
Türkiye Yüzyılı Mesleki ve Teknik Eğitim(MESEM) Zirvesi 1-3 Aralık’ta Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in katılımıyla İstanbul’da gerçekleşti.
2025 yılında 85 çocuk işçi cinayetinin yaşandığı Türkiye’de, çocukların eğitimden uzaklaştırılıp iş gücüne dahil edilmelerini “Mesleki Eğitim” adıyla süslenmesini protesto eden Türkiye İşçi Partisi(TİP) üyesi 17 genç, zirvenin yapıldığı konferans salonu önünde eylem gerçekleştirdi. Alanda saldırıya uğrayan gençler eylemin hemen ardından gözaltına alındılar.
Görsel betimleme: Türkiye İşçi Partisi üyesi gençler MESEM Zirvesinin yapıldığı konferans salonu önünde “Çocukların Kanı Elinizde” yazılı pankart tutarak eylem yapıyor.
Adil yargılanma hakkı kağıtta kaldı
“Çocukların katili saray rejimi” diyen gençler, adil yargılanma hakları yok sayılarak gün boyu bekletildikten sonra ifadeleri dahi alınmadan tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne sevk edildi. Bakırköy Adliyesi’ne çıkarılan 17 gençten 16’sı “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na aykırı davranış, polise mukavemet, mala zarar ve cumhurbaşkanına hakaret” suçlarından tutuklandı.
Yine aynı zirveyi ve çocuk işçi cinayetlerini protesto eden Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri de “Öğrencilerimiz ölmesin” dedikleri için gözaltına alındılar. Gözaltına alınan öğretmenler, adli kontrol ve yurt dışı çıkış yasağıyla serbest bırakıldı.

Görsel betimleme: Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası üyeleri MESEM Zirvesinin yapıldığı konferans salonu önünde “Ne bu düzen ahilik ne siz vezirsiniz. Çocuk katilidir MESEM, rezilsiniz!” yazılı pankart taşıyarak eylem gerçekleştiriyor.
“MESEM sadece bir eğitim politikası değil ekonomik ve siyasal bir yönelimdir”
Yaşanan gözaltı ve tutuklamalar hakkında konuşan Özel Sektör Öğretmenleri Sendikası Yönetim Kurulu Üyesi Evin Turğut “MESEM konusunda iktidarın sürdürdüğü ısrar, sadece bir eğitim politikası tercihi değil; ekonomik ve siyasal bir yönelimdir. Mesleki eğitim adı altında savunulan modelin, pratikte çocukları ucuz iş gücüne dönüştürdüğü, eğitim hakkını ikinci plana ittiği ve iş cinayetleriyle sonuçlanan ağır bir tablo yarattığı uzun süredir biliniyor. Buna rağmen hükümetin bu projeyi genişleterek sürdürmesi, çocukların güvenliğinden ya da nitelikli eğitiminden önce, iş gücü piyasasının ihtiyaçlarını önceleyen bir yaklaşımın yerleştiğini gösteriyor” ifadelerini kullandı.

Fotoğraf: Evin Turğut
Bu zirveyi protesto edenlerin gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya kalmalarının tesadüf olmadığını söyleyen Evin Turğut, “İktidar, MESEM’in sorunlarını görünür kılan her itirazı politika değil, siyasi tehdit olarak okuyor. Çünkü bu itirazlar, yıllardır çıraklık ve staj gibi başlıklarla normalleştirilen çocuk emeği düzeninin artık sürdürülemez olduğunu ifşa ediyor” şeklinde konuştu.
Evin Turğut, “Bugün asıl sorulması gereken şey; öğretmenlerin neden gözaltına alındığı değil, öğrencilerin hayatını korumaya çalışan herkesin neden suçlu muamelesi gördüğüdür” sözleriyle, asıl konuşulması gereken noktanın altını çizdi.
MESEM’e yönelik eleştiriler bir provokasyon değil, en temel insan hakkı olan “çocuğu koruma” yükümlülüğünün hatırlatılması olduğunu belirten Evin Turğut, iktidarın bu hatırlatma çabalarını bastırmaya çalıştığını söyledi.
Özel sektörde çalışan öğretmenlerin taleplerinin yıllardır görmezden gelindiğini anlatan Evin Turğut, “Çocuk işçi ölümlerine yönelik bu büyük kayıtsızlık da aynı zihniyetin ürünüdür. Eğitim emekçisinin hakkını teslim etmeyen bir düzenin, çocukların hayatını korumasını beklemek zaten başlı başına bir çelişkidir” şeklinde konuştu.






Bir Cevap Yazın