Şempamze Washoe’den insana, insandan Ai-Da’ya. Sanatı kim yapar?

Fotoğraf: Ai-Da, Otoportre
Günümüzde türümüz her türden teknolojik ilerlemeye rağmen ve bu ilerlemeyle birlikte kapitalizmin yıkıcılığını artırmakla meşgul. Teknoloji bugün İsrail’in Filistin ve Lübnan’a saldırılarında savaşın dehşetini artırmak için tüm imkanlarıyla kullanılıyor. En yakın bir başka örnek Türkiye’den… Teknolojinin imkanlarıyla insanlar, dünyaya gözlerini yeni açmış bebekler ölümle yaşam arasındaki ince çizgide  günlerce tutarak Sosyal Güvenlik Kurumu soyuyor. Sayısız örnek vermek mümkün. 

Bunca yıkımın ortasında biz sanattan bahsetsek?

Sanat, insanı ve hayvanı ayıran bir yetenek gibi görülse de evrimsel estetik aksini söylüyor” diyor sanatçı ve araştırmacı Zeynep Seda Dinçay.

O “Yaratma İçtepisi ve Estetik Deneyim Yargılarının Evrimsel Temelleri” araştırmasında insan ve hayvan türü arasındaki “sınır”ları sorguluyor.

Mesela, 42 yaşında, doğal yaşamından koparılmış ve Washington Üniversitesi’nde yaşamını yitiren şempanze Washoe resim yapmayı seviyordu. Kimi araştırmacılar onun bir sanatçı olduğunu söylerken kimileri Washoe’ye sanatçı denilemeyeceğini, sanatın insan türüne özgü bir şey olduğunu ileri sürdü. 

Bu tartışma bizi dünyanın ilk ultra gerçekçi sanatçı robotu olan Ai-Da’nın çalışmalarının ‘sanat’ olup olmadığı sorusuna da götürebilir. 

Gözlerindeki kameralar, yapay zeka algoritmaları ve robotik koluyla çizim ve boyama yapabilen Ai-Da bir performans sanatçısı, tasarımcı ve şair olarak tanıtılıyor. Şubat 2019’dan bu yana hayatımızda olan Ai-Da, ilk sergisini Oxford Üniversitesi’nde açtı, Venedik Bienali’nde de yerini aldı. 

Peki Ai-Da’nın çalışmaları sanat mı?

Bu soru Ai-Da’nın web sitesinde şöyle yanıt buluyor: “Günümüzde hakim düşünce, sanatın tamamen insani bir mesele olduğu ve insan faaliyetinden kaynaklandığıdır. Ancak makinelerin ve algoritmaların davranışlarımızı etkilediği ve ‘faaliyetimizin’ sadece bize ait olmadığı bir zamana doğru ilerlediğimizi göz önünde tutarsak Ai-Da sanat yaratıyor.”

Sanatçı ve araştırmacı Dinçay’ın sözlerine dönelim: “Teknoloji geliştikçe insanlar ve hayvanlar birbirine yaklaşıyor buna rağmen insanlar halen insan merkezci bir bakışla konulara ve olgulara yaklaşıyor. Her ne kadar insan merkezcilik anaakım olsa da teknolojinin geldiği bu noktada insan ve hayvan birbirine çok yakın mesafeleniyor. Gel gelelim sanat üretebilmek insanı ve hayvanı ayıran bir yetenek gibi görülüyor. Ancak evrimsel estetiği hesaba kattığımızda bu mesafe de kapanıyor.”

Ai-Da’nın üreticileri Donna Haraway’in Cyborg’undan esinlendiklerini söylüyor ve “Ai-Da geleceğimiz için bir ‘ya şöyle olsaydı’ senaryosu sunuyor ve insanların ve makinelerin birleşip birlikte çalışmaya devam ettiği bir yarına bakmamıza yardımcı oluyor” diyor. 

Belki de asıl soru hayvanın, insanın ve insansı robotların üretimlerinin sanat olup olmadığı değildir. Belki de asıl soru geleceği insan merkezli bir bakıştan çıkarmanın zamanının gelip gelmediğidir? Belki gelecek burada gizlidir. 

Bir Cevap Yazın

ÖNE ÇIKANLAR

muzir.org sitesinden daha fazla şey keşfedin

Okumaya devam etmek ve tüm arşive erişim kazanmak için hemen abone olun.

Okumaya Devam Edin