Değişmeyen bir rutinim var ve bu rutinin sadece bana ait olmadığına neredeyse eminim. Altı ay önceki halime bakıyorum, “Hiç fena değilmişim ya” diyorum. Fotoğraftaki kadın alımlı ve güzel geliyor. Sonra hatırlıyorum, o halimi yaşarken de bir yerlerimi saklamaya çalışıyordum, tıpkı şu anki gibi. Yüzüm dolunay gibi kocaman geliyordu, karnım asla yeteri kadar düz değildi, ne giysem fazlalıklarım belli olmaz diye düşünüyorum. Sanki uzayda fazla yer kaplıyordum da hacmim küçülsün istiyordum. Bu yaklaşık 23-24 yaşımdan beri böyle, ki o zaman 34 bedendim aslında. Şu anda 37 yaşındayım, 36-38 beden arası gidip geliyorum. Bazen 2-3 kilo alıyor, bazen de veriyorum. Öyle müthiş değişiklikler yok. Benzer kilolarda, aynı aynada, aynı ben; hep geçmişteki halimle daha barışığım. Bu denklemde en sabit olmayan şey, algım. Bizzat kendime dair olan algım ve aslında, o çoğu zaman bana ait bile değil.

Bir durup düşünürsek, kadın bedeninin bir modası olmasının saçmalığı hemen tokat gibi yüzümüze çarpıyor zaten. Benim ergenliğimde Kate Moss gibi modellerle patlayan sıfır beden modası vardı. Kemiklerin görünecek kadar zayıf olman makbul olandı. Oysaki artık biliyoruz, besin değerlerine asla dikkat etmeyen, vitamin eksikliği yaşayan ve muhtemelen kan değerleri oldukça sağlıksız tablolara sahip olan bedenlere ait bir vücut tipi bu.

Biz kadınlardan, her dönem kıyafet değiştirir gibi vücudumuzu değiştirmemiz bekleniyor. Bir dönem zayıflık trendken, sonra aniden dolgun kalça popüler oluyor. Kalça enjeksiyonu diye bir şey çıkıyor. Saç renginden ten rengine, dudak kalınlığından memenin boyutuna göre bedenin mütemadiyen yeni ve daha makbul versiyonları pazarlanıyor. Yani bedenimize göre yaşamamız değil, modaya göre bedenimizi düzenleyip “revize etmemiz” gereken bir döngünün içindeyiz.

Son yıllarda modası geçen 90-60-90’ı düşünelim. Nereden çıktığınız biliyor musunuz? Büyük buhranda ekonomi çökünce, artık terzilerde bedenine uygun kıyafet diktirmek maliyetli oluyor ve sonrasında hazır giyim sektörü büyüyor. 1940’lara doğru, Amerika’da hazır giyim yaygınlaşırken, kadın bedenlerine dair standart bir kalıp oluşturulmak isteniyor. 15 bin kadından ölçü toplanıyor; ama şöyle bir sorun var: Kadınlar özellikle bel ve kalça ölçülerini paylaşmaktan çekiniyor, çünkü o zaman da kadın bedeniyle ilgili baskı var. Bu nedenle de toplanan veriler eksik ve dengesiz kalıyor. Bu durumda istatistikçiler, ellerindeki sınırlı veriden yola çıkarak “ortalama” bir beden uyduruyorlar. Bu da zamanla moda endüstrisinin üretim standardı hâline geliyor. İki tasarımcı kafadan böyle bir ölçü atıyor ve hatta o dönem ilk üretilen kıyafetler de insanların bedenlerine uymadığından, tekrar tasarlanmak zorunda kalıyor. Aradan yıllar geçse dahi, senelerce güzellik yarışmalarında, dergilerde, ekranlarda gerçeklikle ilgisi olmayan bu uydurulmuş beden ölçüleri pazarlanıyor.

Feminizmin yükselişiyle birlikte beden algısı konusunu açıkça tartışmaya başladık. Pozitif beden akımının ortaya çıkmasıyla bir miktar ilerleme kaydedilmişti, ki bu akım da beraberinde bir sürü tartışma getirdi. Fit ve sağlıklı vücutlar son yıllarda trend olmuşken, yine geriye dönüş başladı ve zayıflamayı konuşur olduk.

