11 Kasım 2025, Salı

Ezilenlerin Sosyalist Partisi MYK Üyesi Okan Danacı, 24 Ocak 2025 tarihinde partisine yönelik yapılan operasyonlar ile gözaltına alınıp çıkarıldığı mahkemece tutuklanan 34 kişiden biri. Önce Silivri’deki Marmara Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda kalan 34 kişi, 5 Mart tarihinde gerekçesiz bir şekilde farklı illere ‘sürgün’ edildi. 

Yaklaşık beş ay Sincan 2 No’lu Yüksek Güvenlikli Cezaevinde kuyu tipi hücrede kalan Okan Danacı, yaşadıklarını anlattı.

Kuyu tipi hapishaneler epeydir kamuoyunun gündeminde ve hapishaneler asırlardır aslında ezilenler ve egemenler arasındaki mücadelelerin bir mevzisi olarak var. Bir baskı aracı, yöntemi olarak var. 

Kuyu tipi hapishanelerde, bugün bakımından belki bunun en ağırlaşmış hali diyebiliriz. Çok ciddi bir tecrit, çok ciddi bir sosyal izalasyon ve çok ciddi bir yalıtma hali, söz konusu. Buraların aslında bir nevi, ezilenler ve egemenler arasındaki mücadelede, ezilenler cephesindeki o dinamiklerin iradesini kırmak adına oluşturulmuş hapishaneler olduğunu söyleyebiliriz. Gerek mimarisi gerekse koşulları açısından böyledir. 

Kuyu tipi hapishanlerin gündemde kendisine yer bulduğu noktalar, yaşam hakkı ihlalleri ve koşulları. Burası kamuoyunda çok ciddi bir tepki yaratmış durumda. 

Üç katlı bir hapishane. Üç katlı hapishane olduğu için buraya kuyu tipi deniliyor. Üç katlı ve en alt kattaki hücreye güneş dahi girmiyor. Orta kata çok sınırlı bir güneş değiyor diyebiliriz. En üst katı da günün bazı saatlerinde kısmen düşüyor. 

Doğal olarak üçüncü kat sürekli bir kuyuya bakıyor gibi, alt katta ise sürekli yukarı bakıyor yani yukarıyı görmeye çalışıyor buradaki insanlar. Buralarda çok ciddi sağlık sorunları oluştuğunu söylemek gerekir.

Çok ciddi psikolojik sorunları da yaratıyor insanlar da. Ve çok ciddi fiziki sağlık sorunları da yaratıyor. Örneğin 22 saat boyunca aynı hücredesiniz, aynı yerdesiniz. Havalandırmanız yok. 22 saatinizi burada geçiriyorsunuz. Doğal olarak spor yapabileceğiniz bir ortam yok. Yani yürüyüp ayaklarınızı açabileceğiniz bir ortam yok. 

Aynı zamanda günün 22 saatin aynı yerde geçiyor oluşu çok ciddi sosyal sorunlar da yaratıyor. Yani örneğin kimseyle denk gelmiyorsunuz. Temas koyabileceğiniz kimse yok. Koridorunuzda altı hücre var. Eğer aynı dosyadan yargılandığınız kişiler yoksa beraber havalandırmaya çıkarılmıyorsunuz. Zaten havalandırma saatlerinde bir buçuk saat. Ve buralarda çok ciddi aksamalar yaşanıyor. Bunların hepsi içeride gerilim yaratıyor. 

Bu hapishaneler kampüsün en uç köşesine koyulmuş, çok sessiz, sağlıklı mekanlar. Aynı zamanda dijitalleşmiş bir hapishane modeli. Örneğin kapının kapamatik olarak açılıyor. LKP dedikleri bir bölüm var ve burada bir personel varsa onunla temas kurabiliyorsunuz. Eğer orada bir personel yoksa konuşma şansınız yok. Yani örneğin bir anda düştünüz, bayıldınız veya bir sağlıklı sorun yaşadınız. Hemen müdahale edilmesinin koşulları yok. 

Ya da bir afet durumu yaşandığınızda, bir deprem durumunda kapınız açılamıyor. Dijital sistemde bir sorun yaşanırsa kilitleniyor. Ve siz oradan, yani çok ciddi sağlıklı sorunlarıyla çıkabilirsiniz, yaşamınızı da yitirebilirsiniz.

Aynı zamanda güvenlik soruşturması ve benzeri uygulamalar bütün hapishanelerde var ancak en ağır işlediği hapisaneler kuyu tipi olanlar. Aylarca hapishanede görüş bekliyorsunuz. 

Örneğin ben Mart ayından Temmuz ayına kadar yüksek güvenlik ceza evinde kaldım. Ankara’da, gittiğim hafta verdim görüşçü olarak arkadaşımı yazdım ama dönüş tahliye olmadan bir hafta önce geldi. Yani Temmuz’da halen bekliyorduk. O yüzden çok ciddi bir yalıtım hali olduğunu söyleyebiliriz. 

Örneğin görüşe çıktığınız zaman ailenizle aylık yaptığınız bir açık görüş var. Ve normalde örneğin sizinle birlikte diğer tutsaklarla birlikte çıkıyorsunuz. Ve diğer tutsakların ailelerini de görebiliyorsunuz. Diğer tutsaklarla temas kurabiliyorsunuz. Ama burada ayrı ayrı bölümlerden oluşan bir salon yapmışlar. Büyük bir salonda altı tane kabin yapmışlar. Sadece kendi ailenizle görüşebiliyorsunuz. Onun dışında orada gördüğünüz tutsaklara veya tutsak ailelerine selam vermenizi engelliyorlar. Araya gidiyorlar. Veya onayla geçiş saatlerinizi ayarlıyorlar. 

Sizi 22 saat boyunca gözetim altında tuttukları o küçük hücrede, istedikleri tek şey şu; iradeniz kırılsın, kendiniz ait hissettiğiniz mücadeleden uzaklaşın, kopun, itirafçı olun, işbirliği yapın, polisle, devletle işbirliği yapın, çalışın, itirafçı olun ve benzeri… 

Kuyu tipi hapishanelere karşı verilen mücadele ezilenlerle egemenler arasındaki mücadelenin, sınıf savaşımının, yani siyasal savaşımın, bir cephesi, bir meclisi olarak görümek gerekiyor. Buralarda, insanları buralara hapsederek bir korku yaratmak aisteniyor, iradeleri kırılmak isteniyor. Dolayısıyla bu sorunu toplumsal bir sorun olarak görmek gerekiyor. Sınıf savaşımının da bir parçası olarak görmek gerekiyor. Ezilenlerin mücadelesinin en önemli aşamalarından birisi olarak görmek gerekiyor. Yani sadece kuyu tipinde kalanlarn ya da kuyu tipinde kalanların ailelerinin veya kurumlarının bir sorunu olarak değil. 

Bunun için de ortak bir mücadele alanının geliştirilmesi, ortak bir dert olarak görebilmesi, ortak mücadelenin geliştirilmesi, farklı kurumların, platformların bir araya gelerek sözlerini daha çok ifade edilebilmesi önemli. Herhangi bir kurumun tek başına yürüteceği bir eylem biçimiyle aşabileceği bir mesele değil. 

Tamamını YouTube kanalımızdan izleyebilirsiniz:

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin