Kapak Görsel Betimleme: Bir iş birliği, protokol veya ziyaret sonrasında kapalı bir toplantı salonunda çekilmiş, yan yana dizilmiş 14 kişinin (11 kadın, 3 erkek) yer aldığı toplu bir hatıra fotoğrafı. Fotoğrafın alt kısmında “U” şeklinde yerleştirilmiş, üzeri beyaz masa örtüsüyle kaplanmış geniş bir toplantı masası bulunuyor. Masanın üzerinde küçük tabaklarda ikramlıklar (kurabiyeler, poğaçalar), su bardakları ve karton bardaklar yer alıyor. Masanın sağ ucunda iki adet turuncu süet sandalye, sol ucunda ise koyu renkli sandalyeler kısmen görünüyor. Yaşları tahmini olarak 20 ile 60 arasında değişen 14 kişi masanın arkasında yan yana, ayakta durarak kameraya gülümsüyor.

Çocukların adalet sistemiyle temas ettikleri ilk andan itibaren karşılaştıkları dil ve mekânsal düzenlemeler, onların ruhsal iyilik hâli ve hak algısı üzerindeki etkisinde oldukça önemli. 

Bakırköy Adliyesi’nde “Çocuk Suçları Bürosu” tabelasının yaklaşık bir buçuk yıllık savunuculuk sürecinin ardından “Çocuk Büro” olarak değiştirilmesi, yalnızca bir isim değişikliği değil; çocukları suçla özdeşleştiren kurumsal dilin dönüşebileceğini gösteren somut bir kazanım olarak öne çıkıyor.

Görsel Betimleme: Bir adliye koridorundan çekilmiş, bir ofis kapısının girişini ve yanındaki tabelayı gösteren yatay formatta bir fotoğraf. Kapının sol tarafındaki kirli beyaz duvara monte edilmiş dikdörtgen bir tabela yer alıyor. Tabelanın sol kısmında beyaz zemin üzerine kırmızı renkli Adalet Bakanlığı amblemi (terazi ve ay-yıldız motifi) basılı. Tabelanın sağ üst bölümü kırmızı zemin üzerine beyaz, büyük harflerle “ÇOCUK BÜROSU” yazısıyla kaplı. Bu yazının altında ise muhtemelen isim veya ek ibareler eklemek için boş bırakılmış iki adet beyaz şerit hat bulunuyor.

Medyada sıklıkla çocuk dostu adalet sistemine ilişkin yapısal sorunları konuşuyoruz, ya çözümleri? Doğrudan sahadaki deneyim ve hak temelli savunuculuk pratikleri üzerinden böyle çetrefilli bir konuda olumlu bir haber verebilmek kolay değil. Ancak İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi’nin yürüttüğü gözlem, raporlama, başvuru ve izleme çalışmaları; hak ihlallerinin yalnızca tespit edilmesiyle yetinmiyor, kurumların dili, mekânı ve uygulamaları üzerinden dönüştürülebileceğini ortaya koyuyor.

Bu çabalar, adalet sisteminde çocukların damgalanmadan, korkutulmadan ve hak öznesi olarak kabul edilerek karşılanmasının mümkün olduğunu gösteriyor.

Ayrıca küçük görünen bir tabelanın bile, çocuk hakları perspektifinden bakıldığında daha kapsayıcı ve onarıcı bir adalet anlayışına açılan önemli bir adım olabileceğini gösteriyor.

İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı Avukat Kardelen Ateşci, büronun isim değişikliği ve çocuklar için verdikleri mücadeleyi anlattı:

Bakırköy Adliyesi’nde çocukların götürüldüğü büronun adı, yaklaşık bir buçuk yıllık bir mücadelenin ardından “Çocuk Büro” olarak değiştirildi. Öncesinde tabelada “Çocuk Suçları Bürosu” ibaresi yer alıyordu.