Haberiniz var mı bilmiyorum, TikTok’ta son dönemde viral olan bir challenge var, adı #A4Waist. Kuralları basit, mesajı rahatsız edici. Genç kızlar, bir A4 kâğıdını dikey şekilde bel hizasında tutuyor ve bel ölçülerinin A4 kâğıdın kısa kenarından (yani 21 santimden) daha dar olmasının başarı olduğunu düşünüyorlar. Tüm bu trendler, elbette yeme bozukluklarını tetikliyor.

#A4Waist akımından.

Yeme bozuklukları, yalnızca “biraz takıntılı” olmanın ötesinde, ciddi bir ruhsal sağlık sorunu. Anoreksiya, bulimiya, tıkınırcasına yeme gibi farklı türleri var ve her biri yalnızca bedeni değil, zihni de yavaş yavaş kemiriyor. Yapılan araştırmalar, dünya genelinde yeme bozukluklarının giderek arttığını gösteriyor. Kadınlar, yeme bozukluklarına erkeklerden iki ila on kat daha fazla yakalanıyor. Bu oransa, kültürel ve ekonomik bir baskının sonucu. Zayıflık onay getiriyor, onay almak da aidiyet kazandırıyor. Görünürlük, kabul ve aidiyet hissinde maalesef ki güzellik algısının çok büyük rolü yer alıyor.

Dönüp dolaşıp aynı yere gelmemizin elbette bir nedeni var. Şok diyetler, detoks kürleri, zayıflama çayları, yağ yakıcı kahve karışımları, kilo verdiren haplar, bitkisel damlalar, öğün yerine geçen barlar, korse etkili çoraplar, termal taytlar, günlük korseler, gece korseleri, selülit kırıcı masajlar, lenf drenaj seansları, bölgesel incelme cihazları, soğuk lipoliz uygulamaları, mezoterapi, liposuction, mide balonu, mide kelepçesi, açlık diyetleri, zayıflama koçluğu, karbonhidrat bloklayıcı takviyeler, manyetik zayıflama kemerleri, zayıflatıcı bileklikler, kalori sayan aplikasyonlar… Gördüğünüz gibi bu kocaman bir endüstri. Küresel zayıflama ve kilo kontrolü pazarının 2025 yılında 427,5 milyar dolar değerine ulaşması, 2035 yılına kadar ise bu rakamın 896,5 milyar dolara çıkması bekleniyor. 2025–2035 arasındaki bu on yılda sektörün her yıl ortalama %7,7 oranında büyüyeceği öngörülüyor. 2024’te bu alandan elde edilen gelir ise 400,8 milyar dolar olarak kaydedilmiş durumda.

Yani birileri bizim zayıf ve hep daha zayıf olmak istememizden çok para kazanıyor. Gelin, zayıflığın tanımına bakalım. “Yağsız” dışındaki tanımları TDK’da şöyle:

2. sıfat Görevini yapacak yeterli gücü olmayan:
      Zayıf bir ordu. Gözleri zayıf.

3. sıfat, mecaz Sağlamlığı, dayanıklılığı olmayan:
      Zayıf bir yapı.

4. sıfat, mecaz Önemli, güvenilir olmayan:
      Zayıf bir bilgi.

5. sıfat, mecaz Çok az:
      Zayıf bir ihtimal.

6. sıfat Enerjisi, etkisi, yoğunluğu az olan:
      Radyoda uzak bir istasyonun zayıf sesini duydu. Zayıf ışık.

7. isim Ortanın altında olan not.

8. sıfat, mecaz Bilgi yönünden yeterli olmayan:
      Zayıf bir öğretmen.

9. sıfat, mecaz İradesi gereği kadar güçlü olmayan:
      “Zayıf ve uydurma bir âşık bu cevaba karşı perişan olurdu.” – Aka Gündüz

Şimdi bir düşünelim. Gerçekten zayıf olmak mı, güçlü ve sağlıklı olmak mı istiyoruz? Cevap belliyse, hayatımızdan bu kelimeyi çıkararak, uzun zamandır görmediğimiz insanların ne kadar kilo alıp verdikleriyle ilgilenmemeye başlayarak değişebilir, değişimi başlatabiliriz. 

Sağlıklı günler dilerim.

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin