“Bugün artık hesap sorma günü olmalı. Çocukları ucuz iş gücü olarak gören sistemin karşısına dikilme günü.” Eren Ateş, Z Raporu’na yazdı.

Fotoğraf: Evrensel
Bugün, 12 Haziran. Takvimde sıradan bir gün gibi görünüyor olabilir ama aslında bu tarih, yeryüzünde milyonlarca çocuğun birer işçi olarak sömürüldüğü, hayattan alacaklı bırakıldığı gerçeğini yüzümüze çarpıyor.
Birleşmiş Milletler, çocuk işçiliğine dikkat çekmek için bu günü ilân etmiş. Ne acı değil mi? Çocuklar kömür karası ellerle büyürken, biz ancak bir “farkındalık günü” ile vicdanlarımızı avutabiliyoruz.
Bunların hepsi ama hepsi düpedüz bir sömürüdür, bir suçtur. Çocuk işçiliği bir kader değil, açık bir insan hakkı ihlalidir!
Bu ülkede çocuklar hâlâ inşaatlarda, sanayi sitelerinde, tekstil atölyelerinde, tarlalarda, sokaklarda çalıştırılıyor. Eğitimsiz kalıyor, şiddet görüyor, aç bırakılıyor, istismar ediliyor. Köylerde, mahalle aralarında, pazar yerlerinde, şehirlerin arka sokaklarında… Gözümüzün içine baka baka istismar ediliyor çocuklar! Ve biz sadece izliyoruz ya susarak ya da alışarak… Ama ben susamam!
Çünkü, yeteri kadar sustum, reşit olmayı bekledim. Ben de çocukluğunu yaşayamayan o çocuklardan biriydim. Benim çocukluğumun da hakları gasp edildi, sesim duyulmadı.
Reşit olduğum gün bir el uzandı bana: UCİM, Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı ile Mücadele Derneği. Kendi hikâyemden uzaklaşarak devam edeyim…
Türkiye’de resmi rakamlara göre yüz binlerce çocuk çalışıyor. Gayriresmi rakamlarıysa söylemeye kimse cesaret edemiyor. Çünkü bir çocuk gün doğarken kalkıp tarlaya gidiyorsa, buna “aile yardımı” deniliyor. Bir çocuk ekmek parasını kazanmak için çöp karıştırıyorsa, buna onun“hayatla erken tanışması” deniliyor.
Bir çocuğun ağır makineler arasında ter içinde çalışmasına “iş öğrenmek” diyorlar ama değil. Bunların hepsi dümdüz sömürüdür!
Ne yazık ki, bazıları için çocuk işçiliği hâlâ “meşru” bir geçim yöntemi. Kimi vicdansız patronlara göre çocuklar “ucuz, uysal ve şikayet etmeyen iş gücü.” Öyle ya, sigorta yok, izin yok, sendika yok, hak yok… Peki, ya çocukluk nerede? Oyun nerede? Eğitim nerede? Hayal kurma hakkı nerede?
Çocuk işçiliği sadece ekonomik değil, ahlaki de bir çöküştür. Bir toplum çocuklarını kaybederse, geleceğini de kaybeder.

Fotoğraf: Ankara, 1 Mayıs 2025, Ilgın Çavlan, muzir.org
Yasalar yetmiyor. Denetimler göstermelik. Toplumsal vicdan ise uykuya yatmış. Ne zaman sokakta çalışan bir çocuk görsek ya “acıdık” ya da “alıştık.” Ne zaman çocukların emeğiyle dolu bir haber okusak ya sayfayı kapattık ya da geçtik. Artık yeter! Susarak ortak olamayız bu suça. Çocuklar çocuktur; işçi değil! Okula gitmeli, oynamalı, düş kurmalı. Ellerinde nasır değil boya olmalı, ter değil kahkaha akmalı yüzlerinden.
Bugün sadece bir yazı yazmak yetmez. Bugün sadece “farkındalık” paylaşmak da yetmez. Bugün artık hesap sorma günü olmalı. Çocukları ucuz iş gücü olarak gören sistemin karşısına dikilme günü.
Yeniden kendi hikâyeme dönecek olursam; UCİM’den aldığım destek, bir çocuğun, bir insanın hayatında ne kadar büyük farklar yaratabileceğini bana gösterdi. Bazen bir kelime, bazen bir destek mesajı, bazen sadece “yalnız değilsin” diyen bir bakış, insanı karanlıktan çekip çıkarabiliyor.
Bugün sadece “Üzüldüm” demek yetmez.
Bugün sadece “Çocuklar Geleceğimiz” demek yetmez.
Bugün artık hesap sorma, taraf olma, sorumluluk alma günü.
Bugün, çocukların yükünü omuzlayan değil, yüklerini hafifleten taraf olma günüdür.
Bir kişi harekete geçerse, binlerce çocuğun sesi olur.
Ben artık konuşabiliyorum çünkü, bir zamanlar UCİM sesimi duydu. Şimdi, sıra sende.
*
On sekizinci yaşıma bastığım gün elimden tutan, inanan başta UCİM kurucusu Saadet Özkan’a, Hukuk Müşaviri Avukat Yeşim Aydın’a ve yıllar geçse dahi elini elimden çekmeyen UCİM Türkiye Hukuk Koordinatörü Avukat Candan Tekin’e hayatıma dokundukları için sizlerin huzurunda teşekkür ederim. İyi ki varsın UCİM!
Z Raporu hakkında
Z kuşağı sokakta, okulda, evde, her yerde özgürlük için mücadele ediyor. Peki, yazıyor mu? Aslında yazıyor ancak düşüncelerini yayımlayacağı mecralar bulmakta zorlanıyor.
Muzır Neşriyat’ı kurduğumuzdan bu yana posta kutumuzu dolduran çok sayıda makale ve köşe yazısı aldık. Hem her alanda olan yeni neslin fikirlerini önemsediğimiz için hem de yazmak geliştirilebilir bir faaliyet olduğu için kapımızı açık tuttuk.
Şimdi yeni nesil yazarlar için “Z Raporu” isimli bir bölüm açtık ve haber ya da gündeme dair yazıları bekliyoruz. Yayım ilkelerimizi oku, yazının / haberinin uygun olduğunu düşünüyorsanız muzir@muzir.org adresimize yolla.
Birlikte öğrenmeye devam!





Bir Cevap Yazın