14-20 Ocak haftasından bir gündem seçkisi: İran’dan üç ülkeye saldırı, Emmy Ödülleri, stajda öldürülen çocuk işçiler, homofobinin halk sağlığına etkileri, savaş bölgesindeki hayvanlar ve uzaya yolculuk… Başlayalım…





İran neden Suriye, Irak ve Pakistan’a saldırdı?
İsrail’in Gazze’ye, ABD ve İngiltere’nin Yemen’e saldırılarının ardından İran da 16 Ocak’ta Suriye ve Irak’a, 17 Ocak’ta Pakistan’a saldırdı.
Suriye’ye saldırısını IŞİD’e, Irak’a saldırısını “Mossad’ın operasyon merkezine” ve Pakistan’a saldırısını da “İranlı teröristlere” yönelik olduğunu ileri süren İran hükümeti üç ülke tarafından yalanlandı. Suriye, IŞİD’e yönelik saldırı olmadığını; Irak, Kürt bölgesinin vurulduğunu, Pakistan ise İran’ın saldırılarıyla iki çocuğun öldürdüğünü açıkladı.
BBC’den Kasra Naji, İran’ın 16-17 Ocak saldırılarının müttefik ülkelere gerçekleştiğinin altını çiziyor ve bu saldırıların sebebini İsrail’in Gazze saldırılarına karşı tehditten öteye geçemeyen İran hükümetine yönelik “İslamcı kesimlerin baskısıyla” açıklıyor.
İran’da bir yandan Mahsa Amini’nin gözaltındaki ölümünün birinci yıl dönümünde yeniden canlanan kadınların özgürlük mücadelesi diğer yandan sıklıkla işçilerin ücretler ve kötü çalışma koşullarına karşı protesto gerçekleştirdiğini hatırlatalım. İran’ın bölgede kendini hatırlattığı bu saldırılar tutarsız iç ve uluslararası siyasetini dengelemeye çalışmasının bir sonucu gibi görünüyor.
Hedef Hamas değil!
İsrail Başbakanı Binyamin Netanyahu, 18 Ocak’ta Gazze saldırılarını “tam zafere kadar” sürdüreceğini yineledi ve İsrail’in, gelecekte kurulabilecek yeni bir Filistin devleti de dahil olmak üzere Ürdün Nehri’nin batısındaki tüm topraklarda yalnızca İsrail’in olması gerektiğini söyledi. Özetle İsrail’in hedefi işgali destekleyen ülkelerin iddia ettiği gibi yalnızca Hamas değil, Netanyahu Filistin’de yeni bir devleti de kabul etmiyor.
Emmy Ödül Töreni’nde Khalid Abdalla’nın sessiz protestosu
Bu yıl Eylül ayında gerçekleşmesi planlanan ancak yazar ve oyuncuların grevi nedeniyle 15 Ocak’a ertelenen 75. Emmy Ödülleri Los Angeles’taki Peacock Tiyatrosu’ndaki törenle sahiplerini buldu.
Grevin ertelediği, İsrail’in Gazze’ye saldırısı sürerken gerçekleşen törende yalnızca İngiliz aktör ve aktivist Khalid Abdalla kırmızı halıya savaş karşıtlığını taşıdı. Abdala’nın, törendeki sessiz protestosu sol avucunda “Bir daha asla” yazan elini kalabalığa gösterdi.
Haftalık hakemli tıp dergisi The Lancet uyarıyor:
1823 yılında İngiltere’de kurulan haftalık hakemli tıp dergisi The Lancet, Rusya’da iktidarın sistematikleştirdiği LGBTİ+ insan hakları ihlallerinin halk sağlığına olumsuz etkilerine dikkat çeken bir makale yayımladı.
Makalede, LGBTİ+ hakları için çalışan Piotr 9 Ocak’ta yüksek mahkeme kararıyla kabul edilen ayrımcı yasanın ardından “Çalıştığım organizasyonda şimdiden yüzlerce çağrı aldım, insanlar dehşete kapılarak bizi arıyor. Yalnızca hukuki değil psikolojik yardım da istiyorlar” diyor.
Rusya’da ruh sağlığı uzmanları son yasanın ardından kaygı, depresyon ve intihar düşüncelerinin artacağından endişeli. Makalede Moskova’dan bir psikiyatrist “Zaten LGBT’ler arasında depresyon ve kaygı bozukluğuna sıklıkla rastlıyoruz. Bu yasa özellikle sağlık hakkına erişimi kısıtlanan transların ruh sağlığını olumsuz etkileyecek” diyor.
Bir başka ruh sağlığı uzmanı Vladimir Mendelevich son yasayla birlikte LGBT’lere hizmet vermeyi reddeden doktorlar olabileceğine dikkat çekiyor.
