Görsel Betimleme: Görsel, bir mahkeme salonunu izleyici (dinleyici) sıralarından kürsüye doğru bakan bir perspektifle ele alan, dijital kara kalem tarzında yapılmış bir illüstrasyon. Çizimde ağırlıklı olarak siyah, beyaz ve gri tonları hakim; yalnızca sol taraftaki Türk bayrağında ve sağ tarafta oturan bir kişinin yakasında kırmızı renk detayları göze çarpmaktadır. Çizgiler eskiz (taslak) hissi veren, serbest ve gölgelendirmeli bir yapıya sahiptir. Görselin alt ve ön kısmında, mahkemeyi izleyen veya sıralarda oturan insanların arkadan çekilmiş silüetleri yer alıyor. En belirgin olanı, tam ortada arkası dönük oturan, gri tonlarda renklendirilmiş, kısa saçlı bir erkek figürü Bu figürün sağında ve solunda, yine arkası dönük şekilde sıralarda oturan diğer insanların baş ve omuz hatları taslak şeklinde çizilmiş. Salonun ön tarafında, yüksek bir kürsü ve mahkeme heyetinin oturduğu alan çizgilerle sembolize edilmiş. Sol tarafta, kürsünün arkasında kırmızı renkli bir Türk bayrağı silüeti ve bilgisayar ekranı başında oturan bir mahkeme görevlisi (muhtemelen katip veya hakim) yer alıyor. Duvarın orta üst kısmında yuvarlak bir çerçeve içinde Atatürk portresi silüeti bulunmakta. Duvarın tam ortasında, büyük ve içi boş harflerle el yazısı tarzında “ADALET MÜLKÜN TEMELİDİR” ibaresi okunuyor. Kürsü sıralarında oturan diğer figürler ve bilgisayar ekranlarını andıran kare şekiller yer alıyor.

Saraçhane eylemlerine katıldığı gerekçesiyle 27 Mart tarihinde şafak operasyonuyla evlerinden alınan 36 kişinin duruşması 25 Nisan Cuma günü gerçekleşti. 

Sanık avukatları iddianamedeki tutarsızlıklara dikkat çekerlerken, sanıklar ise savunmalarında yaptıklarının anayasaya aykırı olmadığını, protesto haklarını kullandıklarını belirttiler.

“Karakolda eylem yaptılar”

36 gencin tutuksuz yargılandığı davada, suçun işlendiği tarih 27 Mart olarak kayıtlarda geçiyor. Ancak sanıklar 27 Mart tarihinde şafak operasyonları ile evlerinden alınıp Esenler Atışalanı Karakoluna getirildiler ve ertesi gün mahkemeye çıkana kadar burada bekletildiler. 

Mahkemede avukatlar iddianameye göre gençlerin belirtilen tarihte herhangi bir eyleme katılmalarının mümkün olmadığını söylerlerken, “İddianame adı altında yazılan şey politik olarak yazılmış bir talimatnamedir” ifadelerini kullandı.

Ne için gözaltına alındıklarını bile bilmeyen gençler, “40-50 kişilik nezarethanelerde saatlerce aç susuz bekletildik. Yerde kan izi vardı ve hepimizi huzursuz etti. Özellikle verilmiş bir talimatla psikolojik olarak bizi yıpratmaya çalıştılar” ifadelerini kullandılar.

“Çıplak aramaya maruz bırakıldım”

2911 sayılı kanuna muhalefetten yargılanan bir genç kadın, mahkemedeki savunmasında karakolda bulunduğu esnada bir polis memuru tarafından çıplak aramaya maruz kaldığını anlattı.

Avukatlar, iddianamedeki çelişkileri detaylandırarak, suçun işlendiği yer ve tarihin belirsiz olduğunu, sanıkların farklı yerlerde çekilmiş fotoğraflarının delil olarak gösterildiğini anlattılar.

Sanıkların görüntü tespit tutanaklarının gözaltına alındıktan 1 gün sonra 28 Mart’ta yapıldığını belirten avukatlar, bu tespitin neye göre yapıldığının ve alındıkları gün henüz suçu belirsiz olan bu 36 kişinin neye göre gözaltına alındıklarının belli olmadığını söylediler. Avukatlar özellikle, önce gözaltı işleminin yapılıp ardından suç aranması için delillerin toplandığının altını çizdiler.

“Dağılmadılar, biz de gözaltına aldık, bir gerekçe değil, daha ne kadar dağılsınlar evlerine gitmişler”

Polisin Saraçhane Meydanı’nın arkasındaki Bozdoğan Kemerinde ‘dağılın’ uyarısı yaptığı ve sanıkların bu uyarıya uymadığı belirtilen iddianameye avukatların, “‘Dağılmadılar, biz de gözaltına aldık’ bir gerekçe değildir, daha ne kadar dağılsınlar evlerine kadar gitmişler” sözleri duruşmaya damgasını vurdu.

Buna ek olarak avukatlar, “Böyle bir ihtar olsaydı burada çarşaf çarşaf yayınlanırdı, iddianameye girerdi” dediler. 

Valiliğin yasağına uymadıkları gerekçesine ise, iddianamede yazan suç tarihinde herhangi bir valilik yasağı olmadığını belirten avukatlar, bu yasağın da ne koşullar altında alındığının şaibeli olduğunu ve yasakta dayandırılan maddenin mevzuatta yer almadığını, haliyle bu yasağın geçerliliği olmadığını söylediler.

“Vali Davut Gül, kendisini Anayasa’dan üstün görmektedir”

İstanbul Valisi Davut Gül’ün olaylara ilişkin sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda “İBB merkezli yolsuzluk davası sonrasında yasal toplanma alanı olmamasına rağmen toplanılması hususuna yeterince müsamaha gösterdik” sözlerine karşılık avukatlar, Vali Davut Gül’ün kendisini anayasadan ve hukuktan üstün gördüğünü ifade ettiler. 

Yargılanan Boğaziçi Üniversitesi öğrencisi, okul yakınında yaptıkları bir eylemde fotoğrafının çekilmesi hakkında, “Demokratik hakkımı kullandım” dedi. Öğrenci, hakimin “Çevrenizde polis var mıydı?” sorusuna ise “Belli ki varmış, buradayım” şeklinde karşılık verdi.

“Mahkemeye çıkarılana kadar çıplak ayak dolaştırıldım”

Savunmasını yapan üniversite öğrencisi, evinden alındıktan sonra mahkemeye çıkarılana kadar bir buçuk gün boyunca ayağında ayakkabısının olmadığını, çıplak ayak dolaştırıldığını anlattı.

“Gençleri zor durumda bırakarak yıldırmaya çalışıyorlar”

28 Mart’ta çıkarıldıkları mahkemece tutuklanan bir genç 3 hafta boyunca tutuklu kaldığını ve tahliyesinin 1 hafta ertelendiğini anlatırken, bir diğeri ise “Ailemin gözünün önünde yere yatırılıp ters kelepçe yapılarak gözaltına alındım. Her şey on yaşındaki Asperger Sendromlu kardeşimin gözünün önünde yaşandı ve travmatize oldu” dedi.

Cinayet Şube tarafından gözaltına alınan bir üniversite öğrencisi de, oturduğu apartmandaki bütün komşularının ziline basılarak rezil edildiğini ve artık orada kalamadığını söyledi. 

İşyerinden alınan bir gencin zor durumda kaldığını ve işini kaybettiğini aktaran avukatlar, insanların maddi manevi zor durumda bırakıldıklarını belirttiler. 

“Askerliğini 6 ay yaptı, askerlik yapmadığı gerekçesiyle tutuklandı!”

Gözaltına alınan gençlerden birinin askerlik yapmadığı gerekçesiyle tutuklandığını anlatan avukatlar, “Müvekkilimiz askerliğini 6 ay yapmıştır, buna rağmen 19 gün boyunca cezaevinde kaldı ve işinden oldu. Bu karar tamamen keyfidir, bu süreçte müvekkilimizin şeker hastası olan annesi birden fazla kez rahatsızlanmıştır” ifadelerini kullandılar. 

 “Nezarethanede, deyip yalan söylediler”

Yaşanan bir diğer hukuksuzluk ise, gençlerin gözaltına alındıkları 27 Mart sabahı karakola giden avukatların müvekkilleriyle görüştürülmemesi. Özellikle bir genci soran avukatlara, nezarethanede olduğu bilgisi verildi ancak kendisinin orada olmadığı saatler sonra anlaşıldı. Olayı aktaran avukat, “O kadar özensiz bir işlem yürütüldü ki, müvekkilimizle görüşene kadar kendisini nezarethanede sanıyorduk” dedi.

Dava 15 Eylül’e ertelendi

İstanbul 74. Asliye Ceza Mahkemesi, 27. Ağır Ceza Mahkemesi salonunda görülen duruşmada 36 sanık “kanuna aykırı toplantı ve yürüyüşlere silahsız katılarak ihtara rağmen kendiliğinden dağılmama” iddiasıyla yargılandı.

Savunma yapan tüm avukatlar, gençlerin herhangi bir suç işlemediğini ve araştırılacak bir suç olmadığını belirtmelerine rağmen, ‘yeni delillerin araştırılıp toplanması’ gerekçesiyle savcının ceza mütalaası kararı ile duruşma 15 Eylül’e ertelendi.

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin