Haziran ayında Giresun’da Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Doğa Koruma ve Milli Parklar Müdürlüğü tarafından “Mücadele Amaçlı Yerli Avcılar İçin Özel Avlanma” kapsamında ayılar için özel avlanma izni verilmişti. Kararın kamuoyunda tartışılmasının ardından bu kez Rize’den gelen bir görüntü ve iddialar gündem oldu.

Rize’nin Çilekli Yaylası’nda bir ayının vurulduğuna dair görüntü, doğa programcısı Güven İslamoğlu’nun sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımla gündeme geldi. İslamoğlu, paylaştığı görüntünün Rize Çilekli Yaylası’na ait olduğunu belirterek ayının doğal yaşam alanında öldürüldüğünü söyledi.

Fotoğraf: Rize, Çilekli Yayla Yolu üzerinde öldürülen bir ayı

Doğa Koruma ve Milli Parklar yetkililerine çağrıda bulunan İslamoğlu, şu ifadeleri kullandı: “İpin ucu kaçmadan şu işi durdurun.”

Rize’deki olayın ayrıntıları, ayının kim tarafından ve hangi koşullarda vurulduğu ile olayda resmî bir av izni bulunup bulunmadığı henüz yetkili kurumlarca açıklanmış değil. Bu nedenle söz konusu bilgiler, Güven İslamoğlu’nun sosyal medya paylaşımındaki iddialara dayanıyor.

Ebru Yalçın: “Ayılar için sürek avı başlattılar”

Prof. Dr. Veteriner Ebru Yalçın da sosyal medya hesabından yaptığı açıklama ile ayılara yönelik avlanma ve öldürme uygulamalarına tepki gösterdi. Yalçın, insan-yaban hayatı karşılaşmalarının temelinde habitat kaybı, ormansızlaşma, besin kaynaklarının azalması ve insan faaliyetlerinin bulunduğunu belirtti.

Yalçın, açıklamasında şu ifadeleri kullandı:

“Ayılar için sürek avı başlattılar resmen. Tamamen insanların hatası yine bir türü soykırıma götürecek. Yaban hayatı ve insan karşılaşması hep oldu, hep olacak ama önemli olan insanların duyarlılığı sayesinde bunu en az zararla atlatmak.”

Yaban hayvanlarının çoğunlukla durduk yere insanlara saldırmadığını belirten Yalçın, ayıların korkutulduklarında, köşeye sıkıştıklarında ya da yavrularını korumak zorunda kaldıklarında savunma davranışı gösterebileceğini söyledi:

“Yaban hayvanları kolay kolay insana bulaşmaz. Korkutulmadığı, köşeye sıkıştığını hissetmediği ya da yavrularını korumak zorunda olmadığı sürece saldırmaz. Tüfeği eline alıp kovalama.”

Yalçın, ormanların rant uğruna yakılması, kesilmesi ve yok edilmesiyle yaban hayvanlarının yaşam alanlarının daraldığını; doğadaki meyve ağaçlarının azalmasının da ayıları açlığa ve yerleşim alanlarına yönelttiğini ifade etti.

Vatandaşların ayılarla karşılaştıklarında hayvanları beslememesi, onlara yaklaşmaması, araçtan inmemesi, taş ya da ekmek atmaması ve fotoğraf çekmeye çalışmaması gerektiğini vurgulayan Yalçın, çöplerin kontrolsüz bırakılmasının da yabani hayvanları insan yerleşimlerine çektiğine dikkat çekti.

İklim krizinin yaban hayatı üzerindeki etkilerine de değinen Yalçın, artan sıcaklıkların ve bozulan mevsim döngülerinin hayvanların beslenme, kış uykusu ve üreme düzenlerini etkilediğini belirtti:

“İklim krizi, sıcaklık artışı dedik güldün, ‘klimam var’ dedin. Doğa uyuyamadı, dinlenemedi, yine suçlu hayvanlar oldu.”

Yalçın, yabani hayvanların medya dilinde sürekli “vahşi” ve “katil” ifadeleriyle tanımlanmasına da tepki gösterdi. Bir ayının davranışının bütün bir türe mal edilmesinin yanlış olduğunu belirterek, özellikle yavrulu ayıların öldürülmesinin geri dönüşü olmayan sonuçlar doğurduğunu söyledi.

“Yavru ayıları vurdun, annesi peşinden geldi. Senin çocuğuna aynısı olsa ne yapardın?”

Dünyanın farklı ülkelerinde insanların timsahlar, yılanlar, geyikler, kangurular ve diğer yabani türlerle bir arada yaşamayı sağlayan yöntemler geliştirdiğini belirten Yalçın, çözümün hayvanları ortadan kaldırmak olmadığını vurguladı.

Yalçın’ın açıklaması, ayıların öldürülmesi yerine yaşam alanlarının korunması, çöplerin güvenli biçimde depolanması, insan-yaban hayatı karşılaşmalarında bilimsel protokollerin uygulanması ve kamuoyunun doğru bilgilendirilmesi gerektiği çağrısıyla öne çıktı.

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin