“İşçilerin, şirket iflas etmeden önce süreçten haberdar edilmesi için yani bir erken uyarı sisteminin parçası olması için bankalar, vergi ve icra daireleri nezdinde taraf olması gerekir.”

2018 yılında döviz krizinin ardından Konkordato ilan eden firma sayısındaki artışa dikkat çeken bir senaryo kaleme almıştım. İsmi  “Sonkordatoydu”. Konkordato ilan edip bir gece fabrikadaki tüm makinaları kaçıran patronlara karşı önlem alan bir grup işçinin örgütlenme hikayesiydi. Hikayemde patronlar başarılı olamıyordu ama gerçek hayatta “başarılı” oldukları benzer kaçma kaçırma haberlerini izlemeye devam ediyoruz.

Geçtiğimiz ay Yozgat Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet yürüten Ritim Tekstil firması çalışanları bir sabah işe gittiklerinde fabrikanın kapalı olduğunu patronun ise çoktan kaçtığını öğrendiler. 2014 yılında kurulan 10 yıldır faaliyet yürüten firmada çalışan 250 işçi maaş ve kıdem tazminatlarını alamadılar. Fabrika önünde basın açıklaması yaptılar.  

Küçük bir Google aramasıyla farklı şehirlerde ortaya çıkan benzer örnekleri linkleriyle birlikte buraya koyuyorum. Diyarbakır 2009Kocaeli 2012, Tekirdağ 2012, Kocaeli 2013, İstanbul 2013, Kastamonu 2016.

Bilinçli dolandırıcılık amacıyla kurulan şirketler dışında özkaynak yapısı zayıf, yabancı kaynak yani kredi bağımlılığı yüksek olan şirketler batma riski ile her zaman karşı karşıyadır. Özellikle ulaşılabilir kredi yükünün kısa vadeye yığıldığı, faizlerin esas faaliyet kârına konu oranların oldukça üstünde olduğu kriz dönemlerinde şirketler nakit üretmekte zorlanır, kredileri ve çekleri ödeyemez hale gelirler, sonrasında yasal takip ve icralar birbirini izler. 

Bu sürecin öncesi de sanıldığı gibi masum değil. Her şey yolunda giderken şirketler batmaz. Türkiye’de şirketler, gayrimenkul zengini patronların yoksul şirketlerinden oluşmaktadır. Şirketlerin kasasını kendi kasası gibi kullanan patronlar, özkaynak olarak kalması gereken nakiti usulsüzce şirket dışına çıkararak şirketi kredi bağımlılığına zorlamaktalar. Buna kayıt dışı kazancı da dahil ettiğimiz de nakit yoksunu şirketler gayrimenkul zengini patronlar olgusuyla karşı karşıya kalırız. Olası bir kriz durumunda şirket battığında eğer kaçırılmadıysa geriye sadece birkaç makine kalır. Gayrimenkuller ve nakit çoktan üçüncü şahıslara aktarılmıştır. Olan işçilere olur.  Eğer işçiler, küçük bir ihtimalle uzun yıllar süren hukuki süreç sonunda patronun kaçıramadığı birkaç mal varlığı üzerinde alacaklarını alma imkanı bulursa bu paranın enflasyon karşısında çöp olduğuna tanıklık ederler.

Önümüzdeki günlerde bu ve buna benzer haberler okumaya devam edeceğiz.  Yurt içinde alım gücünün düşmesi, yurt dışında ise “sabit”  (baskılanan diye okuyabilirsiniz) kur yüzünden rekabet gücünü kaybeden şirketler, bahsini ettiğim zayıf özkaynak yapısı ve yabancı kaynak kredi bağımlılığı sebebiyle zor durumda. Banka Düzenleme ve Denetleme Kurumu’nun (BDDK)düzenli yayınladığı ve içinde tüm kredi çeşitlerinin yer aldığı verilere baktığımızda önümüzdeki dönem batan şirketleri kaçan patronları ve kaçırılan makineleri konu edinen haberleri izleyeceğiz.

 Pandemi sonrası ağırlığı kobi ve ticari krediler olan BDDK verilerini izlediğimizde ilk göze çarpan kredi yükünün kısa vadede yoğunlaşması. 2021 yılında kısa vadeli kredilerle uzun vadeli krediler arasında iki kattan fazla olan makasın 2024 yılının 9 aylık bakiyesinde neredeyse kapanmış görünüyor. Bankalar faiz ve likit riskleri göz önünde bulundurarak uzun vadeli kredi vermeye yanaşmıyor. İstikrarlı kredi arzı bozulurken bu bozulma kısa vadeli kredilerde yoğunlaşmış durumda. Bu çarpıcı tabloda MB regülasyonları da etkili. Yaygın kredi kullanımının enflasyonu tetiklediğinden yola çıkarak atılan bu adımlar firmaların ulaşılabilir yabancı kaynak yükünün kısa vadede yoğunlaştığını gösteriyor. Basit finansal bir okumayla bu durumun şirketlerin net işletme sermayesinin negatife düşmesine ve şirketlerin maaş ödeme vb durumlarda kullanmak zorunda olduğu nakiti üretemeyeceği anlamına geliyor.  Şirketler tam bu nedenle yani faaliyetten zarar ettikleri için değil bu nakiti yaratamadıkları için batarlar.  

