Sıla Tortamış Z Raporu’na, 9 yaşında tanık olduğu Gezi’yi bugünden yazdı.

Görsel: Sıla Tortamış 9 yaşında, kolaj, Gezi’den ikonlaşmış görsellerle…
Bir ağacın gölgesinde başlayan itirazlar, kısa sürede milyonların ortak sesine dönüştü. Bugün, Gezi Parkı’nda yaşananların üzerinden tam 12 yıl geçti. Zaman aktı, şehirler değişti, meydanlar sessizleşti. Takvimler ilerlese de, hafızalarda derin bir iz bıraktı.
2013’te küçük bir parkta başlayan o kıvılcımın bu denli büyük bir hareket haline geleceğini kimse tahmin edemezdi. O günler bir çevre duyarlılığıyla başladı; ama kısa sürede başka duygular da döküldü sokaklara: bastırılmış sözler, görülmeyen talepler, duyulmayan gençlik. Herkesin Gezi’si farklıydı ama ortak bir hissi paylaşıyordu insanlar: “Sözümüz var.”
12 yıl içinde Gezi üzerine çok şey söylendi, çok yazı yazıldı, çok karar verildi. Ancak hâlâ akıllarda bazı temel sorular var: Bu süreç bize ne öğretti? O günlerin ardından toplum olarak birbirimizi daha iyi anlamaya mı başladık, yoksa daha fazla mı uzaklaştık? Devlet ile vatandaş arasındaki ilişki bu süreçten nasıl etkilendi? Geriye dönüp bakınca, Gezi’nin ne olduğu kadar, nasıl hatırlandığı da önemli hale geldi. Kimileri için bir dayanışma örneği, kimileri için ise düzenin tehdit altında olduğu bir dönem. Ancak her iki bakış açısından da çıkarılacak dersler olduğu kuşkusuz. Belki de Gezi’yi anlamaya çalışırken, taraf olmaktan çok, dinlemeye ve anlamaya açık olmak gerekiyor. Bu olayların ardından şekillenen toplumsal hafıza, hâlâ birçok soruyu içinde barındırıyor. Bu sorulara verilen yanıtlar ise, gelecekte nasıl bir toplum olacağımızla doğrudan bağlantılı.
Gezi, bir başlangıç mıydı, bir kırılma mıydı, yoksa sadece geçici bir dalga mı? Bunu zaman gösterecek. Ama bazı sorular vardır ki cevabından çok, varlığıyla yaşatır insanı. Gezi, o sorulardan biri olarak hâlâ içimizde yankılanıyor; susturulamayan bir ses, çözülmeyi bekleyen bir sır gibi varlığını koruyor.
Z Raporu hakkında
Z kuşağı sokakta, okulda, evde, her yerde özgürlük için mücadele ediyor. Peki, yazıyor mu? Aslında yazıyor ancak düşüncelerini yayımlayacağı mecralar bulmakta zorlanıyor.
Muzır Neşriyat’ı kurduğumuzdan bu yana posta kutumuzu dolduran çok sayıda makale ve köşe yazısı aldık. Hem her alanda olan yeni neslin fikirlerini önemsediğimiz için hem de yazmak geliştirilebilir bir faaliyet olduğu için kapımızı açık tuttuk.
Şimdi yeni nesil yazarlar için “Z Raporu” isimli bir bölüm açtık ve haber ya da gündeme dair yazıları bekliyoruz. Yayım ilkelerimizi oku, yazının / haberinin uygun olduğunu düşünüyorsanız muzir@muzir.org adresimize yolla.
Birlikte öğrenmeye devam!





Bir Cevap Yazın