Buna göre, bir SMS atmak yaklaşık 632 gram madde tüketirken, akıllı cihazların vazgeçilmezi olan 2 gramlık bir mikroçip için 32 kilo dünya kaynağı kullanılıyor.

Bu, büyük ihtimalle internet üzerinde okuyacağınız en ironik yazılardan biri olacak. Çünkü okuyacağınız şey, internet kullanımının ekolojik zararlarını sunan ve bunların azaltılması için farkındalık oluşturmaya çalışan bir kitap hakkında. Ama bunu size aktarırken internetin tüm nimetlerini kullanmak zorunda kalacağım. Öyle ki yazı, bir internet gazetesinde yayımlanacak ve siz de onu -çok büyük ihtimalle- akıllı telefonunuzdan okuyacaksınız. 

Kitabın künyesi

Sunduğum bu yazı, İş Bankası Yayınları, 21. Yüzyıl Kitaplığı’ndan çıkmış, Dijital Cehennem isimli bir kitaba dayanıyor. Kitabın yazarı, başarılı Fransız gazeteci Guillaume Pitron1. 2021 yılında yayımlanan kitabın çevirisini Alp Tümertekin yapmış ve Türkçesi 2023 yılında satışa sunulmuş.

Dijitalleşmenin ekolojik yükü

“Bir Like’ın Ucuna Yolculuk” alt başlığıyla verilen kitabın temel önermesi, internetin sanıldığı kadar “madde-ötesi” olmadığı yönünde. Üstelik, dijitalleşmenin hep iddia edildiği gibi ekolojik faydaları zararından çok olan (yeşil, çevre dostu) bir teknoloji olmayabileceği de kitap boyunca derinlemesine inceleniyor. 

Akıllı teknolojiler ve nadir elementler

Akıllı telefonlarla iyice yaygınlaşan internet kullanımına girmeden önce, bize bu bağlantıyı sağlayan cihazın, yani akıllı telefonun kendisinin ne çok maddeye ihtiyaç duyduğunu göstermek için harika bir karşılaştırma yapıyor yazar. Bu karşılaştırmaya göre; 1960’larda üretilen ahizeli bir telefonu üretmek için 10 element2 yeterliyken, bugünkü telefonlar için 54 farklı elemente ihtiyaç duyuluyor. İşin kötüsü, bu elementlerin çoğunun bulunması, çıkarılması, işlenmesi hayli zor ve maaliyetli…  

MIPS ve kaynak tüketimi

Kitapta karşımıza çıkan ilk önemli terim, MIPS diye kısaltılan ve Hizmet Birimi Başına Maaliyet Gidisi olarak çevrilmiş “Material Input Per Service” isimli bir yaklaşım oluyor. Bu, kullandığınız herhangi bir malzemenin ya da aldığınız herhangi bir hizmetin “dünyaya ne kadara mal olduğunu” hesaplamanın ilginç bir yolu olarak da görülebilir. Buna göre, bir SMS atmak yaklaşık 632 gram madde tüketirken, akıllı cihazların vazgeçilmezi olan 2 gramlık bir mikroçip için 32 kilo dünya kaynağı kullanılıyor. Yani nihai ürüne ulaşmak için son ürünün 1600 katı madde harcanıyor!

Yanılsamalar dünyası

Yazara göre dijital dünyanın en önemli tehlikesi, bizi maddesizlik hissine hapsetmesi. Sosyal medya hesabımıza fotoğraf yüklerken ya da yavru kedi videoları izlerken gerçekten bir madde tükettiğimizi bize hissettiren hiçbir şey yok. Ama gerçekte internette olan biten her şey, veri merkezlerine gidişli gelişli sürekli bir yolculuğa dayanıyor. Bu yolculuk kilometrelerce kablo ve onlarca veri merkezi anlamına geliyor. Yerin altına gömülü kablolar, yerlerini bilmediğimiz veri merkezleri ve oburca tükettiğimizden haberimiz olmayan nadir elementler; bunların hepsi dünya üzerindeki yükümüzü arttıran şeyler. 

İklim değişikliğini hızlandıran gazlar

Yazara göre, internetin yeşillik yanılsamasına destek olan şeylerden bir diğeri de yeşilliğin salt karbon salınımına göre hesaplanması. Halbuki veri merkezlerinin aşırı ısınmasını engellemek için kullanılan suyun miktarı öyle yüksek ki, bunlar uğruna şirketlerin belediyelerle kavgaya tutuştuklarına şahit olabiliyoruz. Üstelik yine soğutma işinde kullanılan bazı özel gazlar ciddi önem arz ediyor. HFC (hidroflorokarbonlar) diye kısaltılan bu gazlar, bir dönem ozon tabakasını delmesi nedeniyle hayli konuşulan ve sonunda yasaklanan CFC’lerden (Kloroflorokarbonlardan) farklı olarak ozon tabakasına zarar vermiyorlar, Ancak CO2’den ortalama 2 bin kat daha fazla ısı tutma potansiyeline sahip olduğu için sera etkisine büyük katkı yapabildiğine dikkat çekiyor. 

Bazı küçük öneriler

Yazar, oldukça ikna edici bir şekilde, yaşadığımız ekolojik sorunların kişisel hatalarımızdan değil, büyük şirketlerin (özellikle GAFAM’ın3) “yeşile boyama”4 taktiğinden kaynaklandığını ortaya koyuyor. Dolayısıyla, tüketiciler olarak bizlere (protesto, farkındalık ve çevre duyarlılığı konusunda ısrarcı olma) dışında çok fazla iş yüklemese de birkaç ipucu vererek gözü dönmüş enerji tüketimimizi nasıl ehlileştireceğimiz konusunda bizi yönlendiriyor. Kitabın yalnızca bir paragrafında verilen bu karşılaştırmaya göre; kablosuz ağ ile izlediğimiz videolar, 4G ile izleyediğimiz videoya kıyasla 27 kat daha az enerji harcıyor. Evden çıkarken box’ı kapatmamız koca bir buzdolabının harcadığı enerjiyi tasarruf etmemizi sağlıyor. Hatta, (bence en ilginci bu) Google’ı kullanmadan bir web sitesine direkt olarak bağlanmamız 1-2 dakika boyunca yanan bir ampül enerjisi kadar enerjiyi korumamız anlamına geliyor. 

Sınırları kalkmayan dünya

Pirton, kitabın sonlarına doğru internetin sınırları kaldırma vaadinin de bir hayalden ibaret olduğunu gözler önüne seriyor. Fiber optik ağların ülkelerin sınırlarından geçmesinin ya da geçmemesinin nasıl da siyasi bir meseleye dönüştüğünü, hatta bazı olası “terör” saldırılarının bu kabloları hedef alarak ne türlü yıkımlara neden olabileceklerini, dahası Çin örneği üzerinden, bu kablolar sayesinde ülke ekonomileri arasındaki dengenin nasıl değişebileceğini açık bir şekilde ortaya koyuyor.  

Bir infografi 5

Kitap verdiği sayfa altı notları ve kaynaklar ile son derece titiz bir araştırma sonucu ortaya konulduğunu bize gösteriyor. Ayrıca ana metnin sonunda verilen ekler de bazı noktaları çok güzel özetliyor. Bu eklerden benim favorim, yukarıdaki ‘element sayısı’ özetinin yanında “Dünyanın internette geçirdiği her dakika” başlığıyla verilen infografi oldu. Buna göre, 2020 yılında, her bir dakikada dünya genelinde 4,7 milyon video izlenmekte, 695 bine yakın Instagram kaydırması yapılmakta ve whatsapp üzerinden 59 milyon mesaj gönderilmekte imiş. İnanılmaz sayılar değil mi? Bu sayıların bugün daha da yükselmiş olduğuna emin olabiliriz bence. 

Feminist bir gayret?

Kitapta bunun gibi daha birçok çarpıcı gerçek var. Ama ben hem kitabın merakını kaçırmamak hem de sizi yazıya boğmamak için burada bırakacağım. Yalnız gitmeden, yazarın görüşme yaptığı kişilerin kadın olmaları durumunda bunu mutlaka belirtmesinin dikkatimi çektiğini belirtmek istiyorum. Kadın bir yönetici, kadın bir aktivist, kadın bir gazeteci gibi ifadeler kitap boyunca sık sık karşımıza çıkıyor. Sanırım yazar, kadın görünürlüğünü artırmak istiyor ya da bunu açıkça ifade etmezse, aklımızda bir erkek canlandığını bildiğinden bizi tetikte tutuyor. Bilemedim, ama okurken garip geldiğini söylemek isterim. 

Son söz

Yukarıda belirttiğim kullanım ve birkaç küçük yazım hatası dışında hiçbir dilsel sorun içermeyen, açık, anlaşılır ve merak uyandıran bu kitabı, kullandığı teknolojilerin dünya için ne anlama geldiğini anlamak isteyen herkese öneririm. 

1 Guillaume Pitron, 1980 doğumlu Fransız gazeteci ve belgesel yapımcısı. Wikipedia’ya göre; Pitron 2017 yılında Le Monde diplomatique’de yayımlanan “Orman Satışı” başlıklı makalesiyle Erik Izraelewicz Ekonomik İnceleme Ödülü’nü, 2018 yılında Robertval Media Coup de Cœur Ödülü’nü, aynı yıl “Nadir Metaller Savaşı: Enerji Dönüşümü ve Dijitalleşmenin Karanlık Yüzü” kitabıyla Ekonomi Kitap Ödülü’nü ve 2019 yılında ise 2018’in en iyi finansal ekonomi kitabı olarak seçilen eseriyle Turgot Ödülü’nü kazanmıştır.

2Element, aynı cins atomlardan oluşan ve kimyasal yollarla kendinden daha basit ve farklı maddelere ayrılamayan saf maddelere verilen isimdir. Dünya üzerinde 94 doğal element vardır. Laboratuvarda üretilenlerle birlikte toplam sayısı 118’e çıkar. Periyodik cetvelde gördüğümüz her bir madde bir elementi temsil eder. Demir (Fe), Bakır (Cu), Kalay (Sn) ve Silisyum (Si) gibi tüm maddeler birer elementtir. 

3GAFAM, dijital teknoloji devleri olan Google, Apple, Facebook, Amazon ve Microsoft’un birlikte ifade edildiği bir kısaltma.

4Yeşile boyama (greenwashing), bir şirketin çevre dostu gibi görünmek için yaptığı sahte ya da abartılı iddiaları ifade eder. Bu terim, aslında çevreye zarar veren bir ürün, hizmet veya şirketin, pazarlama ve reklam yoluyla “çevreci” imaj yaratmaya çalışmasını anlatır. Örneğin: Bir şirket, plastik şişelerini geri dönüştürülebilir olarak tanıtabilir, ama üretim süreci hâlâ çevreye büyük zarar veriyorsa bu yeşile boyamadır.

5İnfografi, İngilizce bilgi (information) ve çizim (graphics) kelimelerinin birleştirilmesiyle oluşturulan bir terimdir. Verilmesi istenen bilgiyi özetleyen, anlaşılması kolay görselleri tanımlar.   

Not: Yukarıdaki açıklamalar için Wikipedia ve ChatGPT’den faydalanılmıştır. 

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin