14.03.2025, Cuma

“Bu fiyat farkının nedeni ne olabilir? Kadın kabanları daha mı sofistike bir teknolojiyle üretiliyor, yoksa erkekler soğuğa karşı genetik bir bağışıklık mı geliştirdi de onların montlarında daha az materyal kullanılsa yetiyor?” Yeşer Sarıyıldız yazdı.

Bu terimi belki daha önce duydunuz, belki de ilk kez karşınıza çıkıyor. Eğer ilk kez karşılaştıysanız, az sonra okuyacaklarınızla “Evet yaa…” diyeceğinize eminim. Pembe vergi, kadınlara yönelik ürünlerin benzer ya da aynı işleve sahip erkek ürünlerine göre daha yüksek fiyatlarla satılması anlamına gelen, toplumsal cinsiyet temelli fiyatlandırma politikasını anlatıyor. 

Pembe vergi kavramı 1990’lardan beri konuşuluyor, ancak 2015’te New York City Tüketici Hakları Departmanı tarafından yapılan araştırma, bu meseleyi ilk kez somut verilerle gündeme taşıdı. 794 ürün üzerinde yapılan incelemede, kadınlara yönelik olanların erkekler için olan muadillerine kıyasla ortalama yüzde 7 daha pahalı olduğu tespit edildi.

Market rafları arasında gezerken ya da online bir alışveriş sitesinde dolaşırken hiç dikkatinizi çekti mi bilmiyorum Aynı markanın aynı işleve sahip, aynı gramajdaki ürünleri, sadece renk nedeniyle büyük bir fiyat farkına sahip olabiliyor. Mesela tıraş bıçakları, jiletler, hatta alakasız olacak; ama kalemler bile… Mavi olan her zaman pembeden daha ucuz ve farkında olmadan, pembe ürünün kadınlara özel ayrı bir fonksiyonu olduğunu düşünerek onu satın alıyoruz. Bu durum yalnızca kişisel bakım ürünleriyle de sınırlı değil. Erkek tişörtleri, sweatshirt’leri genelde kadın reyonlarındaki muadillerinden ucuz oluyor. İçine sihirli bir iplik falan eklemiyorlarsa, bu iyice saçma, çünkü zaten kadınlar için üretilen giysiler için genelde daha az kumaş kullanılıyor. 

Durup düşünelim. Bu fiyat farkının nedeni ne olabilir? Kadın kabanları daha mı sofistike bir teknolojiyle üretiliyor, yoksa erkekler soğuğa karşı genetik bir bağışıklık mı geliştirdi de onların montlarında daha az materyal kullanılsa yetiyor? Ya da işin aslı, moda endüstrisinin kadınları alışveriş yapmaya programlayan propagandasında mı saklı? Bilimsel bir açıklama yok; ama mantıklı bir tahmin yürütmek için de çok düşünmek gerekmiyor. Alıyoruz ve almamız gerekiyor. Pazarlama ve satış uzmanları öngörüyor ki, kadınlar kokulu şampuanlar, mini boy el kremleri, paketinde çiçek deseni olan tıraş bıçakları almak isteyeceğiz, çünkü genel kabule göre estetiğe önem veriyor… 

Bu fiyat farkı hizmet sektöründe de geçerli. Kadın kuaförlerinde sıradan bir kesime üç katı para ödeniyor. Kuru temizlemeye götürülen bluzun fiyatı, boyutu daha küçük olmasına rağmen, aynı kumaştaki erkek gömleğinden fazla çıkıyor. Market raflarında sessizce duran pembe vergi, hayatın her alanına sirayet etse de, alıştığımızdan günlük hayatta gözümüze çarpmıyor bile. Ancak “bir kez gördükten sonra görmeden duramayacaksın” temalı oyunlu görsellerde olduğu gibi, bu konu bir kez anlaşıldıktan sonra üstü kapanamıyor. 

ABD’de yapılan araştırmalar, kadınların hayatları boyunca pembe vergi nedeniyle ortalama 1300 dolar fazladan ödeme yaptığını ortaya koyuyor. Kadın olmanın maliyetine eşit işe düşük maaş, hayatın her alanında mansplaining (açüklama), toplumsal baskıdan sonra bir de pembe vergi ekleniyor.

Peki Türkiye’de durum nasıl? Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre; Türkiye’deki yetişkin giyimi sektöründe kadınlara yönelik satışı yapılan ürünlerin, erkekler için satılan muadillerine kıyasla yüzde 7,5 oranında daha pahalı olduğu saptanmış. Şampuan, traş jileti ve parfüm gibi kişisel bakım ürünlerinde, yine Türkiye’de kadınlar olarak erkeklere kıyasla yüzde 16,8 fazla ödüyoruz. Yetişkinlerle de kalmıyor. Kız çocukları için üretilen pembe ürünler, erkek çocuklar için üretilen aynısının mavisinden yaklaşık yüzde 12,7 oranında daha pahalı.

Bilinçlenmek elbette işe yarıyor. İngiltere’de Boots ve Tesco gibi büyük market zincirleri, pembe vergiye dair kamuoyu tepkileri sonrası fiyat farklarını kaldırma kararı aldı. Fransa 2014’te kadınlara yönelik aynı hizmetlerin daha pahalıya satılmasını yasakladı. İspanya 2018’de hijyen ürünleri üzerindeki vergileri düşürdü. İngiltere 2021’de kadın hijyen ürünlerine uygulanan vergiyi tamamen kaldırdı. Almanya ise 2020’de hijyen ürünlerindeki yüzde 19’luk vergi oranını yüzde 7’ye düşürdü. Hatta, Kanada (2015), Avustralya (2019) ve ABD’de bazı eyaletler, hijyen ürünlerindeki cinsiyet farkı yüzünden doğrudan yasal önlemler aldı. Ancak ABD’de federal düzeyde pembe vergiyi yasaklayan bir yasa henüz çıkarılmış değil.

Aslında bana sorarsanız, vergi tanımı bile işi biraz masumlaştırıyor. Kapitalizmin kadınlardan aldığı ısrarcı haraç desek, biraz bile abartmış olmayız.

Politikayla ilgilenmediğini, politik olmadığını söyleyen kadın arkadaşlarıma seslenmek isterim. Kadın olduğunuzda, marketten aldığınız kişisel bakım ürünü bile politiktir ve bazen en büyük başkaldırı, aynı ürünün başka rengini alarak kasada yarı fiyat ödemektir. Pembe ambalajın içine saklanan gizli haraca elveda deyip, o fazladan parayla kendinize bir kadeh şarap ısmarlarken, şaraba ödediğiniz verginin de politik olduğunu hatırlamanızı dilerim. 

One response to “Pembe Vergi: Kapitalizmin görünmez kadın cezası”

  1. theoristdependable20dbc99707 avatarı
    theoristdependable20dbc99707

    Yorumumda birkaç noktayı paylaşmak isterim. İlk olarak, ürün fiyat farklarının sadece renk nedeniyle olup olmadığı konusunda emin değilim. Erkek jiletlerinin daha fazla satılması nedeniyle fiyatlarının daha düşük olabileceğini düşünüyorum; ancak kadınlar bu ürünleri daha fazla mı kullanıyor, bilemiyorum. Ayrıca erkekler için ürün çeşitliliği daha az olabilir ve bu da markaların satış paylarını artırıyordur. Öte yandan, kadınlar için aynı ürünü farklı markalarla daha fazla bulmak mümkün.

    Kıyafet konusuna gelirsek, daha az kumaş kullanımı, her zaman daha düşük maliyet anlamına gelmez. Bir şey küçüldükçe işçilik maliyetinin arttığını görürüz; bunun en net örneğini bebek ürünlerinde görebiliriz.

    Bir noktada tamamen hemfikirim: Kadınlar, bazen politikaya yeterince sahip çıkmıyor. Birbirlerini desteklemektense, çoğu zaman karşılıklı olarak birbirlerini eleştiriyorlar. Oysa kadınların politikada daha güçlü bir yer edinmesi gerektiğine inanıyorum, çünkü dünya barışı ve toplumsal huzur erkeklerin domine ettiği yapılarla sağlanamaz. Ancak ne yazık ki, kadınlar da bazen kendi çıkarlarını savunurken diğer kadınların haklarını göz ardı edebiliyorlar. Örneğin, Türkiye’de mevcut iktidar yıllarca “sosyal devlet” adı altında kadınlara maddi destek sağladı, ancak kadınların bu desteğe karşı sesleri çıkmaz oldu.

    Kadınların erkeklerden hiçbir farkı olmadığını düşünüyorum ama ne yazık ki günümüzde bazı kadınlar, hâlâ kendilerini yardıma muhtaç olarak görüyor ve erkeklerin yaptığı işleri yapamayacaklarına inanıyorlar. Örnek olarak, ben hiçbir kadının “Kadınlar da zorunlu askerliğe tabi olmalı” dediğini duymadım. Oysa zorunlu askerlik ve bedelli askerlik sistemleri de gençlerden maddi bir haraç alımına dönüşmüş durumda. Ancak burada da bir çelişki var: Kadınlar, erkeklerin haklarını savunmadığı gibi, bazen aşağılayıcı bir şekilde “Eğer isterseniz, bunu biz de yaparız” gibi söylemlerle durumu küçümsüyorlar.

    Sonuç olarak, Türkiye’deki kadınların ve erkeklerin modern toplumda birbirlerinin haklarını savunarak birlikte çalışmaları gerektiğine inanıyorum. Aksi takdirde, 100 yıl önce kazanılan haklar teker teker kaybolmaya devam eder ve tarihteki hatalar tekrar edilir. Bu durum ne yazık ki şu anda Türkiye’de gözlemlenen bir gerçek.

theoristdependable20dbc99707 için bir cevap yazınCevabı iptal et

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin