Faruk, 1 Mayıs günü Şişli’de bir marketin önünde arkadaşıyla buluştuğu esnada gözaltına alındı. Önce GBT yapıldı, ardından çantası arandı, gözaltına alınmayı beklemiyordu. Polise zorluk çıkarmadığı halde apar topar gözaltı aracına bindirildi.
Polisin kendilerine ikazda bulunarak dağılın uyarısı yapmadığını belirten Faruk, gözaltına alınma sebebini sorduğunda ise herhangi bir yanıt alamadı.
Ailesine haber vermesi engellenen ve avukatıyla saatler boyunca görüştürülmeyen Faruk ve beraberinde gözaltına alınan arkadaşları, araç içinde saatlerce bekletildi.
Gözaltına alınırken “Darp edilmedik ancak çok sert bir muamele gördük, herhangi bir mukavemet göstermememize rağmen vücudumuzu sıkarak arama yaptılar” diyen Faruk’u dinleyelim:
Gözaltı gerekçesi: Kalabalık halde dolaşmak!
Israrla gözaltına alınma sebeplerini öğrenmek istemeleri üzerine polis memurundan “6 kişi kalabalık halde dolaşıyordunuz” yanıtını aldılar. Faruk bunun doğru olmadığını, sadece arkadaşıyla market önünde beklediklerini söyledi.
“Muayene sırasında polisler odaya girdiler”
Muayene edilmek üzere Gaziosmanpaşa’da bir hastaneye götürüldüklerini anlatan Faruk, “Odaya tek tek girmemiz gerekirken, toplu halde ve hukuksuzca polisler eşliğinde muayene edildik” dedi. 1 Mayıs günü sabah 9:45 sularında gözaltına alınan Faruk, hastane sürecinin ardından 13:00 civarında Vatan Emniyete getirildiklerini söyledi.
“Temel ihtiyaçlarımız için bile insani koşullar sağlanmadı”
Bekletildikleri aracın dayanılmaz derecede pis ve havasız olduğunu söyleyen Faruk, temel ihtiyaçları karşılama noktasında zorlandıklarını anlattı. Polislerin tuvalet için emniyet içerisindeki lavaboyu kullandırmadıklarını, otopark içinden girilen çok pis ve peçete dahi bulunmayan bir tuvalette ihtiyaçlarını karşılamak zorunda kaldıklarını anlatan Faruk, “Temizliğe önem veren birisi olarak bu tuvaletleri kullanmak beni çok rahatsız etti. Temel ihtiyaçlarımız için bile insani koşullar sağlanmadı” dedi ve ekledi “Küçük, havasız ve koltukları kırık bir araçta saatlerce bekledik. Ailemize ulaşamadığımız her dakika daha da tedirgin olduk ve beklemek eziyete dönüştü.”
“22 saat boyunca yemek verilmedi”
Faruk, “Gözaltına alındığımız andan, ertesi gün serbest bırakılana kadar hiç yemek verilmedi” diyor ve polis memurlarının kendilerine “ikram” ettikleri ufak atıştırmalıklar dışında hiçbir şey yemediğini söylüyor.
“Evraklarda eksik çıkmış”
Erken saatlerde gözaltına alınmalarına rağmen ifadelerinin alınması ve serbest bırakılmaları ertesi gün sabah 06.30’a kadar sürdüğünü söyleyen Faruk, “Bizden sorumlu polis memurlarının hatasından dolayı evraklarda eksik varmış. Bu sebeple ifadeye başlama sürecimizin uzadığını söylediler” dedi.
“Araç içinde slogan atıyorlar”
Faruk, gözaltı aracında su verilmediğini ve gözaltına alınan bir kişinin aracın içi havasız olduğu için camdan başını çıkarıp hava almaya çalıştığını ancak dışarıdaki polisin bunu engellemeye çalıştığını şöyle anlatıyor:
“Polis içeri gir zaten ortalık karışık dedi ve bununla da kalmadı, araç içine girip diğer polislere arka camın açık olduğunu, slogan atıldığını söyledi. Açıkça iftira attı. Tepki gösterdik ve o polis araçtan uzaklaştı.”
Gece yarısı olduğunda başka bir araca geçirildiklerini söyleyen Faruk, bu aracın diğerinden daha beter olduğunu, koltukların pislikten renginin değiştiğini ve oturulamayacak seviyede kirli olduğunu anlattı. Hatta koltukların arasında yere atılmış, kaç günlük olduğu belli olmayan bir muz kabuğu dahi olduğunu söyledi. Faruk, aracın içinin önceki araçtan daha kötü koktuğunu da özellikle belirtti.
İfadeler 20 saat sonra alındı
Faruk, gözaltına alındıktan 20 saat sonra ancak ifadelere başlandığını ve o saate kadar herhangi bir avukatla görüştürülmediklerini anlattı.
Avukatların kendilerine çok yardımcı olduğunu söyleyen Faruk, ifade vermeye yine tuvalete giderken kullandıkları yoldan geçtiklerini, bu yolun “göz korkutma, kriminalize etme ve kötü hissettirme” amaçlı seçilmiş olabileceğini söyledi.
Polis memurlarının genel olarak süreci yönetme ve karar alma mekanizmalarında epey yavaş kaldıklarını belirten Faruk, gözaltı sonrası götürülecekleri hastanenin belirlenmesinin dahi bir mesele haline geldiğini söyledi.
İfadelerin ardından Eyüpsultan Devlet Hastanesi’ne götürülen Faruk ve arkadaşları, bu muayenede olması gerektiği gibi doktorla yalnız görüşüp muayene edildiklerini aktardı.
Ailesine 22 saat sonra haber verebilen Faruk, “Benden saatlerce haber alamadılar ve çok endişelendiler” dedi.






Bir Cevap Yazın