Rusya 2013 yılından beri “gey propaganda yasağı” adı altında yasalaştırdığı ayrımcı uygulamalara Aralık 2022’de yetişkinleri de kapsayan LGBTİ+ içeriğe sahip olan kültür ürünlerinin sansürünü ekledi. Ülkede son olarak 9 Ocak’ta sınırları belirsiz olan ancak ülkedeki tüm LGBTİ+ hak hareketlerini “aşırılıkçı” olarak tanıyan yasa yürürlüğe girdi.
“Sadece insanlar için mücadele etmek yetmez”
Hayvan hakları gündeminden iki haber.
İlki saldırı altındaki Gazze’de hayvanat bahçesinin boşaltılması üzerine. Hayvanların doğal ortamlarından koparılarak esir tutulduğu hayvanat bahçeleri pandemi, savaş, kıtlık gibi durumlarda ilk elden vazgeçileceklerden kabul edilse de Veteriner Dr. Amir Khalil, savaştan kurtarılabilecek her hayatın kurtarılması gerektiğini savunuyor.
İnsanların açlık ve savaş koşullarıyla mücadele ettiği Gazze’deki hayvanları kurtarmanın akıllıca olup olmadığı kendisine sorulduğunda Dr. Khalil şöyle yanıt veriyor:
“Sadece insanlar için mücadele etmek anlamsız; hayvanların açlıktan ölmesine göz yumuyoruz. İnsanlık bu değil. Bu yüzden böyle bir görev için can kurtarmayı düşünüyorum, savaşı durdurmak için karanlıkta bir mum yakmak gibi. Gazze ve İsrail’de defalarca şahit oldum, hayvanların geçişi için ateşi durduruyorlar. Bu bir umut.”
Diğer haber ABD’den.
Amerika Birleşik Devletleri’nin (ABD) Georgia eyaletinin güneybatısındaki 400 milyon dolarlık maymun yetiştirme tesisi hayvan hakları savunucuları tarafından protesto edildi.
Hak savunucuları tesisin yapılması planlanan Bainbridge Belediye’sini projeyi iptal etmeye çağırıyor.
Safer Human Medicine şirketinin açmayı planladığı hayvan işkence merkezinin 30 bin kadar uzun kuyruklu makağı barındırması ve 396 milyon ABD Doları tutarında bir kompleksin inşa edilmesini öngörüyor. Şirket, 263 işçi istihdam edeceklerini ve projenin desteklenmesi gerektiğini ileri sürüyor!
Hayvan deneyleri yerine bilimsel alternatif metotlara dair bilgi edinmek için burayı ziyaret edebilirsiniz.
14 yaşında sac makinesine sıkışarak ölen Arda Tonbul, Milli Uzay Projesi’nin ilk icraatını göremedi!
Türkiye bu hafta yerel seçim gündemi dışında iki konuyu gündemden düşürmedi. İlki 9 Ocak’ta İstanbul Büyükçekmece’deki Özkanlar Metal’de Mesleki eğitim merkezi (MESEM) kapsamında çalışan 14 yaşındaki Arda Tonbul’un sac makinesine sıkışarak ölmesi. Evrensel’den Hilal Tok haberinde Tonbul’un makine başında tek başına bırakıldığını, 16 dakika boyunca fark edilmediğini yazdı.
İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği Meclisi, Millî Eğitim Bakanlığı’nın uygulaması MESEM’in çocukları staj adı altında ucuz iş gücü olmasının önünü açtığını ve bu kapsamda çalışırken gerçekleşen iş cinayetlerinde çocukların öldüğüne dair açıklama yayımladı.
Diğer gündemse ilk defa bir Türkiye vatandaşının uzaya gönderilmesi oldu. 17’si gecesi planlanan uzay yolculuğu 18’i gecesi gerçekleşen Türkiye’nin ilk uzay yolcusu Alper Gezeravcı’nın da içinde yer aldığı SpaceX’e ait uzay aracı, Florida’daki Kennedy Uzay Merkezi’nden fırlatıldı.
Gezeravcı’nın bu yolculukta14 gün boyunca 13 farklı bilimsel deney üzerinde çalışacağı, bu deneylerden bazılarının “mikro yer çekimi, uzay ortamında insan sağlığı, Tuz Gölü bitkisinin uzay ortamında araştırılması, katı-akışkan karışımların yerçekimsiz ortamda araştırılması” olduğu duyuruldu.
Cumhurbaşkanı ve AKP’nin Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan, “Gözlerindeki parıltıyla ufka bakan gençlerimize, hayalleri dünyaya sığmayan çocuklarımıza ilham kaynağı olmak adına ilk kez bir vatandaşımızı uzaya gönderiyoruz” dedi.
Milli Uzay Programı resmî sitesinde hedeflerini şöyle sıralıyor: “Uzayda yapılabilecek araştırmalar konusunda Türk bilim insanına fırsat sağlamak, Türkiye’nin uzay alanında görünürlüğünü arttırmak, Genç nesilleri uzay alanında çalışmaya teşvik etmek, Bilim ve teknolojiye olan ilgiyi arttırmak.”






Bir Cevap Yazın