09 Kasım 2025, Pazar

1950 yılının son günlerinde Türkiye’ye bir “misafir” geldi. Adı Mohini Birdanem, dört yaşında, erkek bir Asya fili. Hindistan Başbakanı Cevahirlal Nehru tarafından Türkiye’de çocuklara “dostluk armağanı” olarak gönderildi.
Dönemin gazeteleri bu haberi coşkulu başlıklarla duyurdu:
“Yavru fil Mohini nihayet dün geldi!”
Cumhuriyet gazetesi muhabirleri Dolmabahçe’deki kalabalığı, şeker ve çikolata atan çocukları, fotoğrafçılara poz veren “sevimli mahlûku” anlatıyordu. Peki bu “sevgi dolu” tasvirlerin ardında, nasıl bir hikâye yatıyor?
Japonya Hayvanat Bahçesi’nde öldürülen hayvanlardan Mohini’ye uzanan tarih
Mohini’nin Türkiye’ye gönderilmesine neden olan hamle, Doğan Kardeş dergisi ve onun yayın yönetmeni Vedat Nedim Tör’dü.
II. Dünya Savaşı’nda Japonya, başkent Tokyo’nun bombalanıp, hayvanat bahçesinde esir tutulan hayvanların şehrin sokaklarına dağılabileceği endişesiyle Ueno Hayvanat Bahçesi’ndeki hayvanları öldürdü.
Savaşın ardından Hindistan başbakanı Nehru, “savaşın acılarını hafifletmek” üzere 1949 yılında bir yavru dişi fili Japonya’ya hediye etti. Fil, 25 Eylül 1949’da Tokyo’da binlerce kişi tarafından karşılandı.
Tör bu olaydan etkilenip, dergi, çocuklara “biz Türk çocukları da bir fil istiyoruz” diyen bir mektup yazdırıyor ve imza topluyor. Bu mektubun ardından Hindistan, Türkiye’ye de bir fil göndermeye karar verdi ve hayvanları koruyan uluslararası yasaların olmadığı bu yıllarda Mohini binlerce kilometre yolculuğa zorlandı ve Türkiye’de esir tutulacağı Ankara’da bulunan ve Eylül ayında yeniden ziyarete açılan Gazi Hayvanat Bahçesi’ne götürüldü.
Özgür yaşadığı ormanlardan Ankara’ya 45 yıl esaret!
1950 tarihli Cumhuriyet gazetesine göre, Mohini İtalya bandıralı bir gemiyle İstanbul’a ulaştı. Okyanusta fırtınaya yakalanmış, gemide hastalanmış, titremeye başlamıştı. Gazete, filin “soğuk algınlığı geçirmesini” ve “şekerli mamûlatı çok sevmesini” sevimli bir anekdot olarak yazıyordu.
Elbette bu satırların arasında, vahşi ormandan koparılmış, kafeste haftalarca taşınmış bir yavru hayvanın fiziksel ve psikolojik travması gizliydi. Dolmabahçe’ye indiğinde kalabalık onu alkışlarla karşıladı. Ardından Ankara’ya götürülerek Gazi Hayvanat Bahçesine yerleştirildi ve ömrünün geri kalan 45 yılını burada geçirdi.

Gazetede yer alan Mohini’nin bakıcısı Muhammed Sultan’ın şu demecini sizinle paylaşmak istiyoruz: “Mohini vahşi ormanlarda yakalanmış bir fildir ve dört yaşındadır. Kendileri Hindistan’da mükemmel bir surette talim ve terbiyeye tabi tutulmuşlardır. Yolculuğumuz rahat geçti. Zaman zaman üşüdüğünü, hatta titrediğini hissediyordum. Fakat yola ihtiyatlı çıktık. Yolculuğumuz esnasında, birkaç kere kendisini kafesten çıkararak güvertede dolaştırdım.”
Basın, Mohini’yi “Cumhuriyetin ilk fili” olarak tanıttı. Mohini’nin öyküsü, aslında Türkiye’nin modernleşme tarihinin de bir parçasıydı. Mohini’nin kemikleri halen Erzincan Kemaliye’deki Ali Demirsoy Doğa Tarihi Müzesinde sergileniyor.
Mohini’den Zeytin’e
1950’de Mohini’nin hikâyesi bir “barış jesti” olarak alkışlandı.
Bugün ise, Türkiye Hayvanları Koruma Kanunu’na ve taraf olduğu uluslararası sözleşmelere rağmen, yavru goril Zeytin’i aynı kaderi paylaşmaya mahkûm ediyor.
Zeytin, yasadışı hayvan ticaretiyle annesinden koparılmış, yakalandığı Türkiye’de “geçici” olarak İstanbul’daki Polenezköy Hayvanat Bahçesi’ne getirilmiş, yetkililer tarafından Eylül ayında özgürlüğüne kavuşmak üzere rehabilite edileceği Nijerya’daki bir merkeze gönderileceği sözü verilmiş ancak Ekim ayında Türkiye’de bir hayvanat bahçesinde tutulacağı açıklanmış bir kuyruksuz maymun.
Engel olmaz ve bu esarete ses çıkarmazsak 75 yıl öncesinde hayvan istismarına ortak edilen çocuklar gibi günümüz çocukları da Zeytin’i hapsedildiği hücresinde görecek. Bebekliğini boynundan zincirli maymunların tutulduğu Polenezköy’de hapis geçiren ve uygun şekilde bakımı sağlanamayan Zeytin’in sonu Mohini’ye benzemesin!
Zeytin’in doğaya kavuşmak üzere rehabilite edileceği bir merkeze gönderilmesi için buradan imza verebilir, bu kampanyanın yayılması için yardımcı olabilirsiniz.






Bir Cevap Yazın