum tek tek bireylerin ve ailelerin geçim bütçesi üzerinde risk oluştururken bankaların bilançoları üzerinde de riski yoğunlaştırdı.
Bu durumun sonucu olarak 2021-2024 yılları arasında yasal takibe uğramış kredi bakiyesi 4 kat arttı. Bu bakiyelere hali hazırda gecikmiş, yapılandırılmış krediler (Takibe Atılmamış Krediler) dahil değil. Bu verilerin son iki yılda yaklaşık yüzde 50 artışla önceki iki yıla kıyasla negatif ayrıştığını belirtelim.
Patronlar ve iktidarla yapılan her türlü ücret pazarlığı yoksulların kredi ve kredi kartı bağımlılığına çözüm olmayacak. Kredisi çoktan tükenen bir sistem içinde asgari ücret yerine kredisiz, insanca yaşayacak ücret talebini yenileyerek bitirelim.





İşçi Sınıfı İçin Erken Uyarı Sistemi: “Sonkordato” – muzir.org için bir cevap yazınCevabı iptal et