15 Ağustos 2025, Cuma
Lübnan müziğinin unutulmaz isimlerinden Ziad Rahbani, sadece büyük bir müzikal mirasın varisi değil, aynı zamanda kendi dönemi ve halkı için güçlü bir kolektif ses oldu. 1956 doğumlu olan Ziad, Arapça müziğin en önemli kültür aktörlerinden olan Fairuz ile Assi Rahbani’nin oğlu olarak dünyaya geldi. Fairuz, ölümünün ardından “Ziad, sadece oğlum değil; sesimdi, düşüncemdi. Onun melodilerinde nefes alıyordum.” dedi. Bu söz, bir anne-oğulun yanı sıra, Lübnan’ın müzikal ve kültürel belleğinin kuşaklar arası aktarımını da ifade ediyor aslında. Ziad, annesinin sesinde hayat bulan melodileri, kendi politik ve kültürel vizyonuyla yeniden şekillendirmiş; böylece ailesinden devraldığı sanatsal mirası, döneminin toplumsal mücadeleleriyle yoğurmuştu.
7 yaşından itibaren ailesinin ayak izlerini takip etmeye başlayan Ziad, henüz 16-17 yaşlarındayken babası Assi Rahbani’nin rahatsızlanmasının ardından sözlerini amcasının yazdığı Sa’aloni al-Nas” (Bana seni sordular) şarkısını bestelemiş ve bu şarkı annesi Fairuz’un ilk seslendirdiği bestesi olmuştur. İç savaşın ve İsrail işgalinin gölgesinde yazdığı şarkılar ve tiyatro oyunları, sadece sanatsal üretimler değil; savaşın, yoksulluğun, adaletsizliğin ve mücadelenin de sesi haline geldi. Örneğin, savaşta hayatını kaybeden bir gence ithafen yazdığı “Sobhi al-Jiz” gibi eserler, kolektif hafızada önemli bir yer tuttu. 1985’te bestelediği “Shou Hal Ayyam” (Bu günler neler) adlı eserinde de yolsuzluğa ve adaletsizliğe değinmiş, “halkın cebinden alındı ve insanların cebine geri dönmeli” şeklinde vurgulamıştır. Ziad Rahbani, toplumsal eleştirilerini ezilenlerin yanında durarak sömürüye ve mezhepçiliğe karşı cesurca yükseltti; böylece ailesinin ayak izlerini takip ederken kendi izini de yaratmaya başardı.
Devraldığı sanatsal mirası yenilikçiliğiyle sürdüren Ziad, caz, funk ve bossa nova gibi müzik türlerini Arap müziğiyle birleştirirken, sadece estetik değil, kültürel bir başkaldırı da gerçekleştirdi. “Kudüs’ten Beyrut’a: Feyruz’un Şarkılarında Direnişin Melodisi” isimli makalede Ziad Rahbani’nin müziği için “Bir sentezleyiciden daha fazlasıydı” diye yorumlanıyor. Kendi ifadesiyle, “yeni sesler yaratmak, Arap müziğinde hiç çalınmamış tınıları getirmek” amacındaydı. Bu yaklaşımı, Arap müziğinde farklı bir perspektifin doğmasını sağladı. Ziad, yenilikçi perspektifiyle sayısız eser üretmenin yanı sıra, Liszt’in 2 No’lu Macar Rapsodisi’ni oryantal bir yorumla yeniden ele alarak müzikte yeni köprüler kurmaya devam etti.
Onu daha iyi anlamak için ölümünün ardından yazılan makaleleri ve videoları inceledim. Fakat ne okursam okuyayım ya da dinleyeyim, onu en iyi anlatanın kendisi olduğunu, kendi şarkısı olan “Ana Moush Kafer / Ben Kafir Değilim” olduğunu gördüm. Şarkıdaki şu sözler, Ziad’ın toplumdaki haksızlıkları, sahtekarlıkları ve yoksulluğu nasıl net bir şekilde eleştirdiğini gösteriyor:
“Ben kâfir değilim hastalık kâfir / Ben kâfir değilim, sefalet kâfir / Zillet kâfir / Ben kâfir değilim lâkin ben n’apayım / Kâfirlerin tüm vasıfları bende toplanmışsa / Ah şu Pazar günü dua eden / Ah şu Cuma günü dua eden / Ve tüm hafta boyu beni çalıştıran / Diyor ki ‘ben dindarım / Sen kâfir’. / Sonra da semavî kitaplara / Allah’ın kelâmına başvuruyor / Ben kâfir değilim, açlık kâfir / Ben kâfir değilim hastalık kâfir / Ben kâfir değilim, sefalet kâfir / Zillet kâfir / Ben kâfir değilim lâkin ben n’apayım / Kâfirlerin tüm vasıfları bende toplanmışsa / Ben kâfir değilim.”
Bu sözler, Ziad’ın notaları ya da harfleri birbiri ardına dizmenin ötesinde gerçek bir sanatçı olduğunu ortaya koyuyor.

Ziad Rahbani’nin ardından atılan başlıkların büyük bir çoğunluğu “her zaman taraf oldu” şeklindeydi. Ziad, yaşamı boyunca direnişin yanında durdu ve bu tavrını sanatına da yansıttı. Ancak, ölümleri birbirlerine yakın olması sebebiyle Ozzy Osbourne ile ortak meseleleri olduğu üzerine yapılan vurgular da yer alıyordu. Ziad’ın Filistin’e dair söylediği şu sözler, ortak olmayan meseleler hakkında açık bir ifadeyi de gösteriyor aslında:
“Filistin’in özgürleşmesi mümkündür. Çünkü sadece doğru olan doğrudur. Bu zaman alabilir, ama sonunda gerçekleşecektir — tıpkı Vietnam’da olduğu gibi,” diyerek hem umudunu hem de inancını ortaya koydu. Bu kararlılık, ölümünün ardından Filistin Halk Kurtuluş Cephesi’nin açıklamasında da vurgulandı. Onun, yoksulluğa, adaletsizliğe ve mezhepçiliğe karşı olanların sesi olduğu belirtildi. Ziad, tarafsız kalmadı; her zaman direnişin yanında durdu ve bunu tiyatrosuna, müziğine tek tek işledi.
Ziad Rahbani’nin fikirleri, sözleri ve müziğinin, sadece Lübnan’ın değil, tüm dünyanın düşünen zihinleri için bir rehber niteliğinde olduğunu New Lines Magazine internet sayfasında yer alan Chahrazade Douah’ın Ziad Rahbani yazısında da görebiliyoruz. Douah şöyle anlatılıyor: “Fransa’da okuduğum okulda Cezayirli Marksistler tarafından yetiştirildim, bu yüzden Ziad’ın sözleri ve müziği bizim için neredeyse bir eğitim rehberi haline geldi. Ne Lübnanlı ne de Filistinli olmamıza rağmen.”
Ve yine baktığımda, Ziad’ın müziği ve sözleri sadece bir düşünsel rehber olmakla kalmıyor; aynı zamanda direnişini ve kararlılığını da yansıtıyor. Jad Ghosn’un belgeselinde dile getirildiği gibi, Ziad yenilgileri inançlarına sımsıkı sarılarak karşılamayı tercih etti. Bu duruşuyla yalnızca bir müzisyen ve oyun yazarı değil, Lübnan ve Arap dünyasında yaşayan bir toplumsal vicdan olarak da öne çıktı.
Ziad’ın ardından gelen bir başka önemli yorum da Rolling Stone’da yazdığı mektupla Laila Mokhiber’den geliyor; onun satırları, Ziad’ın ülkesine duyduğu bağı açıkça gösteriyor: “Lübnan’ı o göğsünde taşıdın—kalbi kırık haliyle, mizahıyla. On yılların hayal kırıklığını, isyanını ve sadakatini. Ülkeni pohpohlamadın. Onunla yüzleştin. Hicivle, cazla, gülen, küfreden ve ağlayan bir piyano ile. Kedere tebessüm ettirdin. Öfkeyi şarkı söylettin.” Ve devam ediyor: “Bu dünyada çok uzun yaşamadın ama en kötüsünü görmeye yetecek kadar yaşadın—şu anda devam eden Gazze soykırımı da dahil.”
Ziad Rahbani, ardında hiç silinmeyecek eserleriyle birlikte öfkesini, inancını ve zorluklara rağmen umuda yer açabilme gücünü bıraktı; iyi ki geçtin bu dünyadan.






Bir Cevap Yazın