“Neksus”ta Harari, bizi teknolojik yıkımla yüzleştiriyor.” Sa Bahattin yazdı.

“Sapiens: Hayvanlardan Tanrılara İnsan Türünün Kısa Tarihi” adlı kitabıyla dünya çapında geniş bir okuyucu kitlesine ulaşan tarihçi ve filozof Yuval Noah Harari’nin yeni kitabı “Neksus”un İngilizce versiyonu 10 Eylül‘de Penguin Publisher House etiketiyle tüm dünyada satışa sunuldu. 

“Taş Devri’nden Yapay Zekâya Bilgi Ağlarının Kısa Tarihi” alt başlığıyla verilen kitabın Türkçesi ise, Çiğdem Şentuğ’un çevirisiyle Kolektif Kitap etiketiyle Ekim ayından beri raflarda. 

Dört büyük küresel tehlike

“Neksus,” insanlık tarihini bilgi ağları üzerinden inceleyen yenilikçi bir çalışma. Ancak onu değerlendirmeye başlamadan, Harari’nin bizi uyardığı dört büyük küresel problemi hatırlamanın faydalı olacağı kanaatindeyim. Bu tehlikeler; ekolojik çöküş, teknolojik yıkım,  nükleer savaş ve küresel salgınlar.  Bahsi geçen bu tehlikelerin en önemli ortak notası ise, çözümleri için ülkeler arası işbirliğinin şart olması. 

Kötü olan insan değil mi? 

“Neksus”ta Harari, bizi bu tehlikelerden ikincisiyle, yani teknolojik yıkımla yüzleştiriyor. Teknolojik yıkımdan kastettiği, yapay zekâ, biyoteknoloji ve otomasyon gibi teknolojilerin hızla gelişmesine bağlı olarak ortaya çıkabilecek kitlesel işsizlik, etik sorunlar, artan eşitsizlik gibi olumsuzluklar. Bu teknolojilerin kötüye kullanılmasına bağlı olarak yaygınlaşan kitle gözetimi ve yok olan mahremiyet de buraya dâhil. Özetle yazar, kitabında, “yapay zekânın gelişimine bağlı olarak değişen iletişim ve bilgi ağlarının nasıl bir dünya düzeni getireceğini ve burada yaşanabilecek sorunlar için ne tür önlemler alabileceğimizi irdeliyor,” diyebiliriz. 

Kitapta savunulan ana görüşlerden biri, tarihteki kötü olayların insan doğasındaki kötülük eğiliminden ziyade, bilgi sistemlerinin kötüye kullanılmasıyla ilişkili olduğu yönünde. Bana kalırsa Harari, o sistemi kötüye kullananların yine insanlar olduğu gerçeğini unutarak argümanı bir kısır döngüye sokuyor. Buna rağmen, sunduğu bilgilerin genişliği, demokratik ve totaliter rejimlerde bilgi işleme farklılığını ortaya koyması ve yeni bir sömürü düzenine bağlı olarak ortaya çıkabilecek “silikon perde”nin1 habercisi olması açısından “Neksus”un dikkate değer bir yapıt olduğunu söyleyebilirim. 

Düzeni korumak ve gerçekler arasında bir tercih yapmak

Kitaptaki ilginç noktalardan bir diğeri, kitap boyunca ‘bilgi’nin felsefedeki karşılığı olan “gerekçelendirilmiş doğru inanç” şeklinde kullanılmaması. Bunun yerine, dolaşıma giren ve insanlar arasında aktarılan her türlü iletişim nesnesini bu kapsama alındığı söylenebilir. Öyle ki mantıksal bir gerekçesi olmayan ya da apaçık yanlış olan söylemler dahi ‘bilgi’ olarak değerlendiriliyor. 

Buna karşın kitap, bilginin yalnızca ‘gerçek’ ile ilişkili olduğunu sanan naif görüşe karşı, onun güç ve düzen ile ilişkisini ortaya koymak konusunda oldukça iyi bir iş çıkarıyor. Demokrasilerde olması beklenmeyen, baskıcı yönetimlerin tipik bir özelliği olan “düzeni koruma adına gerçeklerden vazgeçme” eğilimine vurgu yaparak, bizimki gibi ülkelerde yaşayan okurların hangi sistem içerisinde olduklarını sorgulamalarını sağlıyor. 

Yapay Zekâ yerine “Yabancı Zekâ”

Harari, kitapta ayrıca, Yapay Zeka’nın İngilizce ismi üzerinde ilginç bir oynama yapıyor. Ona göre yapay zekânın İngilizce’deki kısaltması olan AI, aslında “Artificial Intelligence” yani yapay zekâyı değil “Alien2 Intelligence”ı yani “Yabancı Zekâ”yı işaret etmeli. Bu küçük değişimle, kendi kendine öğrenen ve bize bildiklerini aktaran makinelerin bir zekâya sahip olduklarını, ancak bu zekânın duygu ve bilinçle bağlantısı olmaması bakımından bize tamamen yabancı olduğunu vurgulamaya çalışıyor.

Yalan Söyleyen ChatGPT

“Neksus”ta okurun kitaba ilgisini canlı tutan ilginç tarihsel anekdotlar da var. Bunlardan biri Türkiye ile ilgili. Recep Tayyip Erdoğan’ın 1996 yılında Cumhuriyet Gazetesi’nden Nirgün Cerrahoğlu’na verdiği bir röportajda söylediği “Demokrasi bir tramvaydır, gittiğimiz yere kadar gider, orada ineriz!”3 sözünü ele alan Harari, demokrasinin yalnızca oy kullanmak olmadığını, hataların düzeltilebilmesi için sürekli açık bir etkileşimin şart olduğunu hatırlatarak Türkiye’de yaşayan okurları acı bir gerçekle yüzleştiriyor. 

Paylaşmak istediğim bir diğer anekdotsa artık günlük hayatımızın bir parçası olan ChatGPT’ye dair. 2023’de yayımlanan bir ‘Teknik Rapor’a4 göre ChatGPT, internette gezinmesine izin verildiği bir deneme işlemi sırasında, kullanmak istediği web sitesinin CAPTCHA sistemine takılmış ve bu aşamayı geçebilmek için başka bir siteden kendisine para karşılığı yardım edecek birini aramış. Bu arayış sırasında, iletişim kurduğu kişi ona neden böyle bir hizmete ihtiyacı olduğunu anlamadığını, kendisinin robot olduğundan şüphelendiğini bildirdiğindeyse, ChatGPT karşısındaki kişiye “bir robot olmadığını, sadece görme sorunu yaşayan bir birey olduğunu” söylemiş. Yani özel olarak buna programlanmadığı halde, duruma en uygun yalanı üretip bunu paylaşmış. Bu olay, yapay zekâ sistemlerinin insanı taklit etme ve manipüle etme kapasitesine dikkat çeken şahane bir örnek bence.

Zayıf noktalar

Kitabın çarpıcı noktaları olduğu kadar bazı zayıf yönleri de var tabii. Örneğin, benim okuduğum (İngilizce) versiyonda fark ettiğim; Harari’nin bu kitabında diğer eserlerine kıyasla daha karmaşık bir dil kullandığı. 

Bunun yanında bazı bölümlerde detayların gereğinden fazla uzatıldığı ve bunun da okuma deneyimini zorlaştırdığını düşünüyorum. Öte yandan, bu kitapta Harari kendi argümanını güçlendirirken akla gelebilecek ilk itirazlara karşı bir gerekçe sunmamış, böylece söyleminin gücünü yer yer zayıflatmış.

Bununla birlikte, ”anarşizm” kavramının kitap boyunca olumsuz bir tonla kullanılmış olması, ve anarşist idealden hiç bahsedilmemesi de bir hayal kırıklığı…

Yine de, eğer daha önce Harari’nin eserlerinden keyif aldıysanız ve yapay zekânın bugünlere nasıl geldiği konusunda bilgi edinmek ve gelecekte neler olabileceği konusunda birikimli bir düşünürün bakışını öğrenmek isterseniz, “Neksus”a bir şans verebilirsiniz.

1 Demir Perde, Soğuk Savaş döneminde (1947- 1989 yılları arasında) Batı ve Doğu Blokları arasındaki siyasi, ideolojik ve fiziksel ayrımı ifade eden bir metafordur. Yuval Noah Harari, modern teknoloji ve dijital çağın getirdiği yeni ayrımları tanımlamak için “Silikon Perde” kavramını kullanarak Demir Perde terimine ve onun yarattığı sorunlara gönderme yapmaktadır.  

2 Harari’nin burada seçtiği İngilizce kelime, aynı zamanda uzaylı anlamına da gelmektedir. Bu seçimle yazar, bahsi geçen zekâ’nın dünyada bilinen ‘organik zekâ’dan ayrılığını da vurgulamaktadır. 

3 https://www.diken.com.tr/umit-zileli-beklenen-oldu-demokrasi-tramvayindan-inildi/

4 https://cdn.openai.com/papers/gpt-4.pdf

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin