İktidar partisinin 2011 yılında Meclis’e sunduğu ve kamuoyunda “Ölüm Yasası” olarak anılan Hayvanları Koruma Kanunu tasarısı, sokak hayvanlarını toplu şekilde barınaklara kapatmayı ve sahiplendirilmeyenlerin öldürülmesini hedefliyordu. Tasarı, evde hayvan sayısına sınırlama getirilmesi, sokak hayvanlarının “doğal yaşam parkı” adı altında tecrit edilmesi ve cezaların caydırıcı olmaktan uzak olması nedeniyle yoğun tepki aldı. Kamuoyunun baskısıyla zaman zaman geri çekilen bu plan, nihayet 2024’te çıkarılan yasayla fiilen hayata geçirildi.
Ancak bu 14 yıllık çizgide göze çarpan çarpıcı bir kırılma noktası da vardı: 2021 yılında iktidar, hayvan hakları savunucularının yıllardır talep ettiği bazı düzenlemeleri içeren bir yasa değişikliğini Meclis’ten geçirdi. Bu yasa ile hayvana yönelik şiddet ilk kez Türk Ceza Kanunu kapsamına alındı, hayvanlar “mal” değil “canlı” olarak tanımlandı ve belediyelere sahipsiz hayvanların korunması yönünde yükümlülükler getirildi. Kamuoyunda olumlu karşılanan bu düzenleme, iktidarın hayvanlara yönelik yaklaşımında bir zihniyet değişikliğine gidildiği umudunu doğurmuştu.
Ancak bu umut, uzun sürmedi. 2024 yılında Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “Bu işi bitireceğiz” açıklamasıyla birlikte, sokak hayvanlarını ortadan kaldırmaya yönelik eski çizgiye geri dönüldü. 2024’te Meclis’ten geçen ve “Katliam Yasası” olarak anılan yeni düzenleme, sahipsiz hayvanların toplanmasını zorunlu kıldı, sahiplendirilmeyenlerin ise öldürülmesini mümkün kıldı. Anayasa Mahkemesi de yapılan iptal başvurusunu reddedince, yasa tamamen yürürlüğe girdi.
Sonuç olarak, iktidarın 2011’den bu yana aralıklarla sürdürdüğü “sokakları hayvansızlaştırma politikası”, 2024’te yasal güvenceye kavuştu. Aradaki 2021 yasası ise, bu uzun planın içinde kısa süreli bir kafa karışıklığı ya da kamuoyu baskısına verilmiş geçici bir taviz olarak kaldı. Bugün sokaklar boş, barınaklar dolu. Hayvan hakları için verilen mücadele ise daha büyük bir adaletsizliğe karşı yeniden şekilleniyor.
Kısa kısa bu tarihsel süreç şöyle:
2011: Tüm partilerin üzerinde uzlaştığı tasarı Meclis’e sunuldu.
Dönemin Başbakanı Erdoğan imzaladı.
Tasarı “Ölüm Yasası” olarak anıldı: Evde hayvan sayısının sınırlandırılması ve sokak hayvanlarının tecrit merkezlerinde toplanması önerildi.
Hayvanlara karşı işlenen suçların ceza alt sınırı düşük kaldı.
2012: Kitlesel protestolar başladı.
Galatasaray Lisesi önünden başlayan “Ölüm Yasası’na Hayır” yürüyüşü yapıldı.
2014: Tasarı Çevre Komisyonu’nda
Tartışmalı yasa tasarısı Çevre Komisyonu’nda kabul edildi ancak Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmeden kadük oldu.
2014–2018: Protestolar ve kampanyalar
Bu zaman dilimineki en kitlesel eylem İstanbul’da gerçekleşen “Katliam Yasa Tasarısına Hayır” yürüyüşü oldu.
Ocak 2018: Yeni tasarı
Adalet Bakanlığı yeni tasarı hazırladı.
Hayvan hakları savunucularıyla paylaşılmadı.
Yaptırımlar yetersiz, tecavüz suç sayılmadı, hayvana şiddete sadece idari para cezası öngörüldü.
24 Haziran 2018: “Bu kanun hâlâ neyi bekliyor?”
Cumhurbaşkanı Erdoğan: “Bu kanun hâlâ neyi bekliyor?”
Süreç hızlandı, Tarım ve Orman Bakanlığı devreye girdi.
Ekim 2018: “Yerine bırak” yok!
Dönemin Tarım ve Orman Bakanı Pakdemirli genel çerçeveyi açıkladı.
Ancak savunucuların kırmızı çizgisi olan “yerine bırakma” ilkesine yer verilmedi.
Kasım 2018: Hayvan hakları savunucuları bir arada
Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu kuruldu.
350+ STK bir araya geldi.
69 ilde eş zamanlı açıklamalar yapıldı.
25 Kasım’da Kadıköy’de büyük eylem düzenlendi.
Şubat 2019: Meclis hayvan hakları ihlallerini araştıracak komisyon kurdu
TBMM Hayvan Haklarını Araştırma Komisyonu kuruldu.
Beş partinin ortak önergesiyle.
Komisyon, hayvan hakları savunucularıyla görüştü.
Meclis tarihinde ilk kez mezbaha videosu izletildi.
23 Ekim 2019: Komisyon raporu Meclis’te
Komisyon raporunu Meclis’e sundu.
Hayvanlar ilk kez “hisseden canlılar” olarak tanımlandı.
Öneriler: Yunus parklarının kapatılması, atlı faytonların yasaklanması, TCK kapsamına suçların alınması, yaşam hakkının güvence altına alınması vb.
9 Temmuz 2021: Beklentileri karşılamayan kanun
5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanunu’nda rapor ışığında değişiklikler yapıldı. Meclis’ten geçti, 14 Temmuz 2021’de Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Hayvanlara yönelik kötü muamele ve cinsel saldırı gibi fiiller, Kabahatler Kanunu’ndan çıkarılarak artık Türk Ceza Kanunu kapsamında suç sayıldı. Hayvanlar “mal” değil “canlı” olarak tanımlandı. Kedi ve köpek sahiplerine dijital kimliklendirme zorunluluğu getirildi. Belediyelere hayvan bakımevi kurma ve sahipsiz hayvanlara bakım‑tedavi sağlama zorunluluğu getirildi.





Bir Cevap Yazın