İstanbul’daki adliyelerin tabelalarını, İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi bünyesindeki meslektaşlarımızla birlikte tek tek taradık ve fotoğrafladık. Pek çok adliyede “çocuk suçları”, “çocuk suçları bürosu” gibi ifadelerin kullanıldığını gördük. Bu durum bizim için tırnak içinde yalnızca bir tabela meselesi değildi. Çünkü çocuk dostu bir adalet sistemi istiyorsak, dönüşümün seçtiğimiz kelimelerin belirleyici olduğunu düşünüyoruz. Kullanılan kavramlar zamanla fark edilmeden içselleştiriliyor, olağanlaşıyor ve kurumsal kültürün bir parçası haline geliyor.

“Çocuk suçları” ifadesi, çocuğu doğrudan suçla özdeşleştiren, damgalayan ve çocuğun kimliğini işlediği iddia edilen fiil üzerinden tanımlayan bir yaklaşımı yansıtıyordu. Oysa çocuk hakları perspektifinde çocuk, “suç” üzerinden değil; korunma, desteklenme ve üstün yarar ilkesi üzerinden değerlendirilmeli. Bu sebeple dil burada son derece belirleyici. Bir çocuğun daha adliyeye ilk giriş anında karşılaştığı tabela bile, kendisini nasıl algılayacağını ve sistemin ona nasıl baktığını gösteriyor.

Özellikle adalet sistemiyle temas eden çocuklar çoğu zaman hassas, kaygılı ve savunmasız bir süreçten geçiyor. Böyle bir süreçte karşılarına çıkan damgalayıcı ifadeler; suçluluk hissini, utancı ve dışlanmışlık duygusunu derinleştirebiliyor. Çocuk dostu adalet ise çocuğu etiketleyen değil, hak öznesi olarak gören bir yaklaşımı gerektiriyor. Bu nedenle bizim için bu değişiklik yalnızca bir isim değişikliği değil; çocukları suçla özdeşleştiren anlayışa karşı sembolik ama çok önemli bir adımdı. Dilin dönüşümüyle birlikte zihniyet dönüşümüne de küçük bir tuğla koymaya çalıştık.

“Çocuk hakları perspektifi, kurumsal bir standart haline gelmeli”

Adli süreçlere dahil olan çocukların karşılaştığı muamele; görev yapan kişiye, kurum kültürüne, şehre, hatta bazen aynı kurum içerisindeki yaklaşım farklılıklarına göre değişebildiğini belirten Av.Kardelen Ateşci, “Hemen hemen her yerde olduğu gibi burada da hem iyi uygulamalar hem de ciddi hak ihlalleriyle karşılaşıyoruz.” dedi. Ateşci, sözlerine şu ifadelerle devam etti:

Ancak bizim açımızdan önemli olan, çocuk hakları temelli iyi uygulamaların görünür kılınması ve bunların uygulanabilir olduğunun gösterilmesi. Çünkü çocuk dostu adalet sistemi yalnızca teorik bir hedef değil; doğru yaklaşımla hayata geçirilebilecek bir model. Aynı zamanda hak ihlaline neden olan uygulamaların, kurumların ve yapısal sorunların da kanıta dayalı biçimde raporlanması gerekiyor.

Bu noktada İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi olarak uzun süredir gözlem, raporlama ve izleme çalışmaları yürütüyoruz. Örneğin Saraçhane sürecine ilişkin hazırladığımız “22-25 Mart 2025 Tarihli Toplumsal Olaylarda Çocuk Hak İhlalleri Gözlem Raporu”, çocukların gözaltı süreçlerinden adliyedeki muameleye kadar birçok alanda yaşanan hak ihlallerini ortaya koyuyordu. Yine son beş yıllık “Mağdur ve Suça Sürüklenen Çocuklara Yönelik CMK Görevlendirmeleri Analiz Raporu” da sistemin çocuklarla temas biçimine dair önemli veriler içeriyor.

Sahada gördüğümüz temel sorunlardan biri, çocukların hala çoğu zaman “hak öznesi” olarak değil; kontrol edilmesi gereken kişiler olarak görülmesi. Çocuğun korkutulmadığı, damgalanmadığı, anlayabileceği bir dille bilgilendirildiği, uzman desteğine erişebildiği bir sistem kurulmadıkça çocuk dostu adaletten söz etmek zor.

Bunun yanında olumlu örneklerle de karşılaşıyoruz. Çocuğun üstün yararını gözeten hakimler, savcılar, kolluk görevlileri, sosyal hizmet uzmanları ve avukatlar sayesinde çocukların süreci daha az örseleyici şekilde geçirebildiği örnekler de mevcut. Bu nedenle mesele yalnızca bireysel iyi niyet değil; çocuk hakları perspektifinin kurumsal bir standart haline gelmesi.

Mesele yalnızca bir tabela değil

Bir gün adliyede bir çocuğun ifadesine katıldığım sırada tabelada yer alan “Çocuk Suçları Bürosu” ibaresi dikkatimi çekmişti. O an bunun çocuğu doğrudan suçla özdeşleştiren, damgalayıcı bir yaklaşımın yansıması olduğunu düşündüm. Sonrasında bu meseleyi İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezindeki meslektaşlarımızla değerlendirdik ve “Bu konuda ne yapabiliriz?” sorusu üzerinden bir çalışma başlattık. İlk aşamada konuyu yalnızca eleştirmek yerine somut bir dönüşüm önerisi geliştirmeye çalıştık. Kamu Denetçiliği Kurumu’na kurumsal bir başvuru yapılması fikri ortaya çıktı. Ardından merkez üyesi meslektaşlarımızla birlikte toplantılar yaptık; kullanılabilecek alternatif isimler üzerine düşündük, çocuk hakları perspektifine uygun kavramlar geliştirdik. Daha sonra görev paylaşımı yaparak İstanbul’daki adliyelerde bulunan tabelaları tek tek taradık ve fotoğrafladık. Böylece sorunun münferit değil, yaygın ve yapısal bir mesele olduğunu ortaya koymuş olduk.

Akabinde ilgili adliyelerdeki Cumhuriyet Başsavcılıklarına tabelaların değiştirilmesi talebiyle başvurular yaptık. Ancak bu başvurularımıza herhangi bir dönüş alamadık. Sonrasında konuyu doğrudan Adalet Bakanlığı nezdine taşıdık. Buradan da sonuç alamayınca, süreci daha kurumsal bir hak arama mekanizması üzerinden ilerletmek amacıyla Kamu Denetçiliği Kurumu’na başvuruda bulunduk.

Çünkü çocuk dostu adalet sistemi yalnızca mevzuatla değil; kurumların diliyle, mekanlarıyla ve çocukla kurduğu ilişkiyle de şekillenmeli. Bu nedenle tabeladaki bir kelimenin değişimi küçük gibi görünse de aslında zihniyet dönüşümüne dair önemli bir adımdı. Yaklaşık bir buçuk yıl süren takip, yazışma ve savunuculuk çalışmasının ardından Bakırköy Adliyesi’nde ibarenin “Çocuk Bürosu” olarak değiştirilmesi, bizim açımızdan çocuk hakları mücadelesinin somut kazanımlarından biri oldu.”

Görsel Betimleme: Kamu Denetçiliği Kurumu’na (Ombudsmanlık) ait resmi bir kararın ilk sayfasını içeren bir ekran görüntüsü. “Kamu Denetçiliği Kurumu “Dostane Çözüm Kararı” Belgesi” Beyaz zemin üzerine siyah dikey metinlerden oluşan, üst kısmında kurum logoları ve resmi evrak bilgilerinin, alt kısmında ise iletişim bilgilerinin yer aldığı resmi bir hukuki belge sayfası. Sayfanın en altında ortalanmış şekilde “1 / 4” ibaresi bulunuyor, bu 4 sayfalık bir kararın ilk sayfası.

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin