Sayıştay kadın “konukevleri” yetersiz, diyor. Kadın Dayanışma Vakfı’ndan Büşra Sünetci konunun bir başka boyutuna dikkat çekiyor: “Önemli olan hiçbir kadının sığınağa ihtiyaç duymaması ancak var olan sığınaklar iyi örnekler olsa da hem niteliksel hem de niceliksel olarak yetersiz”

Sayıştay’ın açıkladığı 2023 yılına ait denetim raporları açılması zorunlu olduğu halde kadın konukevlerinin açılmadığını duyurdu. Rapor, “Denetimlerde; mevzuat hükümlerine göre kadınlar ve çocuklar için açılması zorunlu konukevlerine ilişkin bazı belediyeler tarafından herhangi bir faaliyette bulunulmadığı tespit edilmiştir” diyor.

İstismara veya şiddete uğrayan kadınların, şiddetten korunması ve güçlendirilmesi amacıyla Aile ve sosyal Hizmet Bakanlığı ile belediyeler tarafından açılması zorunlu olan Kadın Konukevleri kadınların varsa çocukları ile birlikte geçici süreyle kalabilecekleri yatılı sosyal hizmet kuruluşları.

Bakanlığın verilerine göre Türkiye’de toplam 143 kadın konukevi bulunuyor ve bu konukevlerinin tamamının kapasitesi 3.444 kişiyle sınırlı. 143 kadın konukevinin 112’si Bakanlığa bağlıyken diğerleri belediyeler ve sivil toplum kuruluşları tarafından yönetiliyor. 

Sayıştay raporu belediyelerin kadın konukevi açma zorunluluğunu yerine getirmediğini ortaya koyarken mevcut konukevlerinin yeterli olup olmamasına dair bir görüşte bulunmuyor. 

Bu soruyu Kadın Dayanışma Vakfı’ndan Büşra Sünetci’ye sorduk.

Sünetci yalnızca niceliksel değil niteliksel olarak da kadın sığınaklarının yetersiz olduğunu vurguladı:

“Kavramsal bir farkı belirterek başlayalım: devletin izlediği yolda “konukevi”, sığınak yerine kullanıyor. Oysa kadın örgütleri senelerdir sığınak demekte ısrarcı çünkü “konukevi” geçici olmayı ve kadınların bir süreliğine misafir edilmesine işaret ediyor. Oysa ki kadınlar yaşam hakkı ihlal edildiği için, şiddete maruz bırakıldığı için bir yere sığınmaya ihtiyaç duyuyorlar bu yüzden bu yapıların adı sığınak. 

“Önemli olan hiçbir kadının sığınağa ihtiyaç duymaması aksine şiddet uygulayanların uzaklaştırıldığı işleyen bir sistemin varlığı ancak biliyoruz ki bugün Türkiye’de sığınak sayıları da kadınların ihtiyacını karşılamak konusunda yetersiz kalıyor. Nüfusu yüz bini geçen pek çok belediyenin hala sığınak açma sorumluluğunu yerine getirmediğini görüyoruz. Bununla beraber iyi örneklerin varlığıyla birlikte aslında sığınakların kadınların ihtiyaçlarını şiddet sonrası yaşam kurmakla ilgili planlarını sığınakta kaldığı süre boyunca buralara odaklanarak, kadınların çeşitliliklerini güçlerini ve kaynaklarını düşünerek derinleşen ve nitelikli çalışmalar yapmak konusunda yetersiz kaldıklarını görüyoruz. Yani sadece sayıca değil niteliksel olarak da yetersiz kaldıklarını gözlemliyoruz.

Bir yanıt yazın

ÖNE ÇIKANLAR