Yukarıdaki tabloda önemli bir başka ayrıntı takibe giden kredi bakiyesi. Dört yılda krediler dört kat artarken takibe giden kredilerin aynı ölçüde artmadığı dikkat çekebilir. Yılın ilk dokuz ayında yaklaşık 263 milyar TL’ye ulaşan takip bakiyesi de tek başına da ciddi bir veridir. Yalnız yukarıdaki tabloda yer almasa da BDDK’nın Haziran 2024 Kredi Grupları raporundaki bazı ek bilgiler yukarıdaki tabloyu net görmemizi sağlayacak.metin, ekran görüntüsü, sayı, numara, yazı tipi içeren bir resim

Açıklama otomatik olarak oluşturuldu

Haziran 2024 rakamlarına göre yasal takibe uğramış kredi miktarı 205 Milyar TL  (9 ayda 263 Milyar TL) iken ikinci grupta izlenen, yani vadesinde ödenememiş temerrüde düşmüş, yapılandırılmış ve yasal takibe gitme olasılığı yüksek kredilerin bakiyesi 1 Trilyon TL’nin üzerindedir. Takibe giden kredilerin toplam krediler içindeki payı “küçük” gözükse de yakın izlemedeki kredileri bu tabloya eklediğimizde bu oranın yüzde 10’lara yaklaştığı kolaylıkla anlaşılabilir. Her 10 birim krediden 1’inin riskli olduğunu düşünün. 

İlk paylaştığım tabloda kısa vadede yoğunlaşan kredilerin önce yakın izlemeye sonra yasal takibe gitmesi uzak ihtimal değil. İçerideki ekonomik daralmanın yüksek faizli kısa vadeli kredilerle nakit üretemeyen şirketlerin batışı hızlanacaktır. Bu büyük risk önce şirketleri, sonra bankaları pek tabi bizim için önemi tartışmasız bu şirketlerde çalışan işçileri yakından ilgilendirmektedir.  Bir gecede işsiz kalacak yüzbinlerce işçiden bahsediyoruz. İşçi sınıfı üzerindeki kredi yükünü de göz önünde bulundurduğumuz bir önceki yazımızdaki verileri düşündüğümüzde banka ve finans sistemi üzerindeki yıkımın boyutunu anlamak mümkün.

Kredilerde ortaya çıkan alarm zillerine Türkiye Bankalar Birliği’nin karşılıksız çeklerle ilgili son tablosunu ekleyerek önümüzdeki dönemin tablosunu biraz daha net görerek yazımızı sonlandıralım.

2024 yılının ilk 10 ayında karşılıksız çıkan çeklerde önceki yıllara kıyasla negatif bir ayrışmadan bahsetmek mümkün. İlk  10 aylık süre içinde karşılıksız işlemi yapılan çek adet sayısı önceki yıla kıyasla yüzde 65 artışa konu olmuşken karşılıksız çıkan tutar aynı döneme kıyasla 2,5 kat artmıştır. 222 Bin adet çek karşılıksız çıkarken yaklaşık 140 Milyar TL tutarındaki çek vadesinde ödenmemiştir. Sonradan ödenen çeklerin hem adetsel hem tutarsal oranı ise yaklaşık yüzde 10 ile sınırla kalmıştır. 

İçeride kısa vadede yoğunlaşan kredi yükü, yasal takibe giden ve gitmek üzere olan kredilerin büyüklüğü, karşılıksız çeklerde hatırı sayılı bozulma göz önünde bulundurulduğunda büyük bir krizin ön gününde olduğumuzu söyleyebiliriz. Batan, iflas eden, konkordato ilan eden şirketlerin sayısındaki niteliksel kırılma ile karşı karşıyayız. 2024 yılında İcra dairelerindeki icra dosya sayısının 40 Milyon adete ulaşması bu verili durumun kaçınılmaz sonucu gibi gözükse de daha kötüsüyle henüz karşılaşmadık.

Burada yazının başına dönersek önümüzdeki dönem makineleri bir gecede kaçıran, iflas ettiği için işçilerin alacaklarını kıdemlerini gasp eden patronlarla karşılaşmamız olası. İşçilerin uyanık ve örgütlü olması bu süreçte belirleyici olacak.

Dahası işçilerin, şirket iflas etmeden önce süreçten haberdar edilmesi için yani bir erken uyarı sisteminin parçası olması için bankalar, vergi ve icra daireleri nezdinde taraf olması gerekir. İşçilerin online olarak bilançoları, kredi yükü ve olası iflas durumu öncesinde çalıştığı şirketle ilgili tüm bilgilere ulaşabilmesi sağlanmalı. Konuyla ilgili yasal düzenleme yapılması oldukça önemli. Yasa yapıcıların da patronlar olduğu gerçeğini bir kenara koymadan defterlerin işçilere açılması ve devletin, hukukun denetim görevini yapmadığı bir noktada işçiler, bu görevi örgütlü mücadele ile sonuna kadar üstlenecektir.

“Sonkordato” adlı senaryomda işçiler kaçmaya hazırlanan patrondan habersiz fabrikadaki makinelere taktıkları sensörlerle makinelerin yeri değiştirildiğinde cep telefonlarına gelen sinyalle patronun makineleri kaçırmasını engelliyorlardı. Yani hikayemiz mutlu sonla bitiyordu ve bu son, örgütlü mücadelenin sonucuydu, adı ‘Sonkordato’ydu.

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin