
Son haftalarda Kabil’de ve Afganistan’ın farklı bölgelerinde geniş çaplı gözaltılar başladı. “Uygunsuz kıyafet” giyen, yanında erkek yakını olmadan dışarı çıkan bazen de sadece günlük hayatta var olan kadınlar hedef alınıyor. Bu yeni baskı dalgası sadece sokaklarda değil; gözaltı merkezlerinde, hapishanelerde ve sözde şeriat mahkemelerinde de sürüyor. Kadın bedeni, bir kez daha dini devletin şiddet ve güç gösterisinin sahnesi haline geldi.
Birleşmiş Milletler’in yeni raporu ise başka bir gerçeği ortaya koyuyor: İran ve Pakistan’dan Afganistan’a geri gönderilen kadınlar, Taliban tarafından hemen gözaltına alınıyor, işkence görüyor ve ölümle tehdit ediliyor. Uluslararası Ceza Mahkemesi (Lahey) Temmuz 2025’te bazı Taliban liderleri için “insanlığa karşı suç” gerekçesiyle resmî yakalama kararı çıkardı. Bu suçlamaların başlıca gerekçesi “kadınlara yönelik yapısal şiddet, keyfi tutuklamalar ve eğitim gibi temel insan haklarından mahrum bırakma” olarak açıklandı.
Bu tablo basit ama acı bir gerçeği yeniden gözler önüne seriyor: Afganistan’daki Taliban yönetimi ve İran’daki İslam Cumhuriyeti gibi rejimler, tıpkı kendi çıkarlarını her zaman insanların yaşamının önüne koyan emperyalistler gibi, kadınların tarihsel ve ısrarlı düşmanlarıdır. Amerika’nın Afganistan’ı Taliban’a teslim etmesi, Afgan kadınlarına karşı tam anlamıyla bir suç oldu. Milyonlarca kadını göçmenliğe zorladı, haklarını yok etti ve onları nefes almayı bile günah sayan bir rejimin ellerine bıraktı.
Bu kadınların birçoğu İran veya Pakistan’a kaçtı, fakat orada da dinci ve kadın düşmanı devletlerin gölgesinde, örneğin İran İslam Cumhuriyeti’nde, sığınak yerine daha fazla baskı ve aşağılanma buldular. Bugün İran rejiminin ABD ve İsrail ile yürüttüğü savaşın ortasında, Afgan kadınları yeniden kurban ediliyor; çünkü İran’ın Afgan göçmenleri zorla ve kitlesel biçimde sınır dışı etmesi, onları doğrudan Taliban’ın ölüm tuzağına sürüklüyor.
Bu suçlara göz yummak mümkün değil. “Jin Jiyan Azadi – Kadın, Yaşam, Özgürlük” haykırışı, tüm ezilen ve sömürülen insanların sesidir. Bu hareket, dünyanın her yerinde baskı gören kadınları kendi parçası olarak görmeli; Afgan kadınlarıyla birlikte Taliban’ın kadın düşmanı yapısına ve İran’daki faşizan sınır dışı uygulamalarına karşı durmalıdır.
Bu küresel bir meseledir.
Kaynak: @maosyangarim






Bir Cevap Yazın