Okul koridorlarında yenilen azarlar yıllar geçse de unutulmuyor. Yine de bazen en sert fırçanın bile insana tuhaf bir özgüven verebiliyor… Ne derseniz nezaket kazanır mı? Semra Can çizdi.

Görsel betimleme: Karikatürde bir okul veya öğrenci işleri bürosu gibi görünen bir ortam var. Solda masanın arkasında oturan, asık suratlı ve sinirli görünen bir görevli kadın var. Bağırarak şöyle diyor: “Kayıt açtırdın mı?! Kayıt açtır gel! Kayıt açtır gel!” Sonra da daha alçak sesle ama aynı sinirle: “Hişşt! Teyze, kayıt açtır gel!” Karşısında ise genç bir kadın bulunuyor. Mutlu, şaşkın ve kendinden memnun bir ifadeyle düşünerek şöyle diyor: “Ayyy şu fırçanın güzelliğine bak. Beni küçücük çocuk zannetti… Ben de aşırı genç gösteriyorum ama ondan, naapsın…” Kadının yanakları pembe, gözleri parlıyor, etrafında minik kalpler var — memnuniyet duyduğu belli. Elinde çantasıyla masum bir şekilde dururken içinden son bir cümle geçiyor: “Teyze!!! üü…” Alt bölümde ise karikatürist şu yorumu yapmış: “Fırça yemek, azarlanmak geleneksel değerlerimizden olmuş. Taa ortaokulda bir öğretmenden haksız yere yenilmiş fırça ya da öğrenci işleri memuru fırçası… Öyle façalar gibi kalmışlar. Yıllar yıllar geçse de unutulmuyorlar.” Karikatür hem mizahi hem de toplumdaki gereksiz azar kültürünü eleştiren bir yapıda çizilmiş.






Bir Cevap Yazın