12 Ağustos 2025, Salı

İfade ve düşünce özgürlüğü, yalnızca bireysel bir hak değil, aynı zamanda akademik bilimin gelişebilmesi için temel bir önkoşul.
Fikirlerin özgürce tartışılabildiği, eleştirinin cezalandırılmadığı bir ortam olmazsa, üniversiteler bilimin üretildiği mekânlar olmaktan çıkar. Sabancı Üniversitesi’nde yaşanan son gelişmeler de tam olarak bu duruma bir örnek.
Sabancı Üniversitesi yönetimi, İsrail’e desteği ile bilinen Socar markasıyla işbirliği yapması sebebiyle Sabancı Holding’i protesto eden bir asistanın sözleşmesi yenilemeyerek işten attı.
Ardından bir doktora öğrencisi ve altı master öğrencisinin 19 Mart protestolarına katılmalarını gerekçe gösterdi ve burslarını kesti. Eğitim hakları ellerinden alınan öğrenciler, “Sermaye, devlet el ele bize baskı uyguluyorlar” dedi.
Öğrenciler “Biz master ve doktora öğrencileri olarak, üniversitede aynı zamanda asistanlık yapıyoruz ve ne sigortamız ne de sözleşmemiz var. Yönetime bunu söylediğimizde ‘Ama size sağlık sigortası yaptık’ şeklinde bir cevap aldık” diyorlar.
Üniversite yönetimi bununla kalmayarak, Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları alanında doktora öğrencisi bir kişinin kişisel sınırlarını ihlal eden bir çalışma düzenine mecbur bırakarak, kendisinin kaldığı bir ders sebebiyle hem cep harçlığı olan asistanlık ücretini hem de eğitim bursunu kesti. Ayrıca kendisi asistan hoca atanmayacağı için okuldan atılacağı söylenerek mobbinge maruz bırakıldı.

Yönetimin son icraati ise 19 Mart protestolarına katıldıkları gizli gerekçesiyle altı ekonomi bölümü yüksek lisans öğrencisinin eğitim hakkını ellerinden almak oldu. Bursu kesilen öğrenciler yaşadıklarını şu sözlerle anlattı:
“Biz altı ekonomi yüksek lisans öğrencisi, 19 Mart’tan sonraki süreçte aktif kişilerdik, ya gözaltından çıkıp sınava giriyor ya da arkadaşlarımızı gözaltından alıp okula gidiyorduk. Haliyle ortalamalarımız düşmüş oldu. Bir sabah mail geldi ve bazı gerekçelerle bursumuzun kesildiği bildirildi. Üç öğrencinin her şeyi elinden alındı, eğitim bursu, asistanlık ücreti…Eğer eğitim bursu ödenmezse okuldan atılacakları kendilerine söylendi. Diğer iki öğrencinin ise asistanlık ücreti ve yurt hakkı elinden alındı. Birinin ise daha ‘insaflı’ davranılarak sadece asistanlık ücreti kesildi. Dayanakları ise kabul mektubumuzda yer alan ‘burs durumumuz yeniden değerlendirilebilir’ ifadesiydi. Önce Dekan ile görüştük ve bize üstenci bir tavır göstererek ‘Mezun olmamızın imkansız olduğunu’ söyledi. Bu karar bize 11 Temmuz’da yazılı olarak bildirildi ve 18 Temmuz’da görüşme talep ettik. 31 Temmuz’da da Dekanlık itirazımızı reddetti.”

“Sayımızın üç katı polis vardı”
İtiraz dilekçesi reddedilen öğrenciler bir kez daha itiraz dilekçesi vermek üzere okula gitti ve ardından okul önüne açık çağrı yaparak bir basın açıklaması düzenledi. Açıklamaya çeşitli üniversitelerden öğrenciler desteğe geldi.
“Sermaye ve devlet işbirliği iyi işlemiş olmalı ki sayımızın üç katı polis ve çevik kuvvet birimleri okulun civarında bekliyordu” diyen öğrenciler, çevredeki kolluk kuvveti sayısına da ayrıca dikkat çekti.
Açıklama esnasında korunma amaçlı bir güneşlik açmak isteyen öğrencilere, “Mülki idare amirinin emriyle” izin verilmedi. Ayrıca “Devletin kesinlikle tolerans göstermediğini” söyleyerek öğrencilerin yanında bulunan LGBTİ+ haklarını temsil eden gökkuşağı bayraklarının açılmasına da müsaade edilmedi.
Öğrencilerin çağrı yaptığı saatten, tam da açıklamanın bittiği 18:00 sularına kadar okul yönetiminin aldığı karar doğrultusunda ziyaretçi girişi de yasaklandı. İtiraz dilekçesine eşlik etmek üzere öğrencilere desteğe gelen Avukat Lütfi Sabri Batı’nın ise “vekaletnamesi” olmadığı gerekçesiyle okula girişine izin verilmedi.
“Yönetim geri adım atana kadar durmayacağız”
“Bizim taleplerimiz net. Öncelikle bursu kesilen arkadaşlarımıza burslarının geri verilmesini istiyoruz. Kampüs içinde araştırma görevlisi olarak emek veren karşılığında sigortasız güvencesiz çalıştırılan, personel servisine dahi binemeyen yüksek lisans ve doktora öğrencilerinin iş sözleşmesi ile güvence altına alınmalarını talep ediyoruz. Bir diğer talebimiz ise üniversitedeki enstitü kararları, bütçe görüşmeleri ve yönetim kurulu kararlarında öğrenci temsiliyetinin sağlanması, ayda bir zor verilen genel sekreter randevularının rutin haline gelmesi ve yeni kurduğumuz öğrenci temsil kurulunun tanınmasını istiyoruz.”
Sözleriyle taleplerini dile getiren öğrenciler, taleplerini görünür kılmak için üniversitenin tanıtım günlerine “alternatif tanıtım günleri” yaparak kampüs içerisinde broşür dağıtımı gerçekleştirdiler. Bu eylemlerinin üzerine kampüs içinde çalışan bir arkadaşları “Eyleme giderse ve kampüs içinden çıkarsa işten atılacağı” yönünde tehdit edildi.
Öğrenciler disiplin soruşturması ve tazminat davası tehditleriyle karşı karşıya. Henüz yeni mezun olmuş bir arkadaşlarının ise okula girişi yasaklandı. Halihazırda okul içerisinde bir projeye devam eden öğrenci, programdan da atıldığını öğrendi.
Öğrenciler “Biz sermaye-devlet işbirliği ile tehdit ediliyoruz. Hem güvenlik hem de polis tarafından fotoğraf ve videolarımız çekildi. Tüm bunlara rağmen direnmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandılar.






Bir Cevap Yazın