Fotoğraf: Müberra Ünsal / Karaköy İskelesi

Görsel Betimleme: Açık, güneşli bir havada, İstanbul Karaköy İskelesi’nde toplanmış kalabalık bir grubun katıldığı gündüz protestosu. Arka planda hareket halindeki vapur ve tekneler ile karşı kıyının silüeti görünmekte Arkası dönük, saçları toplu bir genç, iki eliyle havaya kaldırdığı büyük beyaz bir dövizi taşımakta. Kartonun üzerinde el yazısıyla siyah renkte “ÜNİVERSİTE BİAT ETMEZ / LİSE BİAT ETMEZ / HALK BİAT ETMEZ”, en alt satırda ise büyük kırmızı harflerle “YENİLECEKSİNİZ” yazmaktadır.

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun 19 Mart’ta “yolsuzluk” ve “terör” suçlamalarıyla gözaltına alınıp, tutuklanması karşı Türkiye’nin dört bir yanında protestolar düzenledi. 

19-25 Mart tarihleri arasında bu protestolara katılan binlerce kişi polisin orantısız şiddetine maruz kaldı, 1.418 kişi gözaltına alındı. Gözaltına alınan ve tutuklanan kişilerin işkence iddiaları halen gündemde.

Müberra Ünsal, gözaltında işkence gördüklerini söyleyen aktivistlerle görüştü. 25 Nisan Cuma günü duruşması görülecek 22 yaşındaki üniversite öğrencisi Levent onlardan biri. söyleyen Levent yaşadıklarını şöyle anlatıyor:

“27 Mart 2025 tarihinde ve saat 06.00 sularında altı polis evime geldi. Yatağımdan apar topar kaldırılarak masaya oturtuldum. Hakkımda gözaltına alınma kararı çıkarıldığı tarafıma bildirildi. Üstümü değiştirmek istediğimi söylediğimde odamda ‘Ben de erkeğim, bir şey olmaz’ gerekçesi ile yalnız bırakılmadım. Güvenlik şube polisi tarafından telefonuma el koyuldu ve şifremi paylaşmam istendi. Şifremi paylaşmayacağımı, savcılık kararı görmek istediğimi söyleyince ‘Seni şu an ters kelepçe ile şuraya yatırmam gerek’ denilerek tehdit edildim. “

“Bağlama çantamı bile aradılar”

Tutanak tutularak telefonuna el koyulduğunu anlatan Levent, “Odam başta olmak üzere evim yasadışı olarak baştan sona arandı. Dolabımın üzerindeki bağlama çantama göz dikildi ve ‘Bağlamayı sen mi çalıyorsun?’ dediler. Cevap verene kadar çoktan ‘Dur içinde silah olmasın’ denilerek bağlamam çantasından çıkarılıp incelendi bile” dedi.

Levent “Arama esnasında ses çıkarmama hatta hareket etmeme dahi izin verilmedi. Dolabımdan bir gaz maskesi, baret, gözlük bulunarak tutanak tutuldu. Ancak ne bana ne de kardeşime herhangi bir arama emri gösterilmedi” dedi.

Kriz geçiren annesinin yanına gitmesine izin verilmedi

Evinin arandığı esnada Levent’in dördüncü evre KOAH hastası olan annesi kriz geçirmeye başladı. Yanına gitmeye çalıştığında, “Annen seni kelepçeli görmesin.” denilerek engellendi. Israrları üzerine annesinin yanına giden Levent sadece bir dakika yanında durabildi. 

Fotoğraf: Müberra Ünsal, İstanbul / Bozdoğan Kemeri

Görsel Betimleme: Gece vaktinde, tarihi ve yüksek bir taş sur duvarının, İstanbul Bozdoğan Kemerinin önünde çekilmiş bir açık hava fotoğrafıdır. Sağ tarafta yapraksız, büyük bir ağaç ve sokak lambasının ışığı görünmektedir. Sur boyunca yan yana dizilerek hat oluşturmuş, kaskları, koruyucu kıyafetleri ve şeffaf kalkanlarıyla bekleyen çok sayıda çevik kuvvet polisi yer almaktadır. Kalkanların üzerinde mavi zemin üzerine beyaz harflerle “POLİS” yazısı okunmaktadır. Ortamda loş, sarımsı bir gece aydınlatması ve gergin bir bekleyiş atmosferi hakimdir.

“Doktor kronik rahatsızlığımı ve ilaçlarımı rapora işlemedi”

Hastane süreciyle ilgili problemlerden bahseden Levent, “Murat Kölük Devlet Hastanesi’ne götürüldüm. Burada darp muayenesi sırasında polisler doktor ile beraberdi ve doktor polislerin çıkmasını dahi talep etmemekle beraber kronik rahatsızlıklarımı ve ilaçlarımı rapora ‘Gerek yok’ diyerek işlemedi” dedi.

Esenler Atışalanı Polis Merkezi’ne götürülen Levent’e giriş esnasında güvenlik şube memurunun “Başını eğ, beni uğraştırma” dediğini, başını eğmeyi reddedince zorla kafasına bastırılmaya çalışıldığını ve bir çevik kuvvet polisinin kafasına sert bir şekilde bastırarak içeri soktuğunu anlattı.

Nezarethanede sadece su için dahi saatlerce beklemek zorunda kalan Levent kendilerine verilen gıdalar neticesinde mide sorunları yaşadığını da ekledi.

“Yapmışsınızdır bir şeyler”

“Muayeneye götürüldüğümüz sırada çevik kuvvetler tarafından sürekli ‘Siz taş atmışsınızdır, molotof atmışsınızdır, yapmışsınızdır bir şeyler’ denilerek ithamlar altında bırakıldık” diyen Levent’in ilaçlarına erişemediği için sağlığı tehlikede.

Tüm bunların üzerine nezarethanede olduğu süreçte annesinin yoğun bakıma kaldırıldığını öğrendi. Avukatların duruşma esnasındaki talebi üzerine kendisi hakkındaki tutuklama kararı ev hapsine çevrildi. 20 günlük ev hapsinin ardından cezası kaldırılan Levent, tutuksuz yargılanıyor. O da tıpkı Betül gibi 25 Nisan’da görülecek davada adaletin yerini bulmasını istiyor.

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin