Müsilaj Marmara Denizi’ni tehdit ederken, Marmara Denizi Eylem Planı uygulanmıyor, İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa İBB operasyonları sonucu ev hapsinde… Orhan Z. Karadeniz yazdı.

Bu yıl 3 Haziran’da, Marmara Denizi Günü’nün dördüncüsü çeşitli etkinliklerle kutlandı. Ancak asıl sorun, denizin her geçen gün artan kirlilik ve ekolojik yıkım tehdidi altında olması.
Müsilaj (deniz salyası) felaketi, kirlenen sahiller ve yok olan deniz canlıları, bugünün bir kutlama değil, acilen harekete geçilmesi gereken bir uyarı günü olması gerektiğini gösteriyor. Çünkü Marmara Denizi, sanayi atıkları, arıtılmamış kanalizasyon suları ve kontrolsüz kentleşmenin yarattığı baskıyla boğuşuyor.
Marmara alarm veriyor: 2021’e benzer müsilaj tehdidi kapıda!
Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) Deniz Bilimleri Enstitüsü tarafından yapılan bir araştırma, Marmara Denizi’ndeki müsilaj sorununun 2021’deki duruma benzer bir risk taşıdığını ortaya koydu.
Araştırmacılar, 60 farklı noktada bir ay boyunca yaptıkları incelemeler sonucunda, kirlilik ve oksijen azlığının müsilajın en önemli nedenleri arasında olduğunu belirledi.
2021 yılına ait haritalarla Nisan 2025 görüntüleri karşılaştırıldığında, deniz tabanının hemen her yerinde benzer sorunların gözlendiği anlaşıldı. Marmara Denizi’nin suyunun yenilenmesinde en kritik etken, Karadeniz’den gelen su akışı olduğu biliniyor. Ancak iklim değişikliği nedeniyle yağışların azalması, Karadeniz ve nehirlerden gelen su miktarını düşürerek su değişimini olumsuz etkiliyor. Kurak dönemlerin müsilajı artırma ihtimalinin daha yüksek olduğu da tespit edilmiş durumda.
Bu durum, 2021’den daha yoğun bir müsilaj sorunuyla karşılaşabileceğimizi gösteriyor. Şu anda denizin altında bulunan müsilaj, zamanla yoğunlaşabilir ve deniz sıcaklığının artmasıyla birlikte yüzeye çıkma riski taşımaktadır.
İstanbulluların Bayram tercihi: Adalar ve müsilaj riski
Bayram tatilinin sıcak günlere denk gelmesi nedeniyle İstanbulluların, en yakın kaçış noktası olarak Adaları tercih etmesi bekleniyor. Ancak özellikle Kınalıada açıklarında tespit edilen müsilaj, bölgeye gitmeyi ve denize girmeyi planlayanlar için tehdit oluşturuyor. Zararlı bakteriler içerdiği bilinen müsilajın, temas halinde mantar ve parazit kaynaklı sağlık sorunlarına yol açabileceği ifade ediliyor.
Ayrıca, Saros Körfezi’ne kadar ulaşan müsilajın, bölgedeki deniz çayırlarının tamamına yayıldığı tespit edildi. Bu durum, hem deniz ekosistemini hem de turizmi olumsuz etkileyebilecek bir potansiyele sahip.
Marmara denizinde yaşanan bu sağlık tehdidi, yaz aylarında deniz turizminin geleceği açısından ciddi endişelere neden oluyor.
Tek nefeste müsilaj alarmı: doğa savunucuları harekete geçmeli
Dünya serbest dalış rekortmeni Şahika Ercümen, Marmara Denizi’ndeki müsilaj sorununa dikkat çekmek için tek nefesle dalış yaptı. Tanınmış isimlerin bu konuya ilgi göstermesi önemli olsa da, sivil toplum örgütlerinin ve özellikle doğa savunucularının acilen farkındalık yaratacak adımlar atması gerekiyor.
Müsilaj, deniz ekosistemi için ciddi bir tehdit oluşturuyor. Bu sorunun yoğun görüldüğü bölgelerde biyolojik çeşitliliğin azaldığı gözlemleniyor. Bu durum, ekosistemin dengesinin bozulmasına ve doğal yaşamın zarar görmesine neden oluyor. Mercan resifleri ve diğer deniz canlıları, müsilajın olumsuz etkilerinden en fazla etkilenenler arasında yer alıyor. Üstelik bu sorun yalnızca deniz yaşamını değil, aynı zamanda insan sağlığını da tehdit ediyor. Bu nedenle, toplumun tüm kesimlerinin konuya duyarlılık göstermesi ve çözüm arayışlarına katkı sağlaması büyük önem taşıyor.
Sivil toplum kuruluşları, müsilaj gibi çevresel sorunlara karşı etkili kampanyalar düzenleyerek halkı bilinçlendirmeli ve kamuoyunda farkındalık oluşturmalı. Doğa savunucularının bu mücadelede öncü rol üstlenmesi, çevre koruma bilincinin artırılması açısından hayati bir öneme sahiptir.
WWF-Türkiye’nin uyarıları ve Marmara Denizi Eylem Planı
WWF-Türkiye, son üç yıldır tespit edilen sorunların hala çözüme kavuşmadığını vurgulayarak, acilen harekete geçilmesi gerektiğini belirtiyor. Örgüt, tüm paydaşları, vakit kaybetmeden 22 maddelik Marmara Denizi Eylem Planı’nın uygulanmasına destek olmaya çağırdı.
Ne yazık ki her dönem, iktidar hırsları yüzünden halkımızın ve doğal kaynaklarımızın sorununu göz ardı etmekte. Bu durum, toplumsal bilincin güçlendirilmesini daha da zorunlu kılıyor.
Kirliliği önlemenin en önemli yollarından biri, kanalizasyon sistemlerinin arıtılarak denize boşaltılmasıdır. Ancak bu sorunun koordineli bir şekilde çözülmesi için öncelikle İSKİ Genel Müdürü Şafak Başa’nın göreve dönmesi, ilgili kurumların koordinasyonu sağlaması ve toplumsal diyaloğun güçlendirilmesi gerekiyor.. Yurttaşların ve doğanın sesine kulak vererek ortak bir hareket tarzı geliştirmek önemli. Bu nedenle, sürdürülebilir bir gelecek için harekete geçmek gerekir.
İktidar hırslarını bir kenara bırakarak, sorun teşkil eden tüm problemlere derhal kulak verilmelidir. Marmara Denizi, yalnızca bir günle hatırlanacak bir nostalji nesnesi değil, yaşayan bir ekosistemdir. Geç kalmadan harekete geçmezsek, çocuklarımıza miras bırakacak bir deniz kalmayacak.





Bir Cevap Yazın