11 Ekim 2025, Cumartesi

Gezi Direnişinin 12. yıldönümü olan 28 Mayıs’ta, 19 genç, direnişin sembollerinden biri olan “Duran Adam” eylemini Taksim Atatürk Kültür Merkezi önünde gerçekleştirdi.

“Pasif ve dikkat çeken, hatta komik denebilecek bir eylem olduğu için, ülkenin ilk topyekün sivil itaatsizlik eylemi olan Gezi Direnişi’ni unutmamak ve hatalardan ders almak için yaptık” diyen 18 yaşındaki Melih, eylemi gerçekleştiren gençlerden biri. 

Sadece “durdukları” için polis tarafından ablukaya alınıp fotoğrafları çekilen Melih ve arkadaşları, o gün gözaltına alındılar. Polisler tarafından gözaltına alındıkları andan itibaren hakaretlere maruz kaldığını söyleyen Melih, “Bize “Vatan Haini” olduğumuzu söylediler ki bu beni anneme ve kız kardeşime ettikleri küfürlerden daha fazla rahatsız etti. Talimatla çalışan birkaç insanın aileme küfür etmesi beni etkilemez ancak vatan haini olarak itham edilmek çok öfkelendirdi.” dedi. 

Gözaltına alınırken ters kelepçe uygulandığını söyleyen Melih, “hastane kontrolünde çıkardıkları kelepçeyi tekrardan araç içinde daha sert bir şekilde taktılar” ifadeleriyle yaşadıklarını aktardı. Yaklaşık 13 saat süren gözaltı süresinin birkaç saatinin nezarethanede geçtiğini anlatan Melih, avukatlarına haber dahi verilmeden gece üç sularında bırakıldıklarını söyledi.

“Durarak eylem yapmak” suçlamasıyla hakim karşısına çıktılar

Gözaltı anında herhangi bir direniş göstermeyen 19 genç aylar sonra “Durmak suretiyle eylem yapmak” suçlamasıyla 8 Ekim’de hakim karşısına çıktılar. Gençlerin savunmasını İstanbul Barosu’na bağlı Avukatın Sesi İnisiyatifi (ASİ) avukatları üstlendi. 

Mahkemede yaşadıklarını aktaran Melih, duruşmanın tam anlamıyla bir “komedi” olduğunu ifade etti. İddianamede 2911 sayılı kanun kapsamında kendilerine atılı suçlamanın “Durarak eylem yapmak” olduğunu belirten Melih, “Ortada kayda değer bir iddianame yok, savcı bile okuyamadı. Savunmamızı yapan bir avukat “Eğer bir hukuk öğrencisi olsaydım ve bu iddianameyi ödev olarak verseydim sınıfta kalırdım” dedi” ifadelerini kullandı. 

Tüm bunlara rağmen dava “daha fazla delilin toplanması” üzere, adli kontrol tedbirleri kaldırılarak 4 Mart 2026 tarihine ertelendi.

“Bir komedi filminin içindeydik sanki”

Kararın saçmalıktan ibaret olduğunu söyleyen üniversite öğrencisi Melih, “Ortada daha fazla delil toplanacak bir şey yok. Çok komik bir duruşma yaşandı ve avukatlarımız da bir noktadan sonra adeta eğlendiler. Yasal olarak “durmanın” bir suçu yok. Bir komedi filminin içindeydik sanki.” sözleriyle yaşananların traji-komikliğine dikkat çekti.

Gözaltına alındığı süreçte dikkatini çeken bir diğer şeyin polislerin tavırları olduğunu aktaran Melih, “Ülkede kimse görevini yapmıyor, trafik polisi çevik olmuş, çevik kuvvet trafik polisi olmuş. Herkes bir başkasının işini yapıyor. Ayrıca, polislerin bir çoğu üniversite mezunuydu, sanırım kimsenin başlıca hedefi polis olmak değil ve yüzlerinde bunun nefreti vardı. Belki de bizim yerimizde olmak istiyorlar ve bizden nefret ettikleri için de rejime biat ediyorlar” diyerek kendilerine olan nefretin kaynağını anlattı. 